Alikarduxos's Blog

Bêjenasîya zimanê Kurdî

1999’da “geri çekilin!” emrine uyan gurupların imhası

BİR GERİLLANIN ANLATTIKLARINI, ONUN ANLATTIĞI BİÇİMDE OKUYUNUZ!

Image

Dersim- Erzurum eyaletlerindeki gerillaların geri çekilme güzergahı, Amed üzerinden olmak zorundadır. Bu bölgedekiler Güney’e geçmek için önce Amed’e gelmek zorundadır.

Amed’de biriken gerilla güçlerinin farkında olan düşman, Amed’de süresiz olmak üzere gece-gündüz bir operasyon başlatır.

Havadan ve karadan alanı tarar.

Gerilla güçleri hiçbir yerde duracak, dinlenecek, düşünecek, uyuyacak imkanı bulamadılar. Gerilla geri çekilmeye başladığı andan itibaren sürekli şehit ve yaralı verir.

Bu arada inançsızlar kaçarken, bu duruma dayanamayan biri intihar ediyor.

Bu araziye yabancı olan Dersim ve Erzurum güçlerinden pek çok kişi şehit düşüyor.

Kış gelmeden Güney’e çekilme talimatı alan gerilla birimleri binbir güçlükle vardıkları Batman ovasına gelirler. Gerilla yürüyüşü ile (akşamdan sabaha kadar hızlı yürüyüş) geçmesi bir hafta sürecek olan Batman ovasını geçmek  geçmek zorundadır. Ovada bulunan köylerin çoğu korucular ve karakollarla donatılmıştır. Düşman bir plan gereği stratejik yerleri -muhtemel geçiş noktalarını- tutmuş,  PKK kurmayları gibi plansız hareket etmiyor.

Geri çekilmeye karşı en ince tedbiri bile almış olan devlet güçleri, imha amaçlı tuzaklar kurmuş bekliyor.

Güney’deki PKK Başkanlık Konseyi telsiz cihazından yaptığı konuşmalarda: geri çekilme hattını, yolunu,  tarihi ve çekilecek gurupların nitelik ve niceliği bilgisini sürekli almaktadır.

Bizim telsizlerimiz dinleniyor. Düşman tank, top ve özel timlerini Batman ovasındaki stratejik noktalara yerleştiriyor. Buna bir de eğitilmiş çoban köpekleri ve korucuları katarsak, erzak alınan göçerleri ajanlaştırdığını, sizden erzak isteyen olursa bize haber verin dediğini de eklersek, tam bir pusu çemberi  kurduğunu anlarız.  Bu çemberden insan değil kuş bile kurtulamaz.

Düşmanın geliştirdiği bu pusunun  istihbaratını milislerden ve köylülerden alan gerillalar, imha edileceklerini söylediklerinde, Başkanlık Konseyi cihazı  onlardan ‘açık olarak konuşulmamasını talep ediyor’. Ve bu dönemde Abdullah Öcalan’ın geri çekilmeyenleri etkisizleştirin  emri telsizlere yansıdı.

17-18 Agustos 1999

1999 ağustos ayındaki  Hürrüyetin  bir haberi

DSC02057

Ayrıca: Başkanlık Konseyi yıl sonuna kadar Güney’e çekilmeyen, karnını doyurmak için köylere giren, düşman güçleriyle çatışmaya girenlerin barış sürecini  baltalayan  provakatif ve ajan girişimi olacağını belirtiyor.

Gerillalar çaresiz bir biçimde sözde Güney’e özde ise  öleceklerini  bile bile orada bulunan arkadaşları ile vedaşlaşarak ölüme gitmek üzere ayrılıyorlar. Ve hepsi %90 öleceğini biliyor. Bazıları top mermilerinden paramparça olacağını bildiklerinden   vücutlarının değişik yerlerine kendi isimlerini yazıyorlar ki parçalanan vücudunun bir parşası bulunduğunda bari kimliği belli olsun..

Bundan dolayı  bu dönemde “Lice-Kulp-Genç üçgeni” söylemi  sık sık duyuldu.

Gerilla Birlikleri, Kuzey’den Güney’e geçişte baajlararın varlığından dolayı  Lice’den geçmek zorundaydı.

Gerilla yürüyüşü ile,  Lice –Hazro bir gün; Hazro-Silvan 2 gün. Silvan’dan itibaren ova başlıyor. Silvan’dan  Batman’a kadar iki gün dümdüz bir ovada yürüyorsun. Bu bölgedeki halk yurtsever olduğu için fazla bir sorun çıkmıyor. Ama bundan sonraki bir haftalık ova yürüyüşünde  ne kendini bir sivile gösterebilirsin,  ne de erzak alabilirsin. Kurtalan’dan ve korucu köylerinden geçmek zorundasın. Burada fark edilmek ölüm demektir. Yolda yürürken bile iz çıkarmamak için sürekli taşlara basmak zorundasın. Toprakta izinin çıkması hakkında ölüm fermanının  da çıkmasıdır. Burada bir kilometreden bile, düşman seni farkedebilir.

Burada su bulmak çok zordur. Suları temiz olmayan küçük dereciklerden kirli su içmek zorundasın. 1984 ten bu yana yüzlerce gerilla gurubu bu alanda şehit olmuştur. Tam bir kurt kapanıdır. Ve bu kapanın üstüne basarak geçmek zorundasın. Şansın çok büyükse kurtulursun.

Batman’dan iki gün Beşiri ovası…

Kurtalandan iki gün sonra Hasankeyf…

Geçiş yollarında petrol kuyuları ve koruma güçleri de var.

Hasankeyf’ten Eruh’a (Gabar) üç gün,  Eruh’tan Doğu Kürdistan’a, Urmiye karşısında…  TC-İran sınırında Kela Reş denilen yere gelip İran’a geçmek zorundasın. (Yüksekova’nın İran sınırındadır).

Eruh –Kela Reş 10 gündür. İran’daki kampta birkaç gün dinlendikten sonra  Kandil’e geçiyorsun. Tabi yaralı olmayıp da  dinlendiği  yerce son nefesini vermeyenler.

Geçerken Dicle nehrinin kirli suyunu içtim. Botla geçtik. Kuryeler getirmişti. Vücudumda çıbanlar çıktı. Sivrisinek çok, uyuyamıyorsun.  Gece zaten uykusuzsun, çünkü yürüyorsun.  Güzdüz de sıcak, açlık ve susuzluktan uyuyamıyorsun. Yarı sarhoş yarı baygın gibisin. Ölüm korkusu  her an kafanı meşgul eden ve zehirli bir akrep gibi beyninde dolaşıyor.

Yani Amed’den İran sınırına varış tam bir aydır. Batman ovasında  bir haftalık yolda, bir hafta boyunca yetmesi için yiyeceklerimizi çok idareli kullandık..  Kıt yiyeceğimiz yürümek için bize yeterli enerjiyi sağlayamadığı için, aç ve hantal yürüdük. Ama birbirimize çok yardım ettik. Bayanlar bile erkek arkadaşlara yardım ediyordu.

(…)

Oraya varınca Ferhat adlı Osman Öcalan’ın yanına çağrıldık… Kuzey’den gelenler diğerlerinden ayrı bir kampta tutuluyordu. Oradaki arkadaşların kafalarını karıştırmasınlar diye dışarıya gidip- gelmeleri de engelleniyordu.

Konseydeki yetkililer tek-tek gelip bu arkadaşlara moral vermek için bu arkadaşlarla toplantılar yaptılar. Ama onlar Başkan’ın barış sürecini  ve  Başkan’ın dehasından bahsederken biz ya yaralarımızla meşgul oluyor ya da şehit düşen yoldaşlarımızı düşünüyorduk.

Ben o an Zerdeşt arkadaşın gurubunu ve onların başına gelenleri düşünüyordum. Anlatayım:

Zerdeşt’in gurubu, geçiş güzergahını düşman bildiği için, ve aynı güzergahtan gidenlerin daha önce şehit olduğunun istihbaratını da aldığı için, Mardin tarafından kuryesiz Suriye’ye geçmek istiyor.  Suriye sınırına az bir mesafe kala düşman istihbarat alıyor. Hepsi orada imha ediliyor.

Bugün ben bunları yaşamış biri olarak tümünün koyun gibi ölüme gönderildiğine inanıyorum.

Kasım da  ayrı bir gurupla  bu uzun yürüyüşe katılan biri. Amed Eyaleti bayan sorumlusu Hevidar da bu gurupla şehid oluyor.

Bir çatışmadan sonra tüm arkadaşları şehid olan biri yaralı olarak bir çeşmenin başında bir korucu tarafından baygın olarak bulunuyor. Bu adamın adı Ferhan Mordeniz (kod adı Kasım). 1994 katılımı. Ferhanın en az 20 yarası vardı. Annesi, babası, abisi şehit. Ve aslen Liceli…1994’te kemalist imha gurubuna ait polisler annesi ve babasını katletmişlerdi.  Abisi 1997’de düşmanın eline geçiyor, gerilla. Düşmana bilgi vermiyor. İşkencede öldürülüyor.

***

Güney’e geçmek için Amed’e gelen Dersim gurubundan bahsedeyim: Düşmanın  gerilla noktasına baskın yapması üzerine,  kendisini savunmak için silah kullanmaktan çekinen 9 arkadaş teslim oldu. Çünkü silah kullanılırsa barış sürecini sabote eden ajanlar olarak suçlanacaklarını biliyorlardı.  Öcalan’ın belirttiği gibi ajan ve provakatörler olmamak için  her biri kendisini faşist timlerin eline verdi.  Bunlardan 3’ü bayan, 6’sı erkekti.  Özel timler bunlarla alay edip oynamaya başlamışlar. Bayan arkadaşlara tecavüzde bulunmuşlar. Öcalan’la alay etmişler ve bayan gerillalara “Öcalan’ın emriyle seni s….m, deyip tecavüz ettikten sonra kafalarına bir kurşun sıkıp katletmişler. Olay Diyarbakır’ın Hani içesi Şelli köyünde oldu. 99 Kasım ayıydı. Bu gurupta ölenlerin isimleri hatırladığım kadarıyla:

Cengaver, Büyük Güneyli babası YNK’li.

Masum

Mızgin

Lokman: Eski MK üyesi. Küçük Güneyli 1986 katılımlı.

Diğerlerini haırlamıyorum. Toplam 9 kişilermiş.

Başkanlık konseyinin yaptığı Kürd katliamıydı. Yaptıran düşmandır. Ama bu katliama alet olan PKK lideridir. Sonra da onu dinleyen Başkanlık Konseyidir. Her ikisi de yargılanmalıdır. Bir Kürd mahkemesi yapılmalı, bu mahkemenin tüm belgeleri kitap halinde basılmalıdır.

****

 Ali Karduxos’un YORUMU: görüldüğü gibi bir hata değil. Öcalan’dan gelen emre uyma suçunu işlemişler. Ama aynı suçu 1999 tecrübesine rağmen PKK’nin bir kez daha işlemeye meyil göstermesi ve hala hangi koşullar altında konuştuğu bilinmeyen tutuklu bir liderin direktiflerine uyması, bir savaş suçudur. Kendi ulusuna karşı işlenmiş bir suç olacaktır. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde esir düşenin komuta yetkisi yoktur.  Bu  şartı çiğnemek de KENDİ HALKINA KARŞI SAVAŞ SUÇUDUR.

PKK’nin neden 1999’da geri çekilin emrine uyan kahramanlarımızın anılarına yer vermemesini şimdi daha rahat anlayabiliyoruz.

***

Ali Karduxos bu röpörtajı (2005 Ağustos ayında) Güney Kürdistan’a gittiğinde yapmıştı.

************************************

***********************************

DİKKAT: 4 Nisan 2016 yılında yaptığım ektir:

Bu gerilla kıyımı tam 10 yıl  12 yıl Kürd ulusundan gizlendi.

  10 sene sonra Ahmet Türk, 1999’da iki ay içinde (Ağustos-Eylül aylarında)  900 civarında  gerillanın  katledildiğini,  söyledi

√  Yine 10 yıl sonra Cahit Mervan Kürd Televizyonunda o  dönemde 500’ün üzerinde gerilla yaşamını yitirdi , dedi.

*******************************************************

 Tarihleri hatırlatmak için Mayıs 2016’da  yaptığım ektir.

5 A[ustos 1999

***************

6=8 a[ustos 1999

 

 

 

*******************************

17-18 Agustos 1999.png

*********************

1 Eyl]l 1999

********************

Kani Yılmaz: Çekilmeler Ağustos ayında başlamıştı.

*******************

1999 politikası sürdürülüyor:

15 Temmuz 20ı6 tarihinde yaptığım yeni ek :

BIRGUNDEN

YUKARIDA KARE İÇİNE ALINMIŞ SÖZLER M. KARAYILAN’A AİTTİR…

Nankör Ferda Çetin’e göre,
Cahit Merwan’a göre
ve
Murat Karayılan’a göre,

11 kasabamız yerle bir edilmiş olmasına; 800 kişinin katledilmesine rağmen kazanan kürdlermiş.
ve
TCnin bu «yenilgiye» karşın bir zafere ihtiyacı varmış ve bu yüzden de BAHOZ’UN öldürüldüğünü bundan dolayı uydurmak zorunda kalmışmış.

Siyasetimizi ruh hastaları idare ediyor.
Ruhsuz ve iradesiz hastalar.

1999 öncesi bir tek kişi katledilse onu bayrak yapardık.

Siyaseti elinde bulunduran PKK-KCK oligarşisine göre 800 can birşey değil.. (Dün Paris’te katledilenlerden 11 kez daha fazla bir can kaybı)..

800 ana ve babanın ağladığı ,800 ailenin yasa büründüğü ve 11 kasabamızın yerle bir edildiği bir savaşı kazandık diye bağıranlar bu operasyonlara katılan özel harekatçılarının sevinçlerini yaşıyorlar.
Kürdün acısını paylaşmıyorlar.. Çünkü bu bir katliamdır. Kürdler katliama uğradı bu bir jenosddir dememeleri devletin çıkarınadır. Devletin pollitikasıdır.

1999’da 750 gerillayı kırdırıp bunu halktan sakladınız. Bunların isimlerini bile öğrenemedik.

Bari şimdi bize bu 800 kişini isimlerini verin ki; ileride bir jenosid anıtı dikildiğinde isimlerini yazalım…

Burada Karayılanın bahsettiği  sadece gerilla sayısıdır.. halktan  katledilenlerin adını  bile ağzına almıyor.
Ali Karduxos, 15 Temmuz 2016-Atina 10:49

 

***************************

 

ateskes-ye-oz-pol

13-14 yıl sonra Ö. Politika Gazetesi’nin yazdıkları

*************************************

 

29 Ekim 1999

*****************************

1999-1999

********************************

Advertisements

Απρίλιος 8, 2013 - Posted by | 1

Δεν υπάρχουν σχόλια.

Σχολιάστε

Εισάγετε τα παρακάτω στοιχεία ή επιλέξτε ένα εικονίδιο για να συνδεθείτε:

Λογότυπο WordPress.com

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό WordPress.com. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Google+

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Google+. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Twitter

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Twitter. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Facebook

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Facebook. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Σύνδεση με %s

Αρέσει σε %d bloggers: