Alikarduxos's Blog

Bêjenasîya zimanê Kurdî

BÊJENASÎ = ETÎMOLOJÎ

Dehhak Erdoğan’ın 2017 yılında Newroz günü yediği Kürd genci Kemal Kurkut’un anısına

***

Valsamon

Προσθέστε λεζάντα

 

 

Resimde gördüğünüz bu bitkinin Kürdcemizdeki adı: bîza
Çok hoş kokuyormuş. RAMAN sözlüğünde: Giyayêkî bîhnxwoş e, tekilî şîrê jî dikin, diye yazmış.

Başka isimleri de var. Ahmet Kasımoğlu/Ehmedê Dirıhî’nin [Ferhenga Navên Nebata a Kurdî] başlıklı çok değerli eserinde: arînge, botav, rihê harûnî, isimleri var.

En eski isminin bîza olduğu kanısındayım; P > B dönüşümü olmuş. Pîja giderek bîza olmuş.

Arînge ve Riha Harûnî farkli iki isim gibi görünseler bile aslınla köken olarak aynı isim. Harun, Hz. Musa’nın büyük abisi. (H)arunge > Arînge.
Türkçesi diğer dillerden çevrilmedir. Kılıç otu, Mayasıl otu ve Koyunkıran.

Güneş yanıklarına en tesirli melhem bu bitkiden yapılır. Bu ot şifa vericidir. Yaralara melhem olarak sürülür.

Kılıç otu Yunancadaki spatoxorto isminin tam çevirisidir.

Yunanca spathi «kılıç» demektir. Xorto  «ot» demektir; veya bitki demektir.

Yunanlılar VALSAMON da der. Valsamon Eski yunancadır.

Latincesi «delikli» veya «delik-deşik» anlamındadır. İğnelenmiş gibi delikli demektir. Bu ismi neden  mi vermişler? yapraklarını güneşe tutunca «delik-deşik» olduğunu görürsünüz.

valsamon yaprağı delikli

Kürdcedeki PÎJ-A veya BÎZ-A ismi de bu anlamından ötürüdür. Sivri bir aletle delinmiş gibidir.

Kürdce, arap harfleri ile yazılışı:

bize kalıgraf

Bu bitki Latincede Hypericum familyasındandır/ailesindendir. (familya=aile).

Hypericum kelimesi, aslı Hipereikon olan Yunanca kelimeden geçmiştir.
Bu da, iki kelimeden oluşmuş birleşik bir isimdir. HİPER ve İKON kelimelerinden.
Hiper=iper + İkon «resim, tasvir, görüntü».

Hristiyanlık inancında bu bitki Aziz Yuhanna‘nın kutlama gününde kilise ikonlarının üstüne asılır. İngilizcedeki ismi de bu yüzden Aziz Yunanna’nın delikli bitkisi demektir: Perforate St John’s-wort.

 İlginç olan  yaralara iyi gelmesinden dolayı hep kutsal  bir isimle adlandırılmasıdır.

NOT: İncil dört Aziz tarafından yazılmıştır. Bunlardan biri de Aziz Yuhanna ‘dır. 

Ali Karduxos, 25 Mart 2017-Atina

 

Μαρτίου 25, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

7 Mart 2017 tarihinden beri facebook’a giremiyorum

Ben Ali Karduxos.

7 Mart 2017 tarihinden beri  facebook’a giremiyorum

Merak edip telefon eden ve soran  arkadaşlara teşekkürler

e mail’m  (elektronik posta)

alikarduxos@gmail.com

telefonum: 0030 6979325710

Ali Karduxos,8 Mart 2017-Atina

 

YAZILARIMI BURADAN (Ali Karduxos Blog’dan) İZLEYEBİLİRSİNİZ.

PAYLAŞIM: Her yazının üstindeki linki kopileyip  sayfanıza yapıştırarak da paylaşabilirsiniz.

 

 

 

 

 

Μαρτίου 8, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

çend gotinen kevn


Zekî Şahoyî

ROJBAŞ GELÎ ZEHMETKÊŞ, RÊNÇBER Û COTYARAN.
Jİ KEREMA XWE NAVÊN VAN «PÊWÎSTÎYAN» BİNİVÎSÎNİN.
Bi zêdehî li navçê Hekarî-Behdînan bi kar tînin. Sipas.

 

tesi-tesi-hecik-dodank-tebek

 

Faik Dursun TEŞİ.HEÇİK.DODANK.TEBEK

 

Ismail Kiliç Teşi hecik dodank tebek eve yetmene mam zekii:)

 

Nizam Aşan Heçık teşi dodank savi

 

Şoreş Qilîçî Çorsênî Teşî, Heçîk, Eyar, Sele/selik. Tetwan/Bêdlîs

 

Azad Bal Hecık werisi keme teşi risi keme dodank mast keme tebek nan jey keme

 

Mohammed Delo Heciqe -Té shi -Quené. Avé -Tebka NaniΔείτε τη μετάφραση

 

Halil Aşan Teşı Heçik pıst anjı eyar selik

 

Zekî Şahoyî 5/10- dodank û tebek

 

Kemal Ataman Tesi hecik dodank selik

 

Zekî Şahoyî 7,5/10 ne selik TEBEK

Μου αρέσει! · Απάντηση · 16 ώρες

 

Yilmaz Yildiz Heçî – Teşî – Kunik. Gava em diçûn daran/êzingan, me ji bo barê kerê werîs bi kar dianî. Di serê werîs de ev heçî hebû. Gava me bar bar dikir, me werîs di heçî re dikişand û bi vî rengî baş pê dişidand. Yên ku deynin ser pişta kerê û dara tê de deynin jî, me ji wan re jî digot «werqîl».

 

Lezgin Aydogmus Heci-Teşî-Kun-Debek

 

Menaf Şirnexi Teşî heçi iyaro u tebek

 

Ismail Naci Özturk Hêçik, Teşî, Eyar, Selik. Başkale/Elbak

 

Mam Celal Dodanka mastı. Bı rêka zomê ve me gelek cara ji bi okudu dı anin u, dı bırın

 

 

Adnan Axacan Heçik teşî. Dûdank selik

 

 

Μαρτίου 1, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Kürdce andêr kelimesinin etimolojisi

Soru:

Silav hevalên delal.Gelo wateya»enderîn» çî ye?Helbesta Rênas da derbas dibe. (A.D.)

****

CEVAP:

 Kürd Dili  bir Hint-Avrupa dilidir.

Yani Hindistan’dan Avrupa’ya kadar olan ve buğday  kültürünü  yaratan  medeniyetin  dilidir. Sözkonusu  kelimeleri de bu çerçeve içinde  değerlendiriyoruz.

 “Enderîn” kelimesini bir de Kürdcemizdeki andêr  kelimesi ile ilgili olarak düşünün!.

Andêrê  îsotê kezeba min şewitand” deriz.

anlamı gayet açık: Zararlı,  yakıcı, zehirleyici, iç kısma zarar verici vs.

Yunanca’da İlyada Destanı’nda ENTERA kelimesi vardır. (bkz. İLYADA DESTANIN 507-8 . satırı ).

EN+TERA kelimelerinden oluşur. Yunaca  EN “içinde” demektir. -TERA ise kürdcemizdeki   ⁄-tirîn ⁄  ekidir. Karşılaştırma yapılırken kullanılır.

xwaşTIRîN

başTIRÎN  gibi.

***

  Yunancada (-tero, tera)  biçiminde  karşılaştırma ekidir. “Daha da, daha fazla, en fazla” demektir.

Baştaki  EN, “içinde” demektir;  “iç kısım” demektir.

 

Latincede İNTERİOR ayni köktendir . En içte olan, gizli, mistik olan demektir.

Fransızcada interieur olarak bilinen kelimedir.. Çağdaş İngilizce’de interior.. İspanyolca interno.

*** 

Günümüz Yunancasında artık   “iç organlar” veya sadece “bağırsak” kelimesinin karşılığıdır.  

Osmanlıların kullandığı  “enderun mektebi” sarayın içindeki  kapalı   mekteptir. İç Oğlanlar Mektebi’dir.

Yani hepsi iç kısımla ilgilidir.

Sanskritçesi antara.

Ne kadar eski bir kelime olduğu aşikar.

***

Gastrit derken  kullandığımız kelimenin kökeni  GASTRO-ENDERİTİDA‘dır. Yunanca olan bu kelime “Mide ve bağırsak  hastalığı, veya iltihabı ” demektir.

 Bu durumda mide bağırsak ve iç organlarımıza zarar veren yiyecek, madde,  ruh, bunların hepsi  andêr’dir. Ve çağdaş Kürdcede şairin kullandığı   biçimiyle  enderîn dir. 

Ali Karduxos, 21 Şubat 2017-Atina

Φεβρουαρίου 21, 2017 Posted by | 1, bejenasi, değişik / curbecur | Σχολιάστε

ETİMOLOJİ (=BÊJENASÎ)

Kürdce GA, türkçe ÖKÜZ demektir.

******

Büyük İskender’in  kafası çok büyük olan bir atı vardı ve bu atın adı da   VUKEFALOS idi.

[VU =öküz  +  KEFALOS = kafa]

«öküzkafa» demekti.

 Tarihte doğumunu ölümünü bildiğimiz ve adına şehir kurulan ilk ve tek attır.

**********************

Eski Yunanca VUS, VODİ «öküz» demekti.

Okuyucuya çok garip gelebilir ancak Kürdcemizdeki GA ile aynı kökendendir.

Sadece Yunanca’da ses değişikliği olmuş.

Bu kelimenin kökü hem Kürdcemizden hem de Sanskritçeden anlaşıldığı gibi GA dır.

Sanskritçe gâus

Sanskritçe sata-gu «100 öküz» demektir; Kürdcesi sed-ga

Eski Almanca chuo > İngilizce cow

Yunanca VUS  (Yunanca yazılışı: Boys = βούς)

Latince  bos 

Lithvanca gahu

Letonca gùova

Eski Yunanca hakkında her defasında baktığımız ilk ve en geniş kaynak  LIDDELL & SCOTT ikilisinin yazdığı BÜYÜK YUNAN DİLİ SÖZLÜĞÜ’dir.

Bu kitabın I.Cildinde sayfa 504’te G sesinin Yunancada nasıl V olduğunu açıklamış.  Bu görüşü tüm dilbilimciler   paylaşmaktadır.

 ÖKÜZ,  VUS demektir, Kürdce garan  dediğimiz büyükbaş hayvan sürüsüne de yunanca AGELOS, AGELİ denir.  Kürdcemizde manga «inek» demektir.. Çağdaş Yunanca’da ineğe «agelada»denir.

Yunanca AGELİ giderek tüm hayvan sürülerine verilmiş bir isim olurken AGELADA sadece inek anlamında kullanılmış.

Her iki kelime de İlyada Destanında geçer. Bu durumda 2700 yıl önce yazılmış  iki isim ( Bkz. İliada R 389, H 332, N 703,Y 495 ).

Kağnı çeken hayvan, çift sürülen hayvan, harmanda gem  işleminde kullanılan hayvan olarak da geçer.

Öküz derisinden kalkan ve ip yapılırdı.

 Buradaki AGE – «yönlendirmek, sürmek» demektir.

 Kürdcemizdeki AJO ile aynı köktendir.

AGE-LAOS lider ismidir HALKINI YÖNLENDİREN demektir. Frigyalılar tarafından  da kullanılan bir kelimedir. MİDAS’ın mezarı üzerinde bu kelime  kral için  yazılıdır. Halkını yönlendiren kral lakabı ile. LAOS ise halk demektir.

Mordemeke gele xwe diaje û serwerî dike jê ra «gelajo» dibejin.

AGELAOS = Kürdcesi «gelajo«.

devamı var.

Φεβρουαρίου 20, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Neo-kemalizm, türk faşizmidir

yenitttezi-oguz-news

Neo-kemalist tarih tezlerine bir örnek

 

yen-tttezi-oguz-iki

Yukarıdakinin Devamı

Kürdler için yeniden işgal,  inkar, imha, pongrom ve  asimile   demektir.

Referandum işte bu planı uygulayacak  tam yetkili bir «dindar görünen mustafa kemal» arayışıdır.

****

Geçen seneden beri tc devletinin «yeni-sahte dil ve tarih tezleri» sunulacağını yazıyorum.
 
Kemalist devlet sahte dil ve tarih tesleri sunmaya hazırlanıyorsa bunun anlamı katliam ve pogrom yapacağıdır. askeri çözüme gideceğidir.
 
Referandum işte böyle bir askeri çözüme gidebilme için birine tam yetki vermedir.
 
Üç tane soytarı ne yapmış dünya kamuoyunu ilgilendirmez.
Dünya kamuoyunu ilgilendiren kimin kazandığıdır.
 
Erdoğan’ın da kazanmak için üç tane boykotçu soytarıya ihtiyacı var.
 
Resimde «Neo kemalist Türk Tarih Tezleri’ne» bir örnek görüyorsunuz!
 
 
Bu gördüğünüz resmi bir iki yıl önce ben yayınlamıştım.
 
Bulgular alman arkeologlarca Hakkari’de bulunmuştur. Yıllarca TC ile Saddam işbirliği sayesinde kamuoyundan gizlenmişti.
 
Daha önce bu gördüğünüz resimler hakkında bilgi de vermiştim. Hatta kürdce DEMİR yani «HESIN» kelimesinin etimolojisini de vermiştim.
 
Türkçedeki ERSİN isminin bile, kürdcemizdeki HESIN isminden türetilmiş olduğunu Alman kaynaklarına dayanarak yazmıştım.
 
***
Kürdce örs SINDAN demektir.
 
Bu kelimenin (HE)-SIN-DAN kelimesinden türetilmiş olduğunu, ve Kürdcemizden asurcaya ve diğer komşu dillere de götiğini belirtmiştim.
 

Kürdcemizdeki ilk hamur küreği olarak hayvan kemiği kullanılmış olduğunu yazmıştım. Bugün de demirden hamur küreğine «hestif» dendiğini de eklemiştim..

 
Alki karduxos, 6 Şubat 2017 -Atina

 

 

******************************

 

EK YORUM

Yenilen  kendine dayatılanları kabul etmek zorundadır. Kabul etmezse susmak zorundadır. Kabul etmiş görünmek zorundadır

TTT ve TDT böyle bir ideolojidir

 Ya imha olursun ya da kabul edersin.

Kabul edersen  biyolojik imhadan kurtulursun

 ama canını kurtarma karşılığında ruhi ve ulusal kimlik olarak  imha olursun. Asimile olursun.

***

Her askeri yıkım, jenosid  ve katastrofun ardından uygulanması ve gündeme gelmesi de bundandır. Bunu bilmeyen kemalizmi anlamamış demektir.

Bu bir proğramın uygulanmasıdır.

1927-28 de harflerin değiştirilmesi ile başlayan süreç bir jenoside karar verildiğindendir.

Askeri olarak bir saldırı ve katastrof   planındandır.

 Ardından  kalanlara:

-Biyolojik imhadan kurtulmak istiyorsanız  tarihi kimliğinizi bırakıp yeni dil ve tarih tezlerini kabul edersiniz denmektedir.

YANİ bu tezler ASKERİ TEDBİRİN akabinde devletin  gerek duyduğu bir tedbirlerdir.

Katastrof ve  türkleştirmeyi, katastrof ve asimileyi başa götürme  tedbiridir.

Önce katastrof.

Katastrofun olması için ise  hem de hem hukuk devletiyiz hem de jenosid yapacağız demek için tek kişide yetkilerin toplanması gerekmektedir.

İşte referendum dab u katastrof ve asimile proğramının uygulanabilmesi için gereklidir.

EVET demek bu plana hizmettir.

2

Bu proğramin başarili olmasi bir yandan da doğruların karalanması ve varolan tarihin imhasını gerektirir.

Göbeklitepe’nin  Hz.İbrahim dönemi ile ilişkilendirilmesi  de işte bu politikanın  sonucudur.

Sana yeni bir dil dayatan senin ana dilini  konuşmanı bilmeni  istemez.

Teni bir tarih dayatan da senin  gerçek tarihini bilmeni istemez.

IŞİD gibi tarihe saldırır. Tarihi bulguları imha eder. Bunun içinde üç nesildir yarattığı ilkellikten yararlanır.

Dini motivin kullanılması da bundandır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Φεβρουαρίου 6, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

REFERANDUM etimolojisi

referandum-etimolojisi

Referandum Latince bir kelimedir. Latincesi. referendum..

Anlam olarak halka sorulması gereken demektir. refero fiilinden gelir «tekrar getirmek» demektir. Tekrar getirip halka sormak, serbest bir çeviridir.

Baştaki RE-,» tekrar» demektir. FER-O ise getirmek demektir.

Tekrar halka geri getirmek demektir. Referendum sonucu meşru sonuçtur.

AMA:
Referandumu kazanan aslında uluslararası hukuğa aykırı olsa bile istediğini yapma yetkisi almak için yapar. Bu sadece üçüncü dünya ülkelerinde böyledir. Referandumu kazanır diktatör olur.

Çünkü halk ne için oy kullandığını bilmez. Herşey karışıktır. Bir tek sorun değil, halk, aynı anda,  bir çok şeyi onayladığını bilmez.

Alternatif yoktur. Alternatifler EVET’e hizmet etmesi için planlanır.

Bunlar hep üçüncü dünya ülkelerinin faşist kanunlarını ve uygulamalarını meşrulaştırmak için yapılır.

Her diktatörün bir referendum hilesi ve sahtekarlığı vardır.

Önceden uzun bir çalışma yapılır.
Gizli anketler falan.. Sahte anketlerle halk kandırılır.  Halkın seviyesi, guruplarla temas, referandumun üçüncü dünya ülkelerindeki iktidarların ayak oyunlarındandır. Hile bunlara dahildir. Tehdit ve terör zaten eksik olmaz. Menfaat dağıtımı, vaatler, parelel gider. (Türkiye’de terörün hızı artacaktır. Operasyonlar referendum sonuçlarını etkilemek için kullnılacaktır).

Evet diyenler, neden EVET dediklerini bile bilmezler. HAYIR denmemesi için hayırlar bolca bölünürler.

Referandum kelimesinin sonundaki FER-O kürdcemizdeki BAR ve BIR kelimeleriyle aynı köktendir. Bizdeki B sesi Latince ve Yunancada F olmuş …   FER-O, Kürdcemizdeki BAR’dır. (BAR: yük, BIR: götürdü demektir).

3500 yıl önceki Yunanca «Grammiki B» yazısında PERE‘dir. Bu yazılı kayıtlarda mevcuttur. Ve bu kelimenin Hint-Avrupa dillerindeki ilk kökü ise *bher olarak kabul edilir..

Sanskritçede karşılığı bhrati‘dir. İlginç olan Sansritçedeki bu kelimenin anlamı Kürdcemizdeki gibi BER yani “ürün” anlamına gelmesidir.

İlkel atalarımız  ürünlerini taşıdılar.. (Berên xwe kom kirin  û kişandin  malên xwe; yan jî kişandin zivingên  xwe, da ku  li zivistanê bixwun).

Kürdcemizde “bi ber e” dediğimizde türkçe  karşılığı “verimli” kelimesidir.

İngilizcedeki bear “getirmek” aynı köktendir.

Ürün, taşımak, Bir şeyi yüklenmek demektir.   (Kürdce BAR), götürmek hepsi aynı köktendir.

Yani Kürdcemizdeki BER, BAR, BIR, BÊR.. hepsi aynı köktendir.

Ali Karduxos, 26 Ocak 2017-Atina

*********************

Referandum konusunda kimin ne dediğini unutmamak için 6 Şubat 2017 tarihinde yaptığım ektir.

 

6-ocak-2017-referandum-tartmsi

6 Şubat 2017 referandum tartışmaları

 

refer-6-subat-17-bir

referandum-6-subat-17-iki

 

 

referandum-6-subat-17-uc

****************************************

9 şubat 2017 tarihli EK (Mwhmet Emin Pekgul’in yorumunu okuyunuz. İki gün güneyde kalınca bunlar kendilerini Kürd ulusal lideri olduklarını sanan zavallılardır). 

 

m-emn-pekgul-rfrndm

*************************************

surec-baladi-bir

surec-basladi-iki

 

Üstteki yazı ve gazete küpürünün altına Hasan Dere bir yorum yapmış.

Ben  ilgili görmedim ama  not edip dosyalamayı uygun buldum.

İşte Hasan Dere’nin cevabı:

hasan-dere-rfrndm

*************************************************

murat-caglar-rfrndum

****************************************

2-3 Mart 2017’de eklediklerim

fon ıiçin kopi 3rfrndm.JPG

 

*******

Facebook da biri şu paylaşımı yaptı ve ben de  hemen altta cevabımı veriyorum. Olay aslında PKK tabanına karşı yapılmış bir anti-Barzaniciliktir.

PKK ve KCK  HDP tabanının ulusal duygularının  kabaracağından korkuyorlar. Serok Barzani’yi kötülemeye  çalışıyorlar.

cuma Kajuk 1.png

Yukarıdaki habere Ali Karduxos’un cevabı:

barzani evet demez..png

 

 

Φεβρουαρίου 5, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

ETİMOLOJİ

Serî her tiştî tenduristî ye !

seri-etimoloji

Kürdcemizde SER, hem «kafa, baş» demektir.

Kafa vücudun en üst kısmındadır. Bu yüzden de «üst kısım,  uç, tepe» de demektir.

Buğday başağı derken bile buğdayın üst kısımı (başı)  anlamında «serî genimê» kelimesini kullanırız.

******

Yunanca karivar-eo (καρηβαρ-έω) «baş ağrısı» demektir.

İki kelimeden oluşur. KAR: «baş» demektir….BAR yazılıp «VAR» okunan kelime de «yük» ve «ağırlık» demektir.

Yani yunanlı «başım ağrıyor» derken; «başımda bir ağırlık var» demiş oluyor..

Kürdcedeki [SER + BAR] kelimeleri ile hem anlam hem de köken olarak aynıdır.

Bu kelimenin Latincesi /caribar-ia/ dır.

Ancak /karibar-ia/ olarak okunur.

—–

Latince cer-ebrum «beyin» demektir. «başın içinde bulunan» demektir. İlk hece olan cer Kürdcemizdeki  ser’dir.

Yunanca KER-AS… «boynuz» demektir.

Kürdcemizde SER ve KUR ikisi de «baş» demektir.

Yunanca KOR-İFİ «en üst yer, tepe» demektir. (KR köküne dikkat ediniz!)

Hititçe’de SER, kelimesiin iki anlamı var. Birincisi: «kafa«. İkincisi:  «üst kısım» demektir.

Öyleyse Kürdedeki aynı anlam, Yunanca’da ve Hititçe’de de vardır.

Biz Yunanlılara komşu olsaydık: Kürdcenin %30’u yunancadır, diyeceklerdi.

İtalya’ya komşu olsaydık, Kürdcenin %30’u İtalyancadır, diyecekleridi.

****

-Gel lan buraya kerata! dediğimizde aslında «gel lan buraya boynuzlu» demiş oluruz.

Kürdcemizdeki SER ve KER aynı köktendir. Kafa ve eşek demektir.

Eşeğin başı büyük ve kulakları da boynuz gibidir.

Kürdcemizde kulağa ker-ik denmesi de bundandır.(guh, işitmek kökünden gelir. sinonimidir)

Keçi boynuzunu biz Kürdler xurnik veya xernûf demişiz. (yenilen anlamında). Ama yunanlı keçi boynuzuna benzetip, ker-as demiş. kar-at demiş.

Kaç karat altın derken keçi boynuzu tohumlarının ağırlığından bahsederiz. (keçi boynuzu denen bitkinin çekirdekleri ağırlığında saf altın kullanılınca  kaç karat olduğu da vurgulanmış olur. Bunu düşünürken insanoğlunun ilk erittiği madenin altın olduğunu da düşünüp ZER ile anlamını da bulmak zorundasınız!).

Boynuz, sıvı doldurulan kab ve bir boru (savaş ve müzik boruzanı) olarak kullanılırdı.  En eski bardaktir.Derin bir boşluğu vardır. Mesela içine şarap konurdu. Yunanca KRASİ «şarap» demektir. (Baştaki KR köküne dikkat ediniz!)

Krater kelimesi de buradan gelir. «sıvı konan ve karıştırılan kab» demektir. Sönmüş kraterler içinde su olan bir büyük bardak gibidir.

KRATİR, Yunaca boynuz gibi uzun bir kap hem de yanardağ krateri anlamlarındadır.

Yanardağında Krateri var.  Buradaki KRater,  KR kökünden geldiğini S. Nişanyan benden iyi bilir ama yazmaz.

Eski Yunancada 3500 yıl önce yazılmış bir kelimedir: ka-ra-te-ra olarak yazılmış. Bugünkü yunancada KRATİR-AS olarak yazılır. İlyada Destanında da vardır. (Birinci bölüm 598. satır). 

Kürdce ile ilgili tüm kelimelerin etimolojilerini bilerek yanlış yazmıştır.

 

(devamı videolarda)
Ali Karduxos, 31 Ocak 2017-Atina

Ιανουαρίου 31, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

ETİMOLOJİ

 

bejenasi-fonu

sîr, şer, şûr

Çir, çîr, nêçîr, nêçîrvan

kelimelerinin etimolojisi

**********************************************

GİRİŞ

MERAK ETTİĞİM BİR KELİME   VAR….

 Önce ağzınıza bir diş sarmısak koyup uzun-uzun çiğneyerek yutun. hemen yutmayın onun dilinizi ve ağzınızı yakan tadını alın. ardından ikincisini alın bunu da uzun-uzun çiğneyin.. Bu ağızı yakan tada kürdcemizde ne denir. veya Kürcde ağzımızın yandığını nasıl tarif edelim. Ateşle yanmıyor. yani ateşin yakması da değil. Acı da değil. Bu ağız tadına ne diyelim? .

1

SARMISAĞIN AĞZI «YAKMASI»…

Sarmısak Kürdce sîr.. Çok ilginç birşey yolda bir çingeneye raslarsanız ve ona sizin dilinizde sarmısak nedir diye sorarsanız size cevap olarak «sîr» der. Yani Kürdcedeki ismin aynısıdır. Sanskritçe bir sözlüğe bakarsanız orada da SEER biçimiğnde yazılır ama SİER biçiminde bir telaffuzdur. Çünkü Çingenece, sanskritçe kökenlidir. Bu kelimenin Sansritçedeki ilk kökü ŞRİİ dir.. Bu da «vurma (yaralama, acıtma)» demektir. Hatta öldürme demektir. Bu kelimeden türeyen Şara kelimesi sivri bir kalam dır. Kürdcemizde kelem veya kalam.. Türkçe saz bitkisi …

Yani biraz daha net söylersek sivriltilmiş kuru bir kamış’tır. Bizdeki ŞÛR (kılıç) ile aynı kökendir. Kılıç yarasının verdiği acılık ile isimlendirmişler..Yani yiyen kişiye ağzının kesildiği hissi veriyor. Tabi sarmısağı ağzınıza alıp uzun uzun çiğ olarak çiğnemezseniz bunu farkedemezsiniz. Yunanlılar bu açılığa bu yakıcılığa DRİMİS demişler.

2

Yunanlılar neden DRİMİS demişlar acaba?

 Bu kelimenin açıklanması konuya ışık tutacak…

Yunanca yazılışı (δριμύς)

**

DRİMİS kelimesinnin  sonundaki /-İS/, isim ekidir. Bu eki çıkarır atarsak kök olarak sadece  DRİ- kalır..

***

 İşte bu DRİ- ismin köküdür. Anlamı da «yırtma, tırmalama, koparma” demektir.

Ama bu DRİ- kökünün  nerden geldiği önemli… ilk anlamı önemli..

Bu kelimenin başındaki DR,   ağaç demektir. “sivriltilmiş,  batan, yırtan ağaç parçası” demektir. Eski Yunanca DRİS «meşe ağacı»dır. Sert olduğundan mızrak yapılırmış…

Yunanca DER-O burdan türemiştir ve anlamı da kürdcemizdekği ÇER-M dir. Yani deri.  Öyleyse deri türkçe değildir. Çünkü Avestada /der-/ kökü ile   aynı anlamdadır…

Yunanca DERO «derisini yüzmek» de demektir.  Zaten «vurmak» fiilinin anlamı   yaralamak demektir.

 Bugün çağdaş Yunancada birisine SENİ DÖVERİM deyiminin karşılığı  THA SE DİR-O..  Yani bugün yunancada DİR ve DER biçiminde kullanılan bu kelime «vurmak, dövmek» demektir. Çünkü vurmak demek bir hayvanın derisini yırtmak demektir. Başka bir deyimle, “yaralamak” demektir; “derisini yırtmak” demektir.

 Bizdeki, yani Kürdcemizdeki yırtmak kelimesini düşünün ÇÎR KIRIN = ÇIR-ANDIN.. yani İşte bu kelime ÇER-M ile aynı köktendir.

Eskiden bu ilkel silahlarla DAR ile geyik avlanırdı. Yunanca geyik DORAS‘tır.En eski biçimi  DOR-KS..   Eski Yunanca deri çantaya da doros denir. Konuyu çok uzatmak istemiyorum.. Sonuçta sarmısağın ağız yakması bir sivri ağaçla insanın derisinin yırtılmasına benzetildiği , benzer bir acıyı  vermesine rağmen  bunun bir yırtılma değil bir tad olduğu sonucu çıkar. Bizde ŞÛR …. Yunancada DOR, DİR.. DER..biçimndedir.  (Yunanca ağaç anlamındaki DER kökü bizdeki DAR’dır. Yunanca mızrak yine DOR‘dur. yani sivri bir ağaç parçası demektir.

***

Kürdce ÇÎR aynı zamanda “keklik “ demektir. Ayni köktendir.

Nêçîr = av, avlanma demektir

Nêçîrvan: «avcı» demektir. Ama asıl anlamı genel olarak avlanmak demek iken  keklik avı ile eşleştirilmiştir.

——————————

Ali Karduxos, 22 Ocak 2017-Atina

——————————-

Yazı Kürd tutuklulara adanmıştır.

Tüm tutuklulara özgürlük

Kürd dilinde ilkokullardan başlayan eğitim istiyoruz (EM DKD)

 

Ιανουαρίου 22, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

KÜRDCE Girê Miraza=Göbekli Tepe

GİRİŞ

Önce Hürriyet Gazetesi’nin haberini okuyunuz!

 

15934821_10154445223022950_122155240_n

 

15878879_10154445223272950_1613410521_n

Ali Karduxos’un cevabı

Göbekli Tepe’nin kürdce adı “Xerawreşk”tir.

İ.H. Baran’ın yazdığına göre de: «Girê Miraza‘dır».

İkinci isim daha da eskidir. Bu birleşik isimdeki hem GIR, hem de MIRAZ Kürdcemizdeki çok eski iki kelimedir. (MÊR ve MIRIN ile aynı köktendir. Miraz kelimesini başka bir yazıya bırakıyorum).

Kürdce Gir, Türkçe(?)höyük, Ar. tell, Latince tumulus dur. Hepsi de «tepe» demektir.

Türkçede /H/ harfi ile başlayan hiçbir kelime yoktur.

Çünkü türkçede /H/ harfi yoktur.

(Türkçe sözlükte olup da içinde /H, J, V, F/ seslerini barındıran kelimelerin tümü yabancı bir dilden  Türkçe’ye geçen kelimelerdir).

Latince’deki tumulus kelimesinin türkçe karşılığı: tepe, mezar, şişik, tümbet, kabarık olan demektir. Türkçeye tümör olarak geçen kelime ile  eşkökenlidir;  yani tümör kelimesi de Latince’dir.

İlkel malzemelerle (taş-kerpiç ve ağaç)yapılmış bir ev düşünün.. bu ev 40-50 yıl yaşar. bilemedin 100 yıl yaşar. Sonra yıkılır. Yıkılan bu evin yeri bir nesil sonrakilerce yeniden düzlenir ve eski evin yıkıntıları üstüne  yeni bir ev daha yapılır. Bir müddet sonra bu da yıkılınca bir yenisi daha yapılır ve bu işlem yüzlerce binlerce yıl sürer sonunda yüksek bir tepede bir  köy meydana gelir.  Terkedilmişse tabiattaki dış güçlerin etkisiyle  sadece bir tümsek  olarak  kalır.

İşte Kürdcemizde GIR dediğimiz arkeolojik alan budur. Truva şehrinin bir tepede olmasının sebebi işte bu katmanlar üzerine defalarca kurulmasındandır.

 

15934088_10154445220857950_1896839405_o

Kürdcemizdeki GIR, çok eski bir kelimedir.

Bir iplik düşünün! düm düz.. Ama bu ipliğin bağlanan kısmı yani düğüm kısmı bir tepecik oluşturur. Yani bir «gır» oluşturur. GIRÊ DAN fiili de burdan gelir. ipliğe gır vermek demiş atalarımız. Bağlanan yer yüksek, kabarık olur. bir tümör oluşturur (Bakınız üstteki slayt-resim)

Gır, bu yüzden Kürdcemizde hem tepe, hem de düğümdür.

GIR, iri ve büyük demektir. Çünkü bağlanan yerde bir irilik oluşturur. İri ve büyük olan şey GIR-AN dır.  Dört tarafı suyla çevrili bir kara parçası  aslında suya göre bir tümsektir. Suyun içindeki bir tümsektir. GIRAV’dır (gırav Kürdcemizde «ada» demektir). GIRDEK ise “büyük harf» demektir.

GIRÊ. «tümor, abse, şiş  şişkinlik» vs. girê ketiye pişta min= sırtıma bir düğüm girmiş (kaynak. bkz. D İzoli sayfa 169).

GIRÊ «çözülmesi gereken» düğümdür yani problemdir. «Sorun’dur».

GIRÊBA tümor (=tumor)

GIRÊK «düğüm»

GIRÊKOK «uydu». Yani başkasına bağlı. Bağlı olan şey, bağlandığı yerin çevresinden fazla uzaklaşamaz, çapı bağlı olduğu ipin  uzunluğunun  iki katı kadar olan  bir  daireden daha fazla uzaklaşamaz.

«Girift» olarak Türkçe’ye geçen kelimenin kökü de Kürdcemizdeki bu  GIR’dır. Düğümdür, bağlamadır, ilmiktir, kabarıklıktır.

Kürdcemizde «çözümü zor olan karmaşık olan»  anlamında bir sıfattır GIRIFT.

Hamur yumağına neden GIRIK dediğimizi açıklamaya gerek yok sanırım.

GIRIKÎ  «müphem, belirsiz». Çözümü  kesin olmayan.

GIRMIK «yumruk«.

Gernas ve GIRNAS «kahraman, büyük adam«.

GIRNEWAS. Nusaybin yakınlarında bir höyük.

GIRSE «kütle«

GIRTÎ «esir, tutuklu«

GIRTOLE «iriyarı adam» vd.

*****

 

krema

 

GIR , “tepe’”dir. Tepe, yükseklik, demektir.

Yükseklik olmadan tepe denmez. Ama kayaların yükseklikleri çıkılıp inilecek cinsten değilidir. Asıl [gır] bunlardır.

Bu tür kayalara çıkıp inmek için birçok yerde asılmak da gerekir.

İşte bu yüzden, Yunanca GRE-M-OS «uçurum» demektir. Aynı köktendir.

Yunanca aynı kökten bir şeyi asmak olan KREMO fiili vardır. Baştaki KR Kürdcemizdeki GR > GIR köküdür.

Bu kelimeyi «Onbinlerin Dönüşü» adlı kitapta «Dicle Nehrine inen dik  sarp kayaları» tarif ederken  yazar Ksenofon  da kullanmış. Yazar «KREMOS» demiş.

Bu kelime Homeros Destanın’da da vardır. Lithvanca‘da kariu olan ve aynı anlamdaki bu kelime İlyada’da nehir kenarındaki dik sarp kayalıkların adıdır. Yani yine yüksek  yer anlamı vardır.

***

İşgalci devletin Diyarbakır Valililiğince hazırlanan bir videoda Kürdistan’daki arkeolojik ve tarihi değerlerimize saldırması yeni bir «İttihatçı-kemalist Dil ve Tarih Tezleri’ne» başlangıçtır.

Devlet 3 nesil boyunca yetiştirdiği ilkelleri de kullanmak isteyecektir.

Devlet böyle bir günde kullanmak üzere gericiliği gizliden örgütlemiştir.

Tarih bilgisi ve bilincinden uzak olarak hayvan gibi yetiştirdiği bir kesimi yanına almaya çalışmaktadır.

Bunlar put kelimesini duyunca köpeğin oşt! kelimesini duymuş gibi olacaklardır. Çünkü bilinci sözkonusu hayvanın   beyni kadardır.

 

KÜRD YURTSEVERİ!

Ulusal kimliğine, tarihine , arkeolojik değerlerine sahip çık.

Tüm Dünya Üniversitelerinin Göbeklitepe bulgularından bahsedip bu bulguların,   tarih yazımını değiştirdiğinden bahsetmesi, TC’nin böyle bir faşist ve emperyalist politika geliştirip gericiliği yanına almasına neden olmuştur.

Tüm Dünya Üniversiteleri Göbeklitepe’den(=Girê Miraza’dan)  bahsetmektedir.

( Bakınız dün yayınladığım videonun ikinci bölümünde, Yunanlı Dünya Tarihi Profesörü Bayan Maria Eythimiu, 40. dakikadan 45. dakikasına kadarki bölümde, Göbekli Tepe’den bahsetmektedir). Videoda Göbekli Tepe’deki buluntuların Dünya Tarihinin yeniden gözden geçirilmesine neden olduğunu;  eskiden dünyanın en eski yapıları olarak kabul edilen yerlerin GöbekliTepe’ye nazaran artık çok yeni olduklarını buraların bugünkü medeniyetin beşiği olma adayı olduğunu söylüyor.

Tek tanrılı dinler imparatorluklar döneminde ortaya çıkmıştır. Tek tanrılı dinlerin ilk kökeni Mezopotamyadadır, Mazdektir.

Hz İbrahim inancı tek tanrılı dinler döneminin bir  inancıdır. Sözkonusu bu inancın tarihi en fazla 4 bin yıldır.

Halbuki Göbekli Tepe bu imparatorluklardan en az 8000 dene öncedir.

İşgalci TC Devleti, cahilleri kandırarak Kürdistandaki varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.

10.500 yıl önce tek tanrılı dinler yoktu. Tek tanrılı dinler insanlık tarihinin bu muhteşem eserleriyapıldıktan  en az 8000 yıl sonra ortaya çıktı.

Göbekli Tepe’yi, Hz İbrahim ile ilişkilendirmek bir ulusu önce ilkel cahil ve bilgisiz bırakmak  sonra da bu ilkellik üzerine bu halkın tarihini ve bu halkı fiziki olarak yok etme girişimidir.

GöbekliTepe Hz. İbrahim’den en az 8000 yıl öncedir.

 

****

Tüm iddilar Diyarbakır Valiliğinin yalanıdır. Yalancı M. Kemal’in izinde yeniden  bir yalan tarih yazımıdır.

Kemalist dil ve tarih yazımının gayri resmi veya yarı resmi olarak 2017’deki yeni biçimidir.

Hatta bu tür bir yazımın iddiların da başlangıcıdır.

Kürdlerin bu konuda ne cevap vereceği, nasıl ve  kimler tarafından cevap verileceği gözlemlenmek istenmektedir. Bir ön hazırlıktır.

Valiliğin bu çabası hükümet politikasından ayrı değildir.

«Cahil bıraktığım bir ulusa neyi iddia edersem yuttururum» tavrıdır.

Türk işgalcisi yalancı ve sahtekardır.

Step çakalı gibi hilekârdır.

Ama, bir türk tarihçi, bir arkeolog çıkıp da bu saçmalıklara karşı konuşacak mı göreceğiz.

Beşikçi bir istisnadır.

TC Devleti, IŞİD’in Suriye’de ve Irak’ta yaptığını, işgali altındaki Kürdistan’da yapmayı hedeflemektedir.

Kürdistan 500 yıldır işgal altındadır.

Kürdü imha etmek tarihten silmek sadece onun dilini tarihini yasaklamakla olmuyor. Ulusal hazinesi olan arkeolojik buluntularında imhası hazırlanmaktadır.

TC, aynı şeyi Hititler için söylememektedir. Hititlerin de heykelleri var. Hititler üzerine yapılan araştırmalar mesela Urartular, Hurriler ve Mitanniler için yapılmamıştır( bu üç isim aynı halktır)

Çünkü şu andaki Hitit lerin başkenti sayılan Boğazköy’de herhangi bir ulusal azınlık yoktur. Oraları türkleştirdikleri için oradaki valiler oradaki heykelleri put olarak kabul etmemektedir.

Hedef Kürdlerdir, Hedef Kürdün tarihidir.

Hedef Kürdün tarihten silinmesidir.

Hem de IŞİD yöntemleriyle. IŞİD’in Palmirada ne yaptığını hatırlayınız!

 

Ali Karduxos, 5 Ocak 2017-Atina

Ιανουαρίου 5, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε