Alikarduxos's Blog

Bêjenasîya zimanê Kurdî

GAVGAMİLA ve İSKENDER

 

GAVGAMİLA ve İSKENDER

(siyasi tarih dersi)

 Hz. İsa’dan önce 331 tarihinde Gavgamila denen yerde Büyük İskender’in  ordusu Pers ordusunu yendi.

 Eski Yunanca «kamila» deve demektir. Bugün de hala kamila deniyor.

Kelime semitik kökenlidir ve İbranice’de   ∕ gāmāl ∕’dır. Avrupa dillerine de geçmiş.

İngilizce camel, Fransızca chmeau, Almanca Kamel.

Dikkat edilirse Gavgamila kelimesinin içinde  –gamil–  vardır.

Coğrafyanın babası Strabon’a [Hz. İ.Ö. 64- Hz.İ.S. 19] göre GAVGAMİLA, “Develerin konakladığı ve bakımlarının yapıldığı yer” anlamındadır. Pers kralına bağlı ordunun develeri burada konaklıyormuş.

İşte Erbil  ve Dicle nehrine yakın olan bu yerde Büyük İskender III. Darius’u yenmiş. [Darius’un krallığı:   336 yılından 330 da yenik bir kral olarak  öldürülene kadardır].

 İskender Yunanca Aleksandros’tur.  Kelimenin başındaki Ale-  ile sonundaki -os  çıkarılırsa  /-ksandr-/ kalır.. Baştaki KS tersine çevrilir. SK olur…

İki sessizden oluşan SK, başa bir sesli harf alıp İ-SK olur. İSK+ANDR > ISKANDAR > İSKENDER olur.

(Etimolojik “parelel” not:

Türkçede hem /ekşi/ hem de /eşki/ denmesinin sebebi de budur. Ekşi, Yunanca KS-İ-NO’dur). Bu kez başa E seslisini almış.

III. Darius’un (Dara) lakabı Kodaman’dır.  Kendisinden önceki kral Mısır’ı almış, Küçük Asya’ya hakim olmuş, Yunanlılardan büyük oranda paralı asker toplayıp güçlü bir ordu kurmuştu.

III.Darius kral olduğunda Pers imparatorluğu zengindi. Parayla da olsa istediği yerde ayaklanma çıkarabilecek durumdaydı. Makedon kralı Filip’i iyece sıkıştırmış durumdaydı.

Tek korku  tüm pers imparatorları gibi zehirlenme korkusuydu. Sarayda kendisine sunulan bardağın zehirli oluğunu  farkedince, bardağın tümünü son damlasına kadar sunan hadımına  içirmiş ve ölümden kurtulmuştu. Akıllıydı.

 III.Darius savaşçı biriydi. Medya ülkesinin halklarından biri olan Kadusya’lıların liderini teke tek dövüşte öldürmüştü. (Bunların bir Kürd kabilesi oldukları yönünde çok büyük belirtiler var. Savaşçı,  iyi ok atan Atropatini halkı idi. Hazarın batısından itibaren Bugünkü Aras nehri civarında  yaşarlardı.  Diğer isimleri Mardlar’dır. Kürdcedeki Merd ile aynı kökenden bir  isim. Bunlardan bahseden Strabon ve Stefano Byzandiou isimli yazarlardır). Tek kusuru biraz ürkek olması idi.

Mardların lideri daha da iriyarı olmasına rağmen III. Darius güçlü rakibini öldürmüştü.

Atropatini ve MARDlar.jpg

Atropatini ve Mardların bölgesi

İktidara geldiğinde Makedonya kralı Filip öldü. Oğlu  Aleksandros, o anda, henüz pek hesaba katılacak bir rakip sayılmıyordu. Filipe karşı Thiva (Thibe) şehri ayaklanmıştı. Ama İskender Thiva’yı  335’te kuşatmış, yerle bir etmişti. Thiva şehrinde sadece Pindaros’un torunlarının kaldığı ev hariç tüm evler yerle bir edilmişti.  (NOT: Pindaros Hz. İ.Ö.522-448 yıllarında yaşamış  lirik şiir yazarı idi). Artık  İskendere karşı kimse ayaklanmaya cesaret edemiyecekti. İlliria’daki ayaklanmayı da bastırmıştı. Bugünkü Arnavutluktur.

 Ertesi yıl Büyük  İskender  Asya’yı işgale hazırdı. Emrinde 30 bin yaya, 5000 süvari vardı. Bu orduya İskender’in kendisi dışında  çok tecrübeli ve büyük komutanlar refakat ediyordu.

Aristotelis’in öğrencisi Büyük İskender ordusunun maaşını ödeme konusunda güçlük çekse bile  ne yaptığını iyi biliyordu. Döneminin en okumuş bilgili insanlarını da yanına almıştı.

İçlerinde seçkin filozoflar, coğrafyacı, botanolog ve tarihçiler de vardı. (Aristotelis: Hz. İ.Ö. 384-322 yıllarında yaşayan büyük filozof. Babası doktordu.  17-18 yaşlarında Platon’un (Eflatun Hz.İ.Ö. 428-347) yanında öğrencilik  yapmak için Atinaya geldi 20 yıla yakın Eflatun’un yanında kaldı. 342 yılında  Makedonya kralı II.Filip’in teklifini kabul edip prens İskender’in  eğitimini üzerine aldı. Bu tarihte İskender henüz 13 yaşında idi.. İskender 336’da Makedonya kralı olunca  bir yıl sonra Aristotelis Atina’ya yerleşti. 322 tarihinde Chalkida’da öldü. 1000 civarında eseri vardır. Ancak bunların küçük bir kısmı bugüne kadar ulaşmıştır).

Büyük İskender, Pers ülkesinde SUSA şehrine varana kadar:

334 yılında Granikos savaşını kazanmış;

333 yılında İssos savaşını kazanmış, ve:

331 yılında da Gavgamila savaşını  kazanmıştı.

(Google’ye  yunanca  GAVGAMILA yazın ve resimlere bakın. Yunanca yazılışı: Γαυγάμηλα).

Bu savaştaki  asker sayısındaki üstünlük  Perslerdeydi. 

megasalexandrosppt-8-638

Tarihçi Arrianos’un yazdığına göre Pers ordusu 1.000.000 askerden oluşuyordu. Ordusda 40.bin süvari vardı. 200 tırpanlı savaş arabası bunlara eşlik ediyordu.

 

Yunan Makedonordusu ise sadece 40.000 yaya ve 7000 süvari idi.

 Büyük İskenderin  dahi  taktiği sonucu savaşıYunanlılar kazandı

İskender, Aralık 331de Susa şehrine  girmişti. 250 yıllık Pers devletini 3 yılda yıkmıştı..

Birinci savaş, Granikos Savaşında,  karşısında sadece güçlü pers süvarileri bulunmuyordu. Pers ordusunda paralı asker olan, Memnonas gibi  yetenekli yunanlı komutanlara karşı da savaşı kazanmıştı.

Arrianos İskender’e refakat eden tarihçidir. Bu savaşta 20.000 kişilik paralı yunan ordusunu kuşatıp 18.000’ini  öldürdüğünü yazar. Geriye kalan 2000 kişiyi de esir olarak Makedonya’ya gönderdiğini  belirtir.

Bundan 18 ay sonra ise İssos savaşını kazanır.

Granikos zaferinden İssos zaferine kadar 18 ay geçmişti. Hem ordusunu güçlendiriyor. Hem de Küçük Asya’nın kara ve deniz kısımlarında gerekli organizasyonu  tamamlıyordu.

Buna rağmen Pers ordusundaki Rodoslu paralı asker ve komutan Memnonas Sakız ve Midilli (Lezbos) adalarını  işgal etmişti. Memnonas  savaşı   Atina’nın  bulunduğu bölgeye  taşımayı  planlıyordu. Bu amaçla Atina yakınındaki Evvia adasına saldırmayı planlıyordu.

400 savaş gemisi vardı.

İşte tam bu sırada İssos denilen yerde savaş oldu. III. Darius’un ordusu hezimete uğradı.

Bu savaşta da aslında Büyük İskender yine  sayıları 10.000 olan Yunanlı paralı askerlerle böy ölçüşmüştü.

Savaşta Yunanlılar iki guruba ayrıldı 2000 kişilik bir gurup III.Darius’la birlikte  Dicle nehrini geçip doğuya çekildi. 8000 kişilik olan büyük gurup ise  Aminda’nın komutasında gemilerle Mısır’a kaçtı.

İssos’ta bulunduğu sırada Darius’un  Damaskos (Şam) şehrine büyük miktarda para gönderdiğini haber alan  Büyük İskender  komutanlarından Parmeniona’yı gönderdi. Damaskos şehrinde tüm yunan seçkinlerini esir aldı.

İssos savaşından 22 ay sonra da Mısır’ı alan Büyük İskender orada bugünkü adıyla İskenderiye şehrini kurdu. (Yunancası Aleksandria).

Bundan sonraki savaş Gavgamila’da oldu. Yunanlıların karşısında yine Yunanlı paralı askerler vardı. Bu kez sayıları sadece 2000 idi. Bunlar İssos savaşından sonra Darius’la birlikte geri çekilen guruptu. Darius’tan para yardımı alan Ispartalıların ayaklanmaları ise bir varlık gösteremedi.

Savaş 1. Ekim 331’de oldu.

 İki ordu Gavgamila denen yerde karşılaşınca Pers ordusunun sayı üstünlüğünden telaşa düşen komutanlar Büyük İskender’e bir gece baskını yapmasını  ve Pers ordusunu dağıtmasını  önerdiler.

Bu öneriye Büyük İkenderin meşhur cevabı şöyle idi:

“- Ben buraya üçkağıtçılıkla savaşı kazanmaya gelmedim”.

Gavgamila  savaşını  da kaybeden III. Darius, at sırtında doğuya doğru kaçtı. Baktrianların bölgesinde Vissos adındaki  Baktrian ve Soğdia  Satrabı tarafından öldürüldü. Vissos III. Darius’un akrabası idi.

Büyük İskender Vissos’u  329 yılının yazında yakaladı. Ekvatana’ya gönderdi (Bugünkü Hamadan). Orada yargılandı. Öldürülmeden önce ihanet suçundan dolayı burnu ve kulakları kesildi.

 Pers imparatorluğu tamamıyla İskender’in eline geçti ve yerine artık bir imparator, bir lider çıkaramaz duruma geldi.

Artık Pers tahtında oturan Büyük İskender’i tehdit edecek  bir yapı kalmamıştı. Darius  öldürülünce  koskoca imparatorluk  ele geçirilmişti. Artık  haerhangi bir tehdit sözkonusu değildi.

 Rahatlıkla artık Pers sarayında eğlenceler düzenliyor, yarışlar  hazırlıyor ve satraplıkları (valilikleri)   komutanları veya kendine bağlı olanlar arasında paylaşıyordu.

******

SİYASİ TARİH

Floransa’lı Makiavelli (1469-1527) Çağdaş reel politikanın kuramcısı kabul edilir.

Siyaset kuramcısıdır. Kendisi Floransalıdır. 7 yaşında Latince öğrenecek kadar iyi bir ağitim almıştır. Babası avukattı. Kendisi diplomattır. Konuşmalar, Savaş Sanatı, Floransa Tarihi ve Adamotu(komedi), Clizia (komedi)   isimleriyle  eserleri vardır.

En önemli eseri şüphesiz ki; 1513’te yazdığı   İl Principe isimli eseridir. Bu eser  Türkçeye Prens, Yunancaya Egemen olarak (İGEMONAS ismi ile) çevrilen yapıtıdır. Real politika dersidir. Birden 26’ya kadar numaralanmış 26 ders veya konudur.  Bu eser hemen hemen Dünya’daki tüm siyasi bilimler dersi veren üniversitelerde, askeri okullarka ders kitabı olarak okutulur. . Veya bu tür okullarda okunması %100 gerekli olan bir kitaptır.

Bu kitapta IV numaralı başlığın altında İskender’e yenilen Pers kralından bahseder ve bu imparatorluğun yapısını  Osmanlı ile  kıyaslar, eşleştirir.

Okuyalım:

 

 

İSKENDER TARAFINDAN İŞGAL EDİLEN DARA

KRALLIĞI ONUN ÖLÜMÜNDEN SONRA

HALEFLERİNE KARŞI NEDEN

AYAKLANMAMIŞTIR

 

Yeni fethedilen bir devletin elde tutulmasındaki güçlükler göz önünde bulundurulursa, Büyük İskender’in kısa bir süre içinde Asya’ya egemen olması ve burayı ele geçirir geçirmez ölümünden sonra bütün bu ülkenin ayaklanması akla yakın görünürken, haleflerinin buraları nasıl tutabildikleri ve onların kendi ihtirasları yüzünden aralarında çıkan güçlüklerden başka güçlüklerle karşılaşmamış olmaları şaşırtıcı gelebilir. Şöyle cevaplayabilirim bunu: Hatırlayabildiğimiz bütün devletler iki farklı biçimde yönetilmişlerdir:

Ya başta mutlakiyetçi bir hükümdar vardır; yönetime yardımcı olan bakanlar onun kulları gibidirler. Hükümdarların izni ve isteği ile bu görevlere gelmişlerdir. Ya da devletin basında bir hükümdar ve yönetimi paylaşan beyler vardır. Bu beyler Bakanlık görevlerini hükümdarın izni ve isteği ile değil soylu olmalarının bir gereği olarak yürütürler. Bu beylerin kendi özel devletleri ve onları senyör olarak kabul eden uyrukları vardır.

 

Bir hükümdar ve onun kulları tarafından yönetilen devletlerde hükümdarın yetkileri çok büyüktür. Ülkenin her yerinde ondan başka bir egemenlik sahibi görülmez. Bakan ya da memur sıfatı ile başkaları bu egemenliği kullansa bile halkın onlara karşı özel bir bağlılığı yoktur. Bu iki çeşit yönetimin günümüzdeki örnekleri Türk padişahı ile Fransa kralında görülür. Türk hükümdarlığı tek bir padişah tarafından yönetilir.

 

Diğerleri kapıkullarıdır. Padişah ülkesini sancaklara ayırmış ve oralara valiler tayin etmiştir. Padişah valileri istediği zaman istediği biçimde değiştirebilir. Fransa kralı ise kalabalık bir soylular sınıfı ile kuşatılmıştır. Bu  soyluların kendilerine, bağlı uyrukları ve ayrıcalıklı durumları vardır. Kral onların bu ayrıcalıklarını —kendini tehlikeye atmadan— ellerinden alamaz.

Bu iki çeşit yönetim biçimi incelenirse, Türk hükümdarlığının ele geçirilmesinin çok güç, fakat bir kez ele geçirilirse onu elde tutmanın ise çok kolay olduğu görülür. Buna karşılık. Fransa krallığını ele geçirmek kolay fakat onu elde tutmak çok güçtür.

 

Türk hükümdarlığını ele geçirmekteki güçlük şuradan doğar. Saldırmak isteyen devleti bu ülkeden çağıracak beyler olmadığı gibi halkın ayaklanması da umut, edilemez. Çünkü herkes padişahın kulu olduğu için onları baştan çıkarmak güçtür. Baştan çıkarılsalar bile bu fazla bir işe yaramaz. Çünkü söylediğimiz sebeplerden dolayı halk onlarla birlikte hareket etmez. Osmanlı devletine kim saldırırsa onu birlik içinde bulacağını hesaplaması gerekir. Bu nedenle umudunu başkalarının iç karışıklığından çok kendi öz kuvvetlerine bağlamalıdır. Fakat bir kez yenik düşüp ordusu bozguna uğrayacak olursa hükümdar soyundan gelenlerin dışında kimseden korkmaya gerek kalmaz. Onlar da yok edilirse, diğerlerinin halk katında saygınlıkları olmadığı için artık çekinilecek hiçbir kimse kalmaz. Zaferden önce onlardan bir şey umulmaması gerektiği gibi zaferden sonra da onlardan korkulması için sebep yoktur.

 

Fransa gibi yönetilen devletlerde durum tümüyle farklıdır. Burada krallığın bazı beylerini elde ederek ülkeye kolaylıkla girilebilir. Memnun olmayanlar ve değişiklik isteyenler her zaman bulunur. Bunlar söylediğim sebeplerden dolayı size kapıları açabilir ve zaferinizi kolaylaştırabilirler. Fakat sonra buraları elde tutmak istediğiniz zaman, ister size önce yardım etmiş olanlar, ister zarar verdiğiniz kişiler olsun, sayısız güçlükler çıkarırlar. Hükümdarın soyunu ortadan kaldırmak yetmez. Geri kalan beyler hareketin başını oluştururlar. Bunların tümünü memnun etmek ya da öldürmek mümkün olmayınca da fırsat ele geçer geçmez savaşı kaybetmiş olursunuz.

 

Dara krallığının yönetim biçimine bakarsak bunun Türk hükümdarının yönetim biçimine benzediğini görürüz. Bu yüzden İskender Dara krallığını kesin bir biçimde çökertmek zorunda kalmıştır. Zaferden sonra Dara ölünce İskender yukarıda belirtilen sebeplerle rahat bir şekilde bu ülkenin sahibi oldu. Eğer ondan sonra gelenler birlik olabilselerdi burada rahatça egemenliklerini sürdürebilirlerdi. Gerçekten bu devlette kendilerinin yarattıkları karışıklıklardan başka bir karışıklık olmadı. Fakat yönetim biçimi Fransa gibi olan devletleri elde tutmak o kadar kolay değildir. Romalılara karşı İspanya’da, Fransa’da ve Yunanistan’da sık sık meydana gelen ayaklanmalar bu memleketlerde birçok beylerin bulunması yüzündendir. Bu beyliklerin hatıraları durduğu sürece Romalıların bu ülkelerdeki egemenlikleri sallantıda kalmıştır. Ne zaman ki imparatorluğun sürekliliği ve gücü sayesinde bu beylerin hatıraları silindi, ancak o zaman güvenlik sahibi oldular. Daha sonra kendi aralarında sürtüşmeler doğunca her biri bir bölgede egemenliğini sürdürüp o yerin sahibi oldu. Fakat bu bölgelerde eski beylerin soyu tükenince Romalılardan başka bir egemenlik tanımadılar.

 

Bütün bu olanlara iyice bakılırsa İskender’in Asya’yı elinde tutmakta bulduğu kolaylıkla, Pyrrhus ve benzerlerinin ele geçirdikleri yerleri tutmakta uğradıkları güçlüklerde şaşılacak bir taraf yoktur. Bu sonuç,fatihlerin niteliklerinden değil, ele geçirilen yerlerin farklı yapılarından kaynaklanır.

 

*****

YORUM:

A- «Ya da devletin basında bir hükümdar ve yönetimi paylaşan beyler vardır. Bu beyler Bakanlık görevlerini hükümdarın izni ve isteği ile değil soylu olmalarının bir gereği olarak yürütürler” diyor .

bunu günümüze şöyle uyarlayalım: Ya, Allah diye tapılan biri vardır ya da yönetime ortak yetkin bireyler vardır.

 

B- Bir hükümdar ve onun kulları tarafından yönetilen devletlerde hükümdarın yetkileri çok büyüktür. Ülkenin her yerinde ondan başka bir egemenlik sahibi görülmez. Bakan ya da memur sıfatı ile başkaları bu egemenliği kullansa bile halkın onlara karşı özel bir bağlılığı yoktur. Bu iki çeşit yönetimin günümüzdeki örnekleri Türk padişahı ile Fransa kralında görülür. Türk hükümdarlığı tek bir padişah tarafından yönetilir.

Bir hükümdar yerine Abdullah Öcalan yazın vre tekrar okuyun!

 

C- Fakat bir kez yenik düşüp ordusu bozguna uğrayacak olursa hükümdar soyundan gelenlerin dışında kimseden korkmaya gerek kalmaz. Onlar da yok edilirse, diğerlerinin halk katında saygınlıkları olmadığı için artık çekinilecek hiçbir kimse kalmaz. Zaferden önce onlardan bir şey umulmaması gerektiği gibi zaferden sonra da onlardan korkulması için sebep yoktur.

 

Bizde yok etmediler. esir hükümdara biat ettirmeye devam ettirdiler.örgütleri de eski kral karşı düşmanlığından dolayı  “eski kralın ordusunu dağıtmak için kendisi ile işbirliğine çağırıp visso durumuna getirdiler. Bizdeki Vissos İç oğlandır. sonuç aynı medot farklı gibi ama değil. Bu maddenin günümüz koşullarında belli bir örgüte uygulanışıdır.

   

 D-Dara krallığının yönetim biçimine bakarsak bunun Türk hükümdarının yönetim biçimine benzediğini görürüz.

 Burada Dara krallığı yerine  “PKK ve başkanı” deyimini koyun!

 

E-Bu sonuç,fatihlerin niteliklerinden değil, ele geçirilen yerlerin farklı yapılarından kaynaklanır.

 

Bu sonuş TC devletinin güçlülüğünden değil, PKKnin tek lidere tapan özelliğinden kaynaklanır. Yerel olarak  PKK içinde bir tek irade sahibi insanın olmamasındak  kaynaklanır.

Şimdilik başka yorum da eklemek istemiyorum.

 

Ali Karduxos, 8 Kasım 2016-Atina

********************

SONRADAN AÇIKLAYICI EK

RUDAW’ın aşağıdaki haberini okuyunuz!

rudaw-kurmanci-iskender

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Advertisements

Νοέμβριος 9, 2016 - Posted by | 1, tarih/dirok

Δεν υπάρχουν σχόλια.

Σχολιάστε

Εισάγετε τα παρακάτω στοιχεία ή επιλέξτε ένα εικονίδιο για να συνδεθείτε:

Λογότυπο WordPress.com

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό WordPress.com. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Google+

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Google+. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Twitter

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Twitter. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Facebook

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Facebook. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Σύνδεση με %s

Αρέσει σε %d bloggers: