Alikarduxos's Blog

Bêjenasîya zimanê Kurdî

Kemal’in emriyle jenosid yapan Topal Osman

 

Samsuna kavuşan Mustafa Kemal’in ilk görüştüğü kişilerden biri Topal Osman’dı. (KAYNAK: Doğan Avcıoğlu: Milli Kurtuluş Tarihi).

Topal Osman’a asker silah ve yetki veren M. Kemal ondan sadece ve sadece istediği bir tek şey vardı. O da şuydu: Pontusluları imha etmesi. Asker kaçağı gibi hareket edecekler ve kimliklerini hiçbir şart altında beyan etmeyeceklerdi. Böylece yapılan katliamlardan kemalistler sorumlu tutulmayacaktı.

Topal Osman’ın Mustafa Kemale verdiği cevap çok ilginçti:

– Hepsini eşek arısı gibi yuvalarında boğacağım. (Kaynak: Kutsal İsyan, H. İ. Dinamo bkz. kitabın kapağı)

images

Topal Osman yaptığı her katliamda M. Kemali detaylıca haberdar etti.

Topal Osman, Pontus Jenosidinden sonra Sakarya savaşına Türk Subayı olarak çağrıldı. TBMM, Ruslarla Fransızlarla , İtalyanlarla anlaşmıştı. Artık askeri kimliğini gizlemesine gerek kalmamıştı.

M. Kemal Ankarada büyük bir sevinçle  ve bir kahraman gibi karşıladı.

Bu karşılamanınresmi vardır. M. Kemalin gülümsediği nadir fotoğraflardan biridir.

 

katil ankarada başka bir katille görüşüyor

Kaynak: Pars Tuğlacı , Çağdaş Türkiye cild: III, sayfa 1876i 1990 İstanbul.

Bu jenosidci katil, Sakarya savaşından sonra TBMM muhafız Alayı komutanı oldu. Mustafa Kemali ve meclisini koruma görevi ni aldı.

M. Kemalin en güvendiği bir katil olarak, yüne M. Kemal’in emri ile M. Kemal’e muhalefet eden milletvekili Ali Şükrü Bey’i öldürdü. (27 Mart 1923). Sonra da M. Kemalin  gönderdiği «Papazın Bağı» denen yerde saklandı.

M. Kemal Ali Şükrü Bey’in boğdurulmasına duyulan tepkilerden korktu. Kimin yaptırdığı anlaşılırsa kendisi de tepetaklak düşecekti. Topal Osman yakalanır ve itiraf ederse kendi durumu daha da çok kötüleşecekti. Hiç yakalanmaması ve hiç konuşmaması gerekiyordu. Bu yüzden de bir yüzbaşıyı çağırdı ona:

-Topal Osman Ağa Papazın Bağı denen yerde saklanıyor, gidip onu öldüreceksin! deyip saldırı planını da bizzat çizip ona açıkladı. eline bir kağıt plan verdi. (Kaynak: Doğan Avcıoğlu). (Bazı kemalist yazarlar «papazın bağı» dememek için Ayrancı Bağları der).

Yüzbaşı gidip Topal Osman’ı öldürdü.

M. Kemal Topal Osman’ın kendi arkadaşı olduğunu ve kendi emriyle Ali Şükrü Bey’i öldürdüğünü gizleyebilmek için onun cesedini ayağından Meclisin kapısının üstüne astırdı.

TBMM  kapısının eşiğinde ceset asılmış tek meclistir sanırım.

Topal Osman 1883 doğumluydu ve M. Kemaldan 3 yaş küçüktü. 1923 te M. Kemal tarafından öldürüldüğünde 43 yaşında idi.

Mustafa Kemal türk tarihçilerinin ve okul kitaplarının yazdığı gibi 1881 doğumlu değildir. 1880 doğumludur. Neden onun doğum tarihinin 1881 yapıldığını bilahare açıklayacağım.

M. Kemal 1931 yılında 4 cildlik bir faşist emperyalist ırkçı bir tarih yazdırdı. Bu tarih kitabının sonundaki kronoloji bölümünde kendi doğum tarihini doğru olarak yazdırttı: 1880.

 Tarih IV m kemal

 

Tarih 4 kronoloji s 347

Osmanlıcadaki  «tevellüd» kelimesi  arapça bir kelimedir ve DOĞUM demektir. 
Mustafa Kemali’in tevellüdü demek «Mustafa Kemalin doğumu» demektir.

 

 

M. Kemal’in doğum tarihi sonradan sonradan neden 1881 yapıldı?

Çünkü Annesi Zübeyde  Ali Rıza ile evlendiğinde  M. Kemal onun kucağında idi. Bir yaşında idi. Başka bir babadandı.  Doğum tarihi 1881 yapılarak «doğumunu bir yıl geciktirdiler»(!).

Dikkat ederseniz yazdırttığı tarih kitabında annesinin resmi vardır ama babasının  resmi yoktur.

YAZAN: Ali Karduxos 20 Mayıs 2017-Atina

Μαΐου 20, 2017 Posted by | 1, tarih/dirok | Σχολιάστε

PONTUS JENOSİDİNİN, M. Kemal imzalı BELGESİ

Ermeni, Pontus ve Dersim Jenosidini yapanlar aynı kişilerdi.

Aşağıdaki belgede  tüm katillerin isimleri ve imzaları vardır.

*****

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

ÇEVİRİSİ

 SURET

Dokuzyüz kırkbirinci karar:

Ahiren Yunan donanmasının Karadaeniz’de inkişaf eden  faaliyeti ve İnebolu’yu  bombardıman itmesi  hesabıyle  Samsun’a bir ihrac ihtimali tezayid  itmiş olduğundan sahildeki  on beş yaşından elli yaşına kadar eli silah tutabilen rumların dahile sevkleri Merkez Ordusu Kumandanlığının eşmarine maatuf Erkan Harbiye Umumiye  Vekalatinin  9 .6. 37  tarihi  ve 5046 numaralı tezkeresi üzerine icra vekilleri heyetinin  16. 6. 37 tarihindeki  ictimaında  karargir olmuştur.

 Hemen altta ise Başta Harbiye Vekili ve Dahiliye Velilleri olmak üzere  Türkiya Büyük Millet Meclisi reisi  Mustafa Kemal ile  Erkan Harbiye Vekili Fevzi’ nin imzaları vardır.

Sol taraftaki  sarı markadorlu  imza Mustafa Kema’lin  sağ taraftaki ise Fevzi(Çakmağın) dır..

Kitabın  aslı  kardeşiniz Ali Karduxos’un özel kitaplığında mevcuttur.

Aynı şahıslar aynı tecrübe ile   10 yıl sonra  Dersim Jenosidini gerçekleştirdiler.

Bu Osmanlıca belge: Türkiye Büyük Millet Meclisinin  yayınladığı kitaptan alınmıştır.  Osmanlıca  harflerden bugünkü latin harflerine çeviriyi  kardeşiniz Ali Karduxos yaptı.

 Bu kitabın Latin Harfleriyle yeni baskısı da vardır ancak  elimde olmamasına rağmen yeni baskısının ve TC devletinin  çevirisinin güvenilir olmadığı ve eksik olduğu kananatindeyim.

yeni baskısının kapağı:

pontus meselesi TBMM yeni baskı

(Alıntı yaparken Kaynak ismi vermemek  hırsızlıktır).

KÜÇÜK  AÇIKLAMALAR

1.Bu karar alındıkatan sonra tüm rum -yani Yunanlılar- önce talan edildiler ellerinden varları-yokları alındı. Ve sonra BAŞKA BİR YERE zorla tehcir edildiler. Tehcirin amacı yolda imha idi. Ermeni jenosidi tecrübeleri de vardı. Bu konuda yüzlerce kişinin bir vadide katledildikleri belgesi M. Kemale sunulmuştur. ve bu osmanlıca kitapta yayınlanmıştır.  Ayrıca bu jenosidin görgü tanığı Kızıl Ordu komutanı Frunze’dir. Frunze 1921de Sovyetler Birliğini temsilen M. Kemal’le görüşmek üzere Ankara’ya gönderilir. Karadeniz Samsun’dan itibaren yaylı (fayton , at arabası) bir araba ile Ankara’ya yola çıkar. Yolda, sürgüne götürülen bir Yunanlı Pontusluların kafilesine raslar. Yolda sürekli ceset sayar. ve bunlardan birini şöyle anlarır:  On kilometrelik yolda 55 ceset sayar. çoğu çocuktur.  Şöyle der:
«-On veya onbir yaşlarında bir kız çocuğu . kafası kesilmiş ve kolunun yanına konmuştu».

2.Kemalist devlet bir gurubu veya bir ulusu katledince onu sürgün bahanesi ile toplar sonra da BAŞKA BİR YERE diyerek «belli olmayan bir yere doğru yola çıkarırır. Kemalistlerin dilinde BAŞKA BİR YERE emri, katledilme emridir. Mustafa Suphi için de Mustafa Kemal’in verdiği emir  «Trabzon’dan BAŞKA BİR YERE nakledilmeleri» biçimindeki bir emirdir. Yani katledin! demektir.

3.Yukarıdaki Osmanlıca kitapta yazılanları çarpıtmak için devlet çok insanını seferber etti. Jenosidci tarihçiler «aileler kendi isteklerince gittilar» diye yazdılar.
Halbuki 6 yıl önce ermenilerin sürgünde katledildiklerini bilen Hristiyan Rumlar, sürgüne götürülenlerin %100 katledileceklarini biliyorlardı.
Bu yüzden de 1921 de sürgüne gitmemek ve katledilmemek için köyler 24 saat içinde müslümanlaştılar. Bugün Pontusta Pontusça konuşan müslümanların ataları işte böyle 24 saat içinde müslümanlaşan  Yunanlılardı.
M. Kemal orduları bugünkü IŞİD gibi köylere girip genç kızları toplayıp tecavüz edip katlediyordu. geri kalanları da sürgüne gönderiyordu. ( isteyen Türk tarihçi ile halka açık tartışabilirim).

Μαΐου 20, 2017 Posted by | 1, tarih/dirok | Σχολιάστε

Kürdistan’da Neolitik dönem bulguları

Kürdistanda Neolitik Dönemle ilgili  bulguları  yazan bu tezi muhakkak okuyun!

Kürdistanda neolıtık

 

Μαΐου 18, 2017 Posted by | 1, pirtûkxane | Σχολιάστε

du, deh û bîst

bejenasi-fonu

Kürd kültürü  DA, DAR,  DAN ve NAN kültürüdür

Kürdce sayılar: 2, 10 ve 20

Yunanca İKİ sayısı DİO.

Yunanca 10 sayısı  DEKA.

Yunanca 20 sayısı İKOSİ (anlamı:  iki  defa on)

Jimara 2(du), bi zmane Almanîyan zwei e.

Jimara (10)deh bi Almanî zehn e.

Jimara bîst jî bi zmane Almanî  zwanzig e.

Almanca 2 rakkamı «zwei»  yazılır; çwai okunur.

Yani İKİ  RAKKAMINA Almanca  yumuşak bir Ç ile “çwai” derler.

10 rakkamına  Almanca yine yumuşak vir Ç ile “çehn” derler.

20 rakkamına da “çwançig” derler.

Alman WAHRİG sözlüğünde ZWEİ rakkamının  kökeninin  Hint-Avrupa dillerindeki *dui olduğu yazılıdır.  Bu kökenden geldiği kabul edilir. (WAHRİG SÖZLÜĞÜ sayfa 1722).

Almanca yirmi(20) ise;  iki kere on anlamına gelen zwanzig’dir. WAHRİG sözlüğünde iki  defa on anlamına geldiğini yazmış.  Aynen şöyle yazılı:  [“Zwei  Zehner “ < zwei+ …zig].

Öyleyse  Almanca yirmi derken aslında “iki defa  10” demiş oluyoruz.

LATİNCE 20 sayısı viginti.. Bu kelimenin kökü ise Latince  kelimelerin etimolojisi kitabında yazılı. WİKATİ  < *vikmt  < *dvidkmti (yine Almancadaki gibi iki kere on demektir).  >  duo decem.  Bu yüzden de Fransızcada vingt, İtalyancada venti,  İspanyolcada veinte, veintena. ( Kaynak: V.A. Koyvela, Latince’nin Etimolojisi  Sözlüğü sayfa:  886, 2002, Atina. Sözlüğün kapağı hemen altta).

Sanskritçe yani günümüzden 3000 sene önceki yazılı Hintçe’de dvi, 2(iki) demektir. vimsati 20(yirmi) demektir.  Avestada vistaiti. Latince viginti, Fransızca vingt, İngilizce  twenty vs.

 Önemli bir ayrıntı: Kürdcemizdeki deh veya des 10  rakkamının ismidir.

Bu kelime Kürdcemizdeki  en eski kelimelerden biridir.   Avcılık ve toplayıcılık döneminin  bir kelimesidir. Da, dayık, dıdım, dest ile aynı kökten bir  kelimedir. Sanskritçe daşa,  10(on)  anlamındadır. Fransızca dix, Latince decem,İngilizce ten.  Almanca zehn.

Yunanca daktilo parmak demektir. Kürdcedeki DA ve TILİ  kelimelerinin aynısıdır. Yazı makinasına da daktilo denir. Yunanca parmakla yazılan makina dendiği için.

 Çingeneler Hindistan kökenlidirler.

Bunların dilinde bir Yeque (bi Kurdî YEK)

Çingenece dui (bi Kurdî DU)

 Çingenece Pance (Bıi Kurdî PENC)

Çingenece Deque  veya  deş (Bi Kurdî DEH).

Çingenece  bis veya biş (bi Kurdî BİST).

 

Ali Karduxos, 9 Mayıs 2017-Atina.

Μαΐου 9, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Kürdce Teknik Terimler Sözlüğü pdf

Bu sözlüğü bilgisayarınıza da indirebilirsiniz.

2488b6b925131b1_ek ΖΑRAVEN ΤΕΚΝΙΚΙ

 

Μαΐου 4, 2017 Posted by | 1, pirtûkxane | Σχολιάστε

Kürdce çok eski ve çok güzel iki kelime: MAST ve MEŞK

Kürdce ka kelimesinin etimolojisinin videosunu yaptım ve yayınladım.

Bir arkadaş You Tube üzeri bana bir soru sormuş.

TREJAN

Cevabım:

Trejana cevap

Lütfen Sorularınızı facebook üzerinden ve mümkünse mesaj olarak yapınız.

Böylelikle benim de istediğim anda cevap verme imkanım olur.

Ali Karduxos. 4 Mayıs 2017-Atina

Μαΐου 3, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Küçük Asya’nın Coğrafyası

Alttaki mavi satırı tıklayarak Kitabı  pdf olarak  okuyabilirsiniz.

 

 

 

 

MIKRA ASIA KITASININ TARIHIE DZAGRAFIASH

 

Anadolu’nun   Denizde kıyısı olan  yarımadasına Küçük Asya deniyor. Kürdistan’ın en batı kesimi de bu coğrafik alana girer.

Yani Batum’dan  İskenderun Körfezi’ne kadar çekilecek bir çizginin batısında kalan coğrafik alandır.

Yunanca AMATOLİ’dir. Doğu demektir. Güneşin doğduğu yön demektir.  Yunanlılara göre doğu olan ve Doğudaki Yunanlıları barındıran bu bölgeye Türkler de yunanlılar gibi ANATOLİ demişler.  M. Kemal döneminde basılan  siyasi ve tarih kitaplarında ANATOLİ diye yazar. Kemalist   türk dil ve tarih tezleri yazıldığı dönemde ise ANADOLU olarak  yazılmaya başlandı.

Yunanlılar, Romalılar, Araplar ve Avrupalılar Küçük Asya   der. Osmanlıca Asyayi sagri.

Küsdistan’ın büyük kesimi daha doğuda kalır Buna rağmen ANADOLU kelimesini siyasi bir terim olarak kullandığımızda «Türk işgali altında olan  bölgelerin tümünü» kastederiz.

Gördüğünüz kitap türkçedir.

Okuyamıyorsunuz!. değil mi?

Çünkü  dili türkçe, alfabesi Yunancadır.  Yunan alfabesi ile türkçe yazılamaz. işte bu yüzden de yeni harfler eklemişler. yeni harfler türetmişler. Mesela: Yunancada Ş harfi yoktur. Yunanca S harfinin [ σ ] altına değil de üstüne bir nokta koymuşlar ve Ş sesini türetmişler.

Bir yunanlı da kısmen okuyabilir. veya bozuk bir teleffuzla okur ama anlamaz.

Türk okuyamaz, ama birisi kendisine okursa kısmen anlar.

Kitabın tarihine dikkat ediniz. Ve M. Kemal döneminde neden  coğrafik alanların  isimlerinin değiştirildiğini  rahatlıkla kavrarsınız.  Hemen-hemen türkçe bir isim yoktur. varsa da Yunanca’dan çeviridir. Öğrneğin: Kidonia yunancadır ve «ayvalık» yer demektir. Türkler de sormuşlar «Kidonianın anlamı nedir? Yunanlı da «ayva ağaçlarının bulunduğu  bahçe » diye cevap verince Türkler de şehre «Ayvalık» demişler. (Ayvalık Midilli’nin karşısındaki kasabadır.  Burada kemalistler 1922 yılında IŞİD vari katliamlar yaptılar).

Sormak istediğiniz birşey olursa anında cevap verme lüksüm olmadığı için  özelimden sorabilirsiniz. Çünkü  bu kitabı türkçe okur gibi rahatlıkla okuyup anlayabiliyorum.

Ali Karduxos, 24 Nisan 2017-Atina

 

 

 

Απρίλιος 24, 2017 Posted by | 1, pirtûkxane | Σχολιάστε

NEW-LİTOS = neolitik

“-Di nav we de kî ku bêgune ye bila ew berê hemûya kevirek bavêje ser wê !”

Kürdce 4 İncil yazarının isimleri:

● Meta,

● Marqos,

● Luqa,

● Yuhanna’dır.

Sonuncusuna Türkçede ve Osmanlıca’da Yuhanna deniyor. Yunanca’da İoanni (ΙΩΑΝΝΗ)’den gelir. Hz. İsa’yı vaftis eden Azizdir. Hz. İsa’nın 12 Havarisinden(talebesinden) biridir.

4. İncil’in yazarıdır. 3 tane de mektubu vardır. Apokalipsi’yi de (Yuhanna’nın Vahyi) yazan da yine Aziz Yuhannna’dır.

Yuhanna İsminin Anlamı:

Yuhanna < Y(eh)okhanán, < “Yiaχ’ın (Allah’ın) teveccüh gösterdiği(kişi).

* * *

Yuhanna İncili’nin 8 bölümünde «lithos» kelimesi var. Taş demektir.

Bu bölümde Hz. İsa’nın zeytinlik dağına gittiğini orada çevresine halkın toplandığını ve Ferisilerin zina suçu işlemiş bir kadını getirdiklerini, kadını ortaya koyduklarını ve Hz. İsa’ya dönüp «Muallim bu kadın zina suçu işledi” dediklerini ve bu suçu işleyenler için Hz. Musa’nın taşlanmasını emnrettiğini söyledikten sonra ona «sen ne dersin?» diye sorduklarını yazmış.

Onlar bunları söylerken Hz. İsa yere eğilmiş parmağı ile yere birşeyler yazıyormuş. Onları dinledikten sonra doğrulmuş ve

-Di nav we de kî ku bêgune ye bila ew berê hemûya kevirek bavêje ser wê !” demiş. (= Sizden günahı olmayan ilk taşı onun üstüne atsın!” demiş).

Bunun üzerine önce yaşlılar ve sonrada diğerleri kalabalıktan yavaş-yavaş çıkıp ayrılmışlar. Sonunda orada sadece Hz. İsa ve kadın kalmış.

Ve tekrar yere eğilip parmağıyla yazmaya devam etmiş.

Hz İsa’nın bu sözünin  Yunancası şöyle:

ὁ ἀναμάρτητος ὑμῶν πρῶτος βαλέτω λίθον = o anamartitos imon protos valeto lithon. Türkçesi «Sizden günahsız olan ilk taşı onun üstüne atsın!” (İncil, Yuhnana’ya göre, BAB 8, 7. cümle).

Yunanca cümledeki son kelime taş. Yunancası lithos. Çekimli hali lith-on. İlk “taşı” atsın!

(Neolitik kelimesinin en eski biçimi NEWO-LİTHİK’tir. Yeni Taş Devri demektir.. Veya bu dönemde mükemmel taş aletler yapıldığını belirtmek için Cilalı Taş Devri denmiş).

NEW kelimesini yazılı olarak günümüzden 3500 sene önce Grammiki Bita yazısında (Linear B) raslıyoruz. Lithos kelimesine ise Yunan tufan mitholojisinde raslıyoruz.

LA ve Lİ taş kelimesinin kök hecesidir.

Bunu başka bir yazımda detaylıca yazmıştım.

Bakınız:

Ali Karduxos 23 Nisan 2017-Atina
(devamı var)

Απρίλιος 23, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

BAHOZ ERDAL İÇİN

RÖPÖRTAJ MI, DEVLET ASKERİ TİYATROSU MU?

Bu haberi hepiniz okudunuz!
bahoz erdal

Öcalan esirdir.

Devletin istediklerini yapmak, devletin istediği gibi konuşmak zorundadır.

Devletin istediği gibi yapmazsa başına geleceklleri de bilir.

Bugün Erdoğan’ın danışmanı olan İlnur Çevik 1999’da Öcalan Kenya’dan esir edilip gözleri ve kolları bağlı getirldiğinde şunları söçylemişti:

– Öcalan’ı asmak felaket oldur. Öcalan’ı asmayacağız ama bütün yaptıklarını burnundan fitil fitil getirip tüm yaptıklarını ona yalatacağız. Ödettireceğiz.

TC Kürd mücadelesinin 30 yıl geri götürecek bir lideri öldürmez. İşbirliği yapmak zorundadır aksi halde tecavüz, işkence, herçeşit akla hayale gelmeyecek uygulamalar yapılır. Öcalan esir edildiğinde ilk 5 ay PKK de onun esir olduğunu yazıyordu.. Bir gün dayanır, 5 gün dayanır ama 5 yıl , 10 yıl dayanılamaz. Devlet gerekli tedbirleri almıştır.

Bahoz’u biz silahlı olarak ve yanında yoldaşları olan biri olarak biliriz.

SORULAR:

Silahsız biri ve Öcalan’ın Demirtaş’la konuştuğu gibi rol yapan biri mi? yoksa özgür mü?

1. TAK ile bir ilginiz ilişkiniz var mı?

2. Bombalamalardan sizin yaptıklarınız var mı?

3. Gerilla tasfiye edildikten sonra madem savaşacaktınız neden tasfiyeye karşı çıkmadınız? Madem size göre savaşmak doğru idi bu durumda tasfiyelere karşı olmanız lazımdı. Tasfiyelere karşı mısınız? değilseniz neden savaşıyorsunuz? soruları sorulmazsa nerede ve röpörtajı kimin yaptığı meçhul demektir.

SORU ÇOK

PKK ve KCK ile bir ayrı gayrınız var mı? Mesela onların istediği anda bir röpörtaj veriyorsanız onları dinliyorsunuz demektir. Karayılan yarın konuşacak dedi ve konuştunuz. Demk ki diyalogunuz çok iyi. Peki seni neden bizden ayrı hareket ediyuor diye sunup katliamlara,pogromlara sebep oldular? Ama onlar sizin için ve biraz da TAK denen bir terör örgütünü kastederek bizim ona tesirimiz olamaz. bizim dışımızdadır demişlerdi. Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?

Bir röpörtajınızda Akdeniz sahillerinde kahve içeceğinizi söylemiştiniz

Akdenizde kahve içtiniz mi? Siz kahve içerken mi bodrumda Kürd gençleri kırıldı. 8000 kişi katledildi. ( bu rakamı veren Murat Karayılandır).

Bu kadar yıl saklandınız bu röpörtajdan sonra da mı saklanacaksınız.

Eskiden hiçbir gerilla yüzünü kapatmaz ve açıkça konuşurdu. Niye hep saklısınız 4 yılda sadece ve sadece bir tek konuşmanızı duyduk. O da  kasetten. Önce uzun bir müddet kayboldunuz. Ardından 3 yıl  sonra da nerede kimin yaptığı bilinmeyen bir röpörtaj verdiniz.

Bu kez siyasi mi konuşacaksınız yoksa bu kez de nerede hangi plajda kahve içeceğinizi mi söyleyeceksiniz. Örneğin ben direneceğim derseniz. Ordusu kırılmış tasfiye edilmiş bir hareket nasıl direnir? .  Bunu açıklayın litfen!. Yoksa siz Cüneyt Arkın mısınız? Veya esirsiniz. KCK yi dinliyorsanız siz de misak-ı milliyi savunuyorsunuz demektir. Bu durumda bir insan nasıl hem misak-ı milliyi savunur hem de Devlete karşı savaşır ki?.

Yoksa, PKK gerillaları geri çekilme diye imha edilirken siz Akdeniz’de kahve mi içiyordunuz. Sizden ses çıkmadı. nereye kaybolmuştunuz?

Gerillanın çekilmesi doğru idiyse siz niye savaşıyorsunuz?

Değil idiyse niye sessiz kaldınız?

En önemlisi niçin savaşıyorsunuz? Bağımsız Kürddistan için mi, yoksa Misak-ı milli için mi?

Eğer Bağımsız Kürdistan için ise neden misak-ı millicileri kurşuna dizmiyorsunuz?

***

(Canlı olduğuna göre silahı ve mermileri de yanındadır. göreceğiz. Yoksa S. Demirtaş’ın Öcalan’la konuştuğu gibi bir şeydir. Silahsız  mermisiz Bahoz mu olur? ). Yoksa bu bir devlet tiyatrosu mu? artık Öcalanı kullanamıyoruz, kürdler farkettiler yeni bir  şey mi deneyelim. sanki Kürdlerden hala savaşanlar varmış gibi yapıp hepsinin  evlerini başlarına mı yıkalım diye düşünüyorlar. Bir hareket savaşırsa o hareket halkı da korumak  zorundadır.  Koruyamıyorsa savaşı da kendisi de yalandır.

Sadece sahneyi ve dekoru hazırlayan TC’dir.

Acaba sizi TV’ye çıkarmalarının sebebi referandumdan sonra yapılması planlanan operasyon ve pogromlara bir yasallık getirmek midir?

Öyle ya TC tecrübelidir. Bir hareketi askeri olarak bitirir. Ama bir yandan o hareketin askeri olarak kofluğunu gizler ve onu güçlü gibi gösterip savaşıyorum bahanesi ile bir ulusu vatanından sürer.

Böyle bir plana hizmet gibi bir röpörtaj değil mi?

Madem savaşacaktınız Leyla Zana «biz erdoğana güveniyoruz, o, bu sorunu çözecek dediğinde niye tepki vermediniz?».

Son soru PKK seni Silahınla mı, yoksa silahsız mı devlete teslim etti?

Seni Kürdistan dağlarında bir gurup arkadaşınla birlikte görmeden inanamayız!.

İnanan inanır ona da karışmayız. Devlet de inanmamızı iğsterki katliamlarını rahatlıkla yapsın.

İnanan inanır. Onlar Öcalan’ın Mart ayında serbest bırakıldığına da inandılar.

Ne olur bir daha bu kadar uzun süre gizlenme!. Öcalan da bir görüşme yaptı sonra artık görüştürmediler. sadece Kürd ordusunu tasfiye ettiler. 12 kasabamızı yerle bir ettiler.

Aynı felaket senden gelmez inşallah!

Ali Karduxos, 14 Nisan 2017-Atina

Απρίλιος 14, 2017 Posted by | 1, YORUM / ŞİROVE | Σχολιάστε

Bugün Dünya Çingeneler Günü

Bugün 8 Nisan,

Dünya Çingeneler Günü. Çingenelere Roma da deniyor (sebebini bir sonraki yazıya bırakıyorum).

Yunanistan Cumhurbaşkanı  Sayın  Prokopis Pavlopulos bir gurup çingeneyi makamında kabul etti.

Çingeneler Hindistanlıdır. Dilleri Hint-Avrupa dilidir yani eski Hintçedir. Bu durumda Kürdceye, Yunancaya, Latinceye vd Hint-Avrupa dillerine akrabadır.

Hint-Avrupalılar bugünkü Pakistan’a Hz. İ. Ö. 1500 civarında yerleşmişler.  Yerleştikleri bölge bugün İNDUS NEHRİ’nin   aktığı  bölgedir.

İndus nehrinin yüzlerce küçücük  kolunun yanı sıra 5 önemli  kolu var.   Bu yüzden de bu  bölgenin tümüne PENCAB denir. (PENC-  “5” demektir, -AB ise “su” demektir. Kürdce PENC+AV).

PAK-İSTAN kelimesinin başındaki PAK:

PENCAB+AFGANİSTAN+KAŞMİR = bölgelerinin baş harfleridir.

PAK+İSTAN= PAKİSTAN

***

Yıllar önce, Komotini (Gümülcüne’de)  şehrinde, Andonis Liapis isminde  çok değerli bir arkadaşım  ROMA SEPETÇİLİK MÜZESİNİ açmıştı. Aynı arkadaş  Roma-Yunan Dili Sözlüğü’nün  de yazarıdır.

Kendisi PANTİO Üniversitesi (Siyasi Bilimler) mezunudur.

Onun hazırladığı  bir internet sayfasını buradan yayınlıyorum.

tıklayarak lütfen  resimlere bakınız!

http://romagr.gr/museum/122

Haritada Çingenelerin yayılışını izliyorsunuz.

***

 Dünya Çingeneler Günü dolayısıyle bir  kelimenin etimolojisini  hazırlamıştım. Ama gerekli imkanı yaratıp  videoya çekemedim.

 Borcum olsun.

Sepetçilik ile ilgili bir   kelime.

Sepet yunanca KALATH-İ..

KLOTHO ise, «örmek» demek.

Su kamışından yapıldığı için aynı kökten olduğuna bir  şüphem yok. İkisi de KALAM  kelimesinden geliyor.

roma_museum4

a giftoi 01

17819872_10154728034762950_1793065192_o

Bahsedeceğim kelime KALATHİ değil.

Bugüne kadar duyduğunuz en ilginç kelimeyi açıklamam için biraz sabredin!

  ***

Sepetleri sadece su kamışından yapmıyorlar. Kolayca eğilip bükülen söğüt  dallarından da yapıyorlar. “Söğüt” kelimesinin etimolojisini borcum olsun. Bugüne kadar hiçbir yerde yazılmadı. İlk kez kardeşiniz Ali Karduxos’tan  okuyacaksınız.

 17841883_10154728007717950_1799148110_n

Resimler tüm çingenelere armağandır.

 

Ali Karduxos-Atina

Απρίλιος 8, 2017 Posted by | 1, değişik / curbecur | Σχολιάστε