Alikarduxos's Blog

Bêjenasîya zimanê Kurdî

NOEL NEDİR ? (etimolojisi)

Çok kısa bir süre önceye kadar  anne karnındaki çocuğun kız mı, erkek mi olduğu bilinmiyordu.

Bugün artık  anne karnındaki birkaç aylık bir embrionun

kız mı-oğlan mı, olduğu artık önceden biliniyor.

Daha doğmadan isim tamam, hazır bile.

Daha dünyaya gelmeden, doğmadan tanınan çocuğa isim bile veriliyor… artık ailenin bilinen  bir ferdi oluyor.

Doğmadan ona gerekli elbiseler de hazırlanıyor.

Yunanistan’da kızlara pembe, erkeklere mavi elbiseler hazırlanıyor.

İsmi bilinen insan «tanınıyor» demektir.

«tanınıyor» kelimesinin kürdcemizdeki karşılığı: tê nasîn….

Kürdce ZA-YİN ve NAS kelimelerinde bu yüzden anlam yakınlığı hatta anlam eşitliği vardır.

******

Kürdcemizdeki NAS , Latincede NASCOR‘dur. Okunuşu naskor.

*****

Latince NASCOR‘un anlamı doğmak, (bitkiler için)yerden bitmek, olmak, bulunmak vs dir.

******

Bu yüzden de Çağdaş İtalyanca’da nascere «doğuyorum» demektir.

naskente «doğmuş» demektir.

Latince natalis «doğum günü» demektir.

Son olarak Latincede NATUS «doğmuş» demektir

İşte bu NATAL-İS, Portekizce’de «Natal» ve Fransızca’da «Noel» oldu.

Hristiyan alemince Hz. İsa’nın doğum günü olarak kutlanan gündür.

—————————————–
Ali Karduxos, 2 Ocak 2017-Atina
—————————————–

EK

Altta  kapağını gördüğünüz bu kitap Kanuni ile oğlu Bayazid  arasındaki mücadeleyi konu almış.
 kanunnn-olu
 Kitabın 208. sayfasında oğul baba Kanuniye  yalvarıyor oğluna kıyma diyor.
-baba yalvarırım beni öldürme! diyor.
afname-sayfa-208

Ιανουαρίου 2, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

7, Bi kurdî heft, bi Yewnanî efta

DİKKAT!..

25 Aralık -1 Ocak tarihi eskiden yılbaşı değildi ama kutsal bir gündü.

Yılbaşı 21 Mart idi. Bizim ROJA NEWROZ dediğimiz gün yılbaşı idi. Çünkü; Mart birinci ay sayılırdı.

Latince September yedinci ay demektir. Latince septem: yedi(7) yani kürdcedeki “heft” rakamıdır.

Ayları Ocak ayından itibaren sayarsanız EYLÜL ayı, yedinci değil tam 9. aya rasgelir.

Ama Mart ayını birinci ay olarak sayarsanız bu kez tam yedinci aya denk gelir.

Latince September, Ocktober, November, December… yedinci sekizinci dokuzuncu ve onuncu ayların isimleridir. İngilizce, Fransızca ve Almancada 8-9-10 rakamlarınının isimleri ile karşılaştırınız!. Kürdcemizde: heft, heyşt, neh, deh… Hepsi aynı köktendir.

(octo, okunuşu okto sekiz(8) rakamıdır. Yunanca okto. yani sekiz).

Çingene dili de eski Hintçedir. Çingene dilinde:

Bir: YEK,

İki: DUİ,

Üç: TRİ,

Dört: İSHTAR (baştaki Ç sesi düşmüş),

Beş: PANJ ( Hindistan’daki pencab “beş su” ismini hatırlayın!)

Altı: SHO, (şo okunur Kürdcemizdeki şeş)

Yedi: EFTA,

Sekiz: OHTO veya OSTOR,

Dokuz: NAVAN veya İNİYA,

On: DESH. 

 

Ali Karduxos, 1 Ocak 2017-Atina

*****************

YUKARIDAKİ YAZIYA YAPILAN YORUMLARDAN BİRİ

Murat Kaya arkadaşımız yazmış:

Murat Kaya December dest 10, november neu nine neuv 9, octomber 8 acht eight ocht heşt, sept 7 ibranicede dahi sebt günü 7. Gündür.

——————–

Ali Karduxos’un cevabı:

Sebt İbranice değildir.

Latince septem. İng. seven, Eski Almanca sibun, Çağdaş almanca sieben, Sanskritçe sapta, Avesta’da hapta (hafta kelimesi de burdan gelir. Avesta Kürd Kültürünün dilidir) İrlanda dilinde secht-n.. vs.

Buğday ekimi bu kültürün temelidir. Çünkü buğday eken takvimi de iyi bilmek zorundadır. Matematiği de. Takvimi bilmeyen tohumu ne zaman ekeceğini bilmez. Başlangıçta tek buğday da ekilmedi. onlarca yenen bitki ekildi. bunlar denendi. Şu anda Nohutun, mercimeğin bezelyenin buğdayın arpanın ilk ekildiği yerler olarak Hallan Çemi ve Çayönü gösterilir. Neolitik Dönem kültürünün kaynakları bunlardır. birbirine yakın iki yer.. Takvimi bilmeyen yılı aylara ve haftalara bilmeyenlerin ekim yapma ihtimali de yoktu.

Sadece Tohumu toprağa koymakla ekim yapılmaz. bu yeterli değildir. . ne zaman konması, ne kadar derinliğe konması, ne zaman sulanması, ne zaman derilmesi, nasıl derilmesi, nasıl korunulması, nasıl yenmesi vs. sorun burda idi.

Atalarımız Hz.İ.Ö.12-10 bin tarihlerinde yani buzul döneminin sonunda birçok bitkiyi birden denediler..

Mevsimleri hesaplayamayan ekim yapamaz. Yılın 52 de biri olan hafta da neolitik dönemden beri bilindiğini sanıyorum. Çağdaş Yunancada EPTA ve EFTA olmak üzere iki biçimde vardır. Yunanca EVDOMADA “hafta” demektir. Kök olarak Hz. İ.Ö.VII.yy da yazılmıştır. EVDOMOS biçiminde yazılıdır. Baştaki EVD kürdcemizdeki H-EFT dir. (D, T dönüşümü… P, F dönüşümü).

Lithvanca septyni “yedi”dir.

Eski Slavaca’da sedmı Arnavutça da dediğimiz Albanca’da state Toxarca A spët..dir

Yani İbranice bu sayıyı Hint-Avrupa dillerinden ödünç almıştır.

Kelimeler arasındaki bu ortak köken ilişkisini kemalistler, Kürdce başka bir dilden geliyor diye ırkçı bir biçimde açıklamışlardır.

Halbuki mesela Hint dilindeki bir kelimenin kökeninin kürdce olma ihtimali daha yüksektir. Çünkü buğdayın ekildiği ilk alandır. Eğer bir arkeolog çıkıp buğdayın Mezopotamyadan önce başka bir yerde ekilmiş olduğunu savunuyorsa bu kemalist ve ırkçı bir arkeologdur. Deer ama ispatlayamaz. Ama Mesela Hindistandaki Indus nehrinin kökeni bile Kürdistandadandır. Dicle’nin bir koludur. Bugünkü Güney Kürdistan’da kalan bir koludur. (Yunanca Arkeoloji sözlüğü 1888,-Atina).

 

 

Ιανουαρίου 1, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Kürdcemizde NAN, «ekmek» demektir

KÜRDCE

Hititçede ilk okunan kelime NAN’dır.
NAN, Hitit dilinde «ekmek» demektir.
Çağdaş Kürdcede de ekmek, NAN’dır.
Yine Çağdaş Kürdcede DAN «kaynatılmış buğday’dır».


DA Kürdce yer, zemin, toprağın yüzü demektir. mesela Kürdce DA KET: «yere düştü»; «indi» demektir. DADAN, yere konmak demektir.
DAYNE ! «yere indir!» demektir.


Ekmek kelimesinin Mezopotamya’dan yayıldığının karşılaştırmalı dilbilim yöntemiyle doğrulanmasıdır.
DA, DAN, NAN kültürü … Kürt kültürünün ismidir.

Eski Yunancadaki DA MATİR sonradan DA MİTİR olacak; daha sonra ise DİMİTRA «toprak ana» anlamında bir isim olarak bugüne kadar gelecektir.

Birinci hece DA «yer», «toprak» demektir. MATİR ise eski yunancada yine «anne» demektir. Emziren anne.

Almanca’da ise Mutter.. Annedir… İşte insanoğlu için en önemli isim kelime budur…

ANNE..
Anne, yeni bir can doğuran, yeni bir ruhun kaynağıdır.
Anne, yemez ama doğurduğu yavrusuna yedirir. Onu aç bırakmaz. Doğurduğu yavrusunu, soğuktan, vahşi hayvanlardan korur..
Anne karşılıksız verendir.
Anne yavrusu için canını verir.
Anne yavrusunu ATEŞle vahşi hayvanlara karşı korumuştur.
Vahşi doğada ANNE ve ATEŞ bir çocuk için güvenlik ve korunma demektir. Mesela, bir anne geyik yavrusunu kurtarmak için kaplana bile saldırır.. Anne yavrusunu tehlikede görünce hayatını hiçe sayandır.

Toprak da anne gibi insanı besler; karşılıksız verir.

Toprak, toprağın üstünde yaşayan tüm canlıları besler. Bu yüzden de tüm canlıların annesidir.

Dünya M.Ö. 12.000 yıllarına kadar buzlarla kaplıydı. Yaşadığımız coğrafya da soğuktu. Buzullar güney Avrupa’ya kadar uzanıyordu.. Yavrusunu ısıtmak için anne ateşi yakar. kucağında ısıtırdı.. Bu yüzden de Kürdcede «ateş»: DA, «anne»: DA, “vermek” DA-YİN, “hediye etmek” Dİ-YARdır..
Kürdcemizde DAMARİ «üvey anne»dir. Aynı kelime Eski Yunanca’da «eş» demektir, «evi yöneten kadın» veya «kadın efendi» demektir. (bkz. J.B. Hofmann Eski Yunan dilinin etimolojisi, sayfa 58).

Kürdcede /DA/ ile başlayan hemen hemen tüm kelimeler ANNE, YER, ATEŞ ve annenin faaliyetleri ile ilgilidir. örnek: DABEŞ… Annenin ekmeği yavrularına bölmesidir… ilk kökü budur.

DAKEŞİN derken toprağın bir maddeyi ne kadar bir güçle çektiğini kastederiz; yani ağırlığını kastederiz. Aşağıya doğru, toprağa doğru her faaliyettir. KIŞ, KEŞ, KAŞ her üç kelime de «çekmek» eyleminin köküdür (bu kelime üzerinde de ileride çok duracağım). Kürdcede toprak,anne, ateş, annenin faaliyetleri ile ilgili tüm kelimeler DA ile başlar, veya içinde DA hecesi vardır. mesela DAKIRIN: süzmek.. Bir bez torba içinde süzülen şeyin istenmeyen sıvısının yere doğru akıtılmasıdır.

Kürdce «ben veriyorum» DIDIM… Eski yunancada ise: DİDOMİ..

Eski Yunanca’da hediye DORO… Ateş DA.. meşele: DADA…. işte bu yüzden Kürdcedeki «ekmek» YER, ANNE ve VERMEK kelimeleri ile ilişkilidir. .. (Kürdce «Pişirmek» kelimesinin etimolojisi ise en ilginç olandır. Ana dilim kırmancki (zazaki) Kürdcesinde /bişi/ biçiminde bugün de kullanılır.. (Türkçe’de /P/ harfi ile başlayan bir kelime yoktur).. Kürdce «pişirmek» kelimesinin etimolojisi ayrı bir seminer konusudur.

Artık «orak» kelimesinin, kürdce karşılığının neden DAS olduğunu, bilmem açıklamaya gerek var mı?

Yunanca’da ana tanrıça DİMİTRA’dır.

Yunanlı dilbilimci ve Atina Üniversitesi rektörü G. Babiniotis şunları yazar:
«Dilimize girmiş olan /DA/ isminin yabancı bir dilden geldiği ve YER anlamına geldiği bellidir. Ana tanrıça DİMİTRA isminin kaynağı da yine DA’dır.» der..(bkz. Yeni Yunan dilinin sözlüğü sayfa 470).

Konu çok uzun.. ama burada kesmek zorundayım..

———————————————
Ali Karduxos, 15 Aralık,2015-Atina
———————————————

 

Bir yıl sonra yani 15 Aralık 2016’da yaptığım ek aşağıdadır:

newroz-15-aralik-2016

(Yazıdaki mavi renkli kelimeler yunancadır)

Yunanca  der-ma «deri» demektir, der-mata «deriler» demekir.

Misalde görüldüğü gibi:  Yunanca /-mata /eki, -MA  ile biten nötür isimlerin çoğul ekidir

Yunanca’da doğan, dünyaya gelen,  biten, topraktan veya  yerden çıkan herşey, dünyaya gelen  her şey  GENNİ-MA dır.

Çoğulu ise GENNİMATA dır.

Çünkü 10-12 bin sene önce bitkileri  tanımıyorduk. Dünya buzul dünemini tamamlıyordu. Havalar yeni ısınıyordu.

10-12 bin sene önce ekmek (=NAN)  nedir bilmiyorduk.

Yenecek  bitkileri, kışa saklanacak bitkileri yeni-yeni tanıyorduk.

Bir insan için en önemli doğum toprağın baharda doğum yapması her çeşit bitkiyi  dünyaya getirmesiydi. Toprak Ana‘nın doğum yapıp dünyaya getirdiği her şey  güzeldi, kutsaldı ve bizi doyuruyordu.

Artık açlıktan, yiyecek aramaktan kurtuluyorduk. Bahar çok hoştu.

Ama bu bitkilerierin içinde en önemlisi, 10 bin yıldır öz annesi gibi  insanı  besleyen en önemli bitki Kürdece GENIM idi.

Kürdcemizde GENIM  «buğday » demektir.

Yunanca GENNİMATA «tahıllar» demektir.

Kürdcemizdeki GENIM ile aynı köktendir.

Yunanca DA-MİTİR «toprak ana» dır.

Kürdcemizdeki DA ve MA ile aynı köktendir.

Ma, Neolitik dönemde «anne» demektir; Kürdcemizdeki mijin  kelimesinden gelir. Yunancası:  vizen-o.

Newroz da toprağın doğum yapması baharın gelmesi demektir. İnsanın daha mutlu, daha huzurlu yaşamaya başladığı bir mevsimin başlangıcı demekti. Artık hayvanlar da toprak gibi doğuruyor, süt, torak, penir  artıyordu. Toprak ana ve tabiatın sunduğu bir bolluk ve bereketlilik  vardı. Çocuklarımızı doyurabiliyorduk. Artık açlıktan soğuktan ölme mevsimi bitiyordu. Mutlu  bir bolluk mevsimi başlıyordu. Bayram yapıyorduk. Şenlikler yapıyorduk..

[Kürdcemizde NAS ve ZAYİN ile eş anlamlıdır. NAS eski yunanca GNOS tur ].

Bir şey dünyaya gelmeden tanınmaz. doğumu  bitince, dünyaya gelince  tanınır. Doğumu tamamlanıp yeryüzünde görüldüğü an tanınır. Artık isim konur ve ismi vardır. Anne karnındaki çocuk tanınmaz. dişi mi, erkek mi, yoksa ikiz mi? bunlar bilinmez. doğduğu an tanınır isimlendirilir  ve isim verilince artık tanınır.

yani: bere jı dayka xwe dize û dûwra jî tê naskirin.

İşte bu tabiat olayı Newroz’du. Kutlanan da buydu. Tabiatın doğması idi.

Bizim için en kutsal en doyurucu bitki GENIM idi. Bugün de dünyanın en önemli ve en doyurucu bitkisidir hala. Bu ismi ve bu isimden türemiş kelimeleri buğday ekmesini bizden öğrenen her halka  binlerce yıllık süreç içinde verdik.

Bugün Hindistan’da da «ekmek» NAN ‘dır

 Hititlerde de «ekmek» NAN idi

1912317_159149157768267_8425771777710679015_n

Ekmek, Sumerlerde de NAN idi.

Kelimenin ilk doğup yayıldığı coğrafik alan Kürdistan ve daha da net bir deyimle Kuzey Mezopotamya idi.

 

Aşağıdaki yazıyı  da yine 15 Aralık 2015 tarihinde yazmıştım.

konu: ERMENİ KEMALİZMİ

Kürdce NAN kelimesinin etimolojisi ile ilgili 7 mesaj aldım… Özelimden gelen bu 7 mesaj içinden birini seçtim

[-Hocam Frigler ermeni mi?]
diye sormuş.

CEVAP: Sevgili adaşım Ali! (soruyu soran arkadaşın ismi de Ali, yani adaşım).

Frigyalılar veya senin dediğin biçimi ile Friglerin ermenilerle hiçbir ilişkisi yoktur.

«Ermeniler Friglerdir» veya «Ermeniler Frig kökenlidir» tezi tamamıyle uydurmadır. Hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.

Heredot’taki bir kelimeden (bir yerleşim yerinin) isminden yola çıkarak bu iddiada bulunuyorlar. Bugün, bu iddia hiçbir yunan arkeologu ve tarihçisi tarafından kabul edilmemektedir…. Hiçbir dilbilimci tarafından kabul edilmemektedir.

Ermeniler Avrupa Üniversitelerinde Ermeniler’in Frig kökenli olduğunu söyleyecek bir tek tarihçi, bir tek arkeolog, bir tek dilbilimci gösteremezler..
Bir tek tarihçi bir tek arkeolog bir tek dilbilimci bunu iddia ederse üniversiteden cahil diye kovulur.. Benim iddiam budur.

Bu konuya daha sonra ilk fırsatta değinmek isterim. Şimdi özellikle bugünlerde vakit sorunum var. Şimdilik bu kısa cevapla yetin; ama şunu söyleyeyim ki tarih ve dilbilimle ilgili biri olarak (sadece öğrenmeye çalışan biri olarak) Ermenilerin mi türklerden daha yalancı olduğu, yoksa Türklerin mi ermenilerden daha fazla yalan söylediği konusunda henüz bir karara varamamışım..

Hatırlatayım: Ermeni “teorisyen” Sarkis Hatspanian şunları yazmıştı:

[[ NEWROZ PİROZ BE !
Bugün, 21.mart.2012 Ermeni kadim takvimine göre pagan döneminin Ateş Tanrısı VAHAGN’ın doğuşunun 9890.ıncı, senenin ilk ayı Arek’in de ilk günü olan Arek gününe denk gelmektedir. Hristiyanlık öncesi dönemde ulusumuz için h…em BAHARIN BAŞLANGICI, hem de YENİ YIL anlamına gelen bu günü binyıllardan günümüze dek aynı inanç ve coşkuyla kutlayan tüm halkların bayramlarını kutluyor, özgürlük güneşini zaptedene kadar ATEŞ gibi temiz yarınlar diliyorum.]]

****
Yukarıda çift köşeli parentez içindeki iddia Sarkis Hatspanian’a aittir. Ben sadece 2012 Newroz’unda kopileyip sakladım. Üç senedir de sürekli yazıyorum. Hala ispatlayamadılar.. Bu adam sıradan biri değildir. Sevan Nişanyan’ın taktir ettiği bir ermenidir. Kendisi de Sevan Nişanyanı çok taktir eder. Bu adam biz zazaların ve ezidilerin kürd olmadığını iddia eder. Sevan Nişanyan gibi Kardukların Kürd olmadığını da iddia eder. (bu iddialar onların anti kürdlüklerinden ve Kürd ulusal kimliğini çürütüp yağmalama politkalarından kaynaklanır).. İddialarının tutarlı bir tek kelimesi bile yoktur.

Bunların dil ve tarih tezlerinin tümü, kemalistler gibi uydurmadır ve kemalistler gibi hep kürdleri hedefler..

Bu yüzden de bunlara “ermeni kemalistleri” ismini verdim.

Tabi isterlerse kendi televizyonlarından Friglerle ilgili olarak istedikleri profesörü çağırırlar ve halka açık bir tartışma yaparız..

Korkuttum galiba..
******

Ama newrozu ermeniler 9890 sene önce kutluyormuşmuş iddiası … Şimdi 2015 teyiz, bu durumda ermeniler Newroz’u 9893 sene önce kutluyorlarmış.. (!) .. güzel bir fıkra..
——————————————–
Ali Karduxos 15 Aralık 2015-Atina

 

 

 

 

 

Δεκέμβριος 15, 2016 Posted by | bejenasi | Σχολιάστε

KALİPSO «terbiyesiz» bir su perisi

Kalipso (Kalypso), Odissia Destanındaki bir su perisidir.

Bu güzel kadın bir deniz kazasından kurtulan Odisseas’ı (Odysseus) 7 yıl yanında tutmayı  başarmış. Kalipso adasına  çıkan Odisseas bu peri ile karşılaşınca

7 yıl  resmen  «kaybolmuş» ve «kendini kaybetmiş».

Bazı yorumculara göre bu süre 10 yıl, bazılarına göre ise bir yıldır.

Mitolojidir.

Önemli olan kendini kaybetmesi ve tekrar  bulmasıdır.

****

Yunanlılar Hz İÖ. bu olayı çömlek  üzerine  şöyle resmetmişler.

kalipso-odisseas

solda deniz kazasından kurtulan kahramanımız ve sağda Kalipso, ilk karşılaşmasları

 

Daha sonraki ve daha doğrusu çağdaş ressamlar ise bu sahneyi daha değişik (ve daha da müstehcen) çizmişler.

%ce%ba%ce%b1%ce%bb%cf%85%cf%88%cf%89

 

Ali Karduxos, 10 Aralık 2015-Atina

Δεκέμβριος 10, 2016 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Zerdüşt dili içinde kültürümüz gizlidir

Eski bir sözlük .

kapağı ve zerdüşt kelimesi için yazdıkları:

fransizcaturkce-sozluk-1898

1898 Fransızca Türkçe Sözlük 

screenshot_1

Zend-Aventa Ateşperestlerin Kitab-ı muqaddesi. Zend Avesta  

Erdoğan:»- Kürdler müslüman değil, Zerdüşttür» dediğinde aslında bizim  kendi dilimizi ve  kültürümüzün tarihini araştırmamızın önüne geçmek istediğindendir.

Tüm müslümanlara hitaben:

«-Eğer IŞİD Kürdleri keserse bunlara destek olmayın!» demek istediğindendir. Bırakın hepsini imha etsinler! demek istediğindendir.

 

Ulus devletlerin  dil politikası genellikle dilini araştırmak, zenginleştirmek, yazısını grammatiğini daha anlaşılır bir duruma getirmek ve  pratik olarak daha kolay öğrenilmesini sağlamaktır.

 

Dili araştırmak tarihi araştırmakla eştir.

Medeniyeti araştırmaktır.

Dilin temelinde geldiği medeniyetin tarihi gizlidir.

Arnavutlar Osmanlı işgalinden kurtulana kadar 1912 ye kadar kendi dillerinin alfabesini bile yapamadılar. İslam dini kullanılarak onların ulusal kimliklerini geliştirmeleri engellendi.

Ulus devlet olmayan, ama sınırları içinde birden fazla ulusu barındıran devletlerin dil politikaları topraklarına el koyduğu ulusların dilini ya inkar etmek ya da eritmektir.

 

Mesela M. Kemal:

«-Sizin diliniz Türkçeden gelmedir. Siz bu konuştuğunuz dili sonradan aldınız! artık onu terkedip bundan böyle  sadece türkçe konuşacaksınız! Terkedip türkçe konuşmazsanız imha edileceksiniz!.»dedi.

devamla:

«-Ya süngü ve barutla ya da asimile ile diliniz ve bu dili konuşanlar imha edilecektir. Seçimini siz yapın!» dedi ve bunu uyguladı.

 

Unutulması için Kürdce yazıyı, kürdce konuşmayı yasakladı.

Unutulması için Kürdce telaffuza yardım edecek harfleri Türkçeden çıkarttı.

«Turqia» Türkiye yapıldı. «Jandarma ve Jimnastik» Candarma ve cimnastik yapıldı. W harfini kullanmak yasaklandı.

 

Yeni yetişecek ve asimile edilecek eski nesil kendi dilini ileride öğrenmeye kalksa bile artık Kürdceyi telaffuz bile edemeyecekti.

 

*****

Persler ise kendi sınırları içinde olan herkesin ARYEN kökenli ve İRAN’lı olduğunu söyleyip devletin adını da değiştirip İRAN yaptılar.

 

Yani Aryen (ARİ) ırkından olan herkes Pers olacaktı. Kürdler de Ari ırkındandır öyleyse persleşecek ve «-BEN İRANLIYIM!» diyecdekti.

 

Persler ayrıca Zend-Avesta’da geçen tüm kelimeleri tek-tek tespit edip günlük hayatta kullanıma soktular.

Devlet, bu hedefe varmak için, tüm eğitim kurumlarını, öğretmenlerini, seferber etti. Yani Zend Avesta’da ne kadar kelime varsa bundan böyle Farsların sayılacak ve bunlar günlük hayatta kullanılacaktı. Herkes bu kelimeleri öğrenecekti.

Roman yazımında, radyo ve gazetelerde, televizyonlarda kullanılacaktı. Böylelikle bu kelimeler Pers diline mal edilecekti.

 

***

Kürdcenin kökü Zend-Avesta’ya dayanmaktadır.

Zend Avesta’yı inkar Kürd tarihini ve Kürd kültürünü inkardı.

Zend Avesta’da Hint-Avrupa medeniyetinin temelini oluşturan kelimeler vardı. Öyleyse Kürdler İslam işgalinden önceki tarihini reddederlerse kendi dillerini ve dolayısıyla kültürlerinin tarihini de reddeceklerdi.

Bugün müslüman olsalar bile artık kendilerine Zend Avesta dendiğinde, Zerdüştlük dendiğinde hemen tepki gösteremeleri gerekiyordu. Yani kendi tarihini islam işgalinden önce hiç öğrenmemeli ve hiç ondan bahsetmemeliydiler. Kürdlerin tarihi olmamalıydı. İslamdan önce Kürdler yoktu ve olmamalıydı..

 

Halbuki Türk olanlar, kendi tarihlerinin   İslamdan önce ki kısmını araştırır yazarlar. Hatta bu tarihe daha da fazla önem verirler.  

Kürde ise İslamdan önce hiç yaşamadığını var olmadığını söylerler.

 

Kürde,Geçmiş tarihine sahip olmanın dinsizlik olduğunu vurgularlar. Zerdüştlükle suçlarlar.

 

Geçmişte nasıl Selahattin Eyyübi islam alemi ile birlikte hareket edip , Batıya karşı savaşmışsa sen de aynısını yap derler.  

«-Gel, TC ile birlik ol ve Kürdistan denen bir devlet kurmak isteyen Barzani’nin müttefiği batıya karşı TC ile birlikte savaş!» derler.

 

Zerdüşt dini ve dili, Kürd dili ve tarihidir.

Kürd kültürünün, Kürd dilinin tarihidir.

Tarihsiz temelsiz kalmamak için bu dili ve bu dini bilmemiz gereklidir.

Tarih Öğrenmek bugünkü dini inkar değildir ki. Persler Zend Avestadaki kelimeleri dillerine onyıllaca süren bir çaba ile soktular diye  müslüman olmaktan çıkmadılar.. Sadece yapılan bir kültür emperyalizmi idi. M. Kemal de Kürdler türktür derken, Girit’teki Knosos  Sarayını türkler yaptı derken aslında  uyguladığı bir Kültür emperyalizmi idi. Diğer bir ulusun tarihini dilini yapmalamak ve kendilerine mal etme gayreti idi.

 

TC müslüman olmuş bir ulusu -bizi- zerdüştlükle suçlarken asıl söylemek istediği «dilinizin tarihinden uzak durun, medeniyetinizin temelinden uzak durun!» demek istiyor.

 Yoksa Zerdüştlüğün  artık aşılmış bir din ve düşünce sistemine sahip olduğunu da  bilirler.

 

Yunanlıların eski tarihlerini araştırması öğrennmesi onların Hristiyan olmasına engel değildir.

Yunanlılar eski dillerini medeniyetlerini, tarihlerini araştırmakla çok tanrılı dine mi dönüyorlar?. Elbette hayır!

Aksine bugüne gelene kadar geçilen aşamayı kavrayıp, yarattıkları kültürün farkına varıp ulusal kimliklerini güçlendiriyorlar. Çünkü kimliği güçlü kılan dil ve tarihtir. Hristiyan bir Yunanlı için eski -Hristiyanlık öncesi tarihi- bilmek daha da önemlidir.

İşte tam bu yüzden TC bizim dilimizi ve tarihimizi öğrenmemize engel oluyor.

 

Böylelikle Kürd kendi dilinin Neolitik Kültürü yaratan dil olduğunun farkına varmayacak ve dilinin kültürünün düşmanı olacaktır.

 

Din ayrı, dil ve tarih ayrıdır. Dil ve tarih bizi bugüne getiren medeniyetin ta kendisidir.

Türkler Orta Asyada iken müüslüman değillerdi. Ama nasıl o tarihi öğrenip araştırıyorlarda biz de kendi dilimizi ve medeniyetimizin temellerini araştırmalıyız!

Dilimizi ve tarihimizi öğrenmememiz  kimliğimizi koruyamamamız için tam üç nesildir Kürdlere bir tek ilkokul bile açmadılar. Aksine  bir tek kelime Kürdce konuşandan önceleri para cezası aldılar. sonraları hapse attılar.

Bugün köylerimiz kasabalarımız  yerle bir ediliyorsa, bu köy ve kasabaların  ulusal kimliğinin hala güçlü olmasından dolayıdır. Dillarini hala günlük hayatta kullanmalarından dolayıdır. Kurulacak bir Kürd devletini  desteklemeleri garanti olacağından dolayıdır.

Kasabalarımızın yerle bir edilmesi kurulacak Kürd devletine karşı savaşın ta kendisi idi.

dsc05042

Rojek jı Rojen Evdale Zeynıke rupel 11

 

 
Ali Karduxos, 6 Aralık 2016-Atina

Δεκέμβριος 6, 2016 Posted by | bejenasi | Σχολιάστε

Dil Kültürdür.

Dil medeniyet ve tarihtir.

skeft-ve-zivistan

Kürdcemizde mağara kelimesinin karşılığı ZİVİNG dır.

Bir sinonimi daha var: ŞKEFT

***

Şkeft (şkeve’den) “oyuk” kelimesinden gelir. yani yaptığımız kap gibi iç bükey bir oyuk, bu daha sonraki bir isimdir.

Şkeve kab demektir ve hişk ile ilişkilidir.

Şekil verilen balçığın kurutulmasından sonra da pişirilmesinden gelir.

Bu kelimeyi tüm Hint-Avrupa dillerine vermişiz.

ziving ise, zivistan‘dan gelir.

(Kürdcemizde şkeve «kab-kacak» demektir. Zıvıstan ise «kış» demektir)

***

Dünyadaki tüm arkeologlara göre, neolitik dönemde yaratılan kültür coğrafyamızdan yayılmıştır.

Buğday ekimi, hayvanların evcilleştirilmesi,

çanak çömlek yapımı… hepsi

İlk yerleşim.

Hepsi Kürdistan coğrafyasından…

İlk yapan, ilk eken, ilk evcilleştiren, ilk bulan onun ismini de verendir.

Ali Karduxos, 4 Aralık 2016-Atina

Δεκέμβριος 4, 2016 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

«cüzzam» kelimesinin etimolojisi üzerine bir yazı

 

article_24442

 

luka-17-12

İncil’in bu okuduğunuz bölümü kilise duvarına ikonlaştırılmış (resmedilmiş veya başka bir deyimlegörüntülenmiş

 

——————————————–

Osmanlıca  İncil’de aynı bölüm şöyle yazılmış:

lukas-osam-son

Altı çizili yer: ON NEFER CÜZZAMLU

 ..ve bir köye girer iken anın karşısına on nefer cüzamlu adam çikub uzakdan durarak yüksek sesle ya Muallim İsa bize merhamet eyle didiler

(Kitab-ı Mukaddes yeni ahd-ı akik ve ahd-ı cedid, İstanbul 1886 İstanbol’da Boyaciyan Agop Matbaasında tab olunmuştur).

Türkçe Cüzam  ismini araplardan almışlar. Vücuttan bir parça veya bir kemik koparma demektir.  Vahşi bir hayvanın mesela Ayının yaptığı da  pençesiyle bir parça koparmak veya  koparmak isterken yaralayıp  parçalamaktır. Vücudun yara bere içinde kalmasıdır.


kurdi-luka-1712

Kürdce İncil’in diğer baskılarında, bu hastalığın adı için, “cüzam”  yerine /kotî/ kelimesi kullanılmış.


kata-lukan-1712-katarevusa

Cüzzam hastalığı için Yunanca İncil’de lepri  sıfatı kullanılmış. Köy kelimesi için  de KOM  kelimesi kullanılmış.

Kutsal Kitap İncil’in  

Yunanca orijinalinde /lepros/ kelimesinin  çoğulu olan “lepri” kullanılmış.


Türkçe’de iki ismi var ikisi de diğer dillerden alınmış

hom_cover_article_422_es_es

Bu hastalığın  adı için çağdaş Türkçe’de hem Arapçası /cüzzam/ hem de Yunanca’dan alınan  /lepra/ kelimeleri kullanılıyor.


 

 

DEVAMI VAR

(yukarıdaki bölüm sadece giriştir)

 

Ali Karduxos, 19 Kasım 2016-Atina

Νοέμβριος 19, 2016 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Kürdcede AJ ile AJOT- aynı köktendir

1509985_418079741682328_1185438632982469506_n

 

10363901_418079818348987_6652323566128105714_n

Kürd Dilinde «AJ-» kökü

Türkçede sürü, sürgün ve sürmek
Kürdce AJAL, AJ, AJOT-IN’dır
***
Aj » sürgün» > Ajot «sürdü» > ajotin «sürmek» > cot kirin “çift sürmek”. (J > C olmuş).

Kürdce ağacın dalı da sürgündür. Aj’dır. Latincede de bitkinin köklerine “sürgün” veya “filiz” denir.

Aj> Aj kirin > türkçeye AŞI YAPMAK olarak geçen fiildir. [aj-î kirin]…
Aşı yapmak bir ağaçtan bir AJ kesip , onu, başka bir ağaca bağlamaktır.
Ağaç aşılamak: AJ nakli işlemidir.
Yani “ağacın sürgününün” naklidir.
Bunun için önce 3 çizik atılır. Yeni sürgün veya kürdcesiyle “AJ” dikkatlice kaldırılır. Ve başka bir ağaca yine 3 çizik atılarak kaldırıldığı gibi bu kez yeni dala eklenir. Bağlanır.

Tıbbın vücutta çizik atmasına da AŞI denmiştir.

Kürdce J, Z, > Türkçeye Ş olarak geçmiştir. Kürdce AJ-Î, Türkçeye AŞI olarak geçmiştir.

Sevan Nişanyan’a göre de, türkçedeki AŞI eski türkçe imiş.. uydurma bir etimoloji..
Sevan Nişanyan bazı Kürdce kelimeleri gizlemek , bazı kelimelerin üzerine de kemalistler gibi konmak politikası gütmüştür. DA kelimesini inkar etmesi , Kürdce PE ve PA ile BA kelimelerini ve bunlarla ilgili kelimeleri gizlemiştir.

Kırmancki’de J harfi, Z ve C olur. Ajda > Azda olur..
Bu yüzden de AJDA, Kırmancca’da AZDA “sürgün verdi” olur.. Yani “filizlendi” demektir.

Kürdce AJDA ve AZDA kız çocuklarına verilen isimdir.
Aslında ÜRÜN VERMEK ile ilgilidir.
Ağaca aşı yapmak iyi ve kaliteli ürün almak içindir.
Ebeveynler torun sahibi olmaları dileğiyle bu ismi kız çocuklarına verirler. Erkeklere verilmez. Çünkü Kürdce ağaç ANNEdir.

Da > dar > dan > das > didim> dest> deh> diyar hepsi aynı köktendir.
Eski Yunanca DA, ➙Kürdce DA, anlamı “anne”
Yunanca DENDRO, ➙Kürdce DAR,anlamı “ağaç”. (aynı hece ikilenmiş).
Eski Yunanca DAS, ➙Kürdce DAS, anlamı “orak ve ağaç kesme aleti”
Eski Yunaca DİDOMİ, ➙Kürdce DIDIM anlamı “vermek”.
Eski Yunanca DORO, ➙Kürdce DİYAR, anlamı “hediye”.
Eski Yunaca DEKA, ➙Kürdce DEH ve DES… anlamı “10” sayısı. ( Sanskritçe yani eski Hint dilinde ON SAYISI= “dáśa”, Latince “decem”, Fransızca “dix”, İspanyolca “diez”, İngilizce “ten”, Almanca “zehn” vs).
***
Ağaç “ber” tutar.
Kadın hamile olunca da “ber girt” denir. (Biber e).
BER ila BAR “ağırlık, yük” aynı köktendir. ÜRÜN tutmuş ve yüklüdür.
Arapça’da “hamal” ile “hamile” aynı köktendir… İkisi de yüklüdür….
——————————

NOT: bir kelimenin içinde H, J, F, V harflerinden biri varsa o kelime türkçe olamaz.
Örneğin “fare” türkçe değildir, türkçesi “sıçan”dır.
Al Karduxos, 31 Ocak 2015-Atina.

NOT2: AJ kökünde bulunan «J» sesi:
«jiyan», Zayîn, «zil dan», «Av dize» (su yerden kaynıyor, pınar) kelimelerinin de ilk köküdür. J,Z,C dönüşümü vardır. bunların ilk kökü de G, GW’dir.
1.giyan,
2. jiyan,
3.zîn
4.can,
kelimelerinde bu dönüşüm net olarak görülür.

Yani insanın ve hayvanın anasından, bitkilerin ve suyun ise yerden «doğumunun» kökenidir(bu notu bugün ekledim. sonradan açıklayacağım. siz az beğenince şevkim kırılıyor).

***

AJOT ile CUT yani çift (çift sürmek) de aynı kökendendir.

Kürdcedi G, J,C, Z dönüçümü için karşılaştırınız!

Giyan, Jıyan, Jin,  Can…  hepsi aynı kelimedir.

 sonra devam etmek  üzere sağlıcakla kalın!

Ali Karduxos 1 Şubat 2015-Atina

Νοέμβριος 5, 2016 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Kürdce MIR, MAR, MOR, MERD, MIROV vd aynı köktendir

mandrafora-3

 

צומח

 ÖZETTİR.

KÜRDCE MR kökünden

MR> MIR, MAR, MARD, MERD, MORDEM, MÊR, MERIV, MIROV,

MR>  MOR + gîya

Avesta’da    mar 1. ölüm 2. yılan

Hint Avrupa dillerinde MORTO  “ölümcül” demektir.

Bu bitkinin adı: Fransızca Mandragore; Yun Mandragōr-as (=μανδραγόρας)/

Kürdce: Mêr, Merd, mordem, mirov, meriv

Kürdce V farsçada M olur

Küredce V Farsçada B olur

ZIV-ISTAN   Farsça “zım-ıstan” olur.

SÊV Farsça “SİB” dir.

Kürdce erkek olan cinse NÊR denir. İnsanın erkeğine ise MÊR denir.

Mêr-ik

Mêreke xurt.

MIROV, mirın, mord(-em, -im), merd aynı kökten türemiş kelimelerdir ve hepsinin  ilk kökü MIR dır. Yani MAR(1) veya gömmek. Peş-mer-ge..

Eski Yunanca’da μορτός okunuşu: mort-os

 “ölümlü, fani” demektir… Βροτός <μροτος (mrot-).

Latincesi morior, “ölmek» demektir.

 Fransızca ölüm, ceset,  mort demektir. Aynı kökenden: mourir, mors, mort-is.

Yunanca Amvrotos “ölümsüz”.

Yunanca Amvrasia “tanrıların  gıdası ve  bazan da yiyeceği” anlamında kelime.

Türkçeye «adamotu» olarak çevrilen bitkidir. Türkçesi sadece çeviridir.

Fransızca  Mandragore, Yunancası  ise  Mandragōr-as’dır. Yunanca ANDRA erkek demektir.

 Kelimenin kökeni “mirov veya mordem+gîya” dır. Başka dillere de geçmiş

İng. man-drake,

Fr. mandragore.

Arnavutça madërgonë.

Alm. Mandrake, Mandragora, Mandragore

Almancaya çevirirsek “Menschenpflanze”.

Almanca Mensch “insan, adam” + pflanze “ot”.

 Kürdcemizdeki MAR ve MIR  tek heceli isimler hepsinin kökünü teşkil eder.

********************************

Kısa bir açıklama:

Tohumu sivri bir  ağaç parçasıyla “gömerler”. Ucu sivri bir ağaç parçasını toprağa batırırlar. Sonra çektiklerinde yılan deliği gibi  bir delik elde ederler. Tohumu oraya kor sonra da üstünü kapatırlar.

 Mer ve bêr kürdce bel aynıdır. Bêl toprağı açmak demektir. Kürek kemiğine  Kürdce bêrik denir.

Tohumu yere ölü gibi gömerler. Ölüyü gömer gibi gömerler. Ama baharda  canlanır yeşerir.

Yılan da böyle yapmıyor mu? yerde bir delik açıyor ve oraya giriyor . Ölüyor.. toprağın altındaki bu ölü yılan bir mevsim kaldıktan sonra baharda dışarı çıkıp    yeniden  canlanıyor. Sonra da ölü olan elbiselerini atarak yeni hayata başlıyor. (Jiyaneke Nû destpê dike. Bihar e).

Bu yüzden de Arapça  HAY yılandır. HAY canlı demektir. HAYAT demektir. Hayvan kelimeside burdan gelir. HEYBE kelimesi de burden gelir.

Görüldüğü gibi neolitik dönemin (toprağın  ilk ekilip biçilmesi döneminin  kelimesidir. Yılanın kutsallığı da burdan gelir. Toprağın altına bir mevsim girip sora topraktan çıkan her canlı kutseldır. Yılan gibi. buğday tohumu gibi. Şahmaran hikayesi de budur. Toprağın altından bazı mitolojilerde kadın çıkar bazılarında ise bir mevsim sonra erkek çıkar.  Yani dirilir.

 

Ali Karduxos 4 Kasım 2016-Atina.

NOT konu üzerine  ilk fırsatta daha açıklayıcı bilgi sunacağım.

(Alıntı yaparken kaynak belirtmemek hırsızlıktır).

 

Νοέμβριος 4, 2016 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Hint-Avrupa dilleri ve Kürdcemiz

Kürdcemizdeki 12 kelimeyi en eski  Hint -Avrupa dilleriyle karşılaştıralım

Eski yunanca, Latince, Hind (sanskrit)  ve Kürdce

 

lat-ell-sansk-kurd

 

Bu kelimelerin etimolojilerini sonradan  tek tek  alt kısmda yazacağım.

mesela hiç notlarıma bakmadan  birinci kelime için yunanca hanti sonradan andi  «karşı, karşı taraf, ön tarafta olan» demek. «Karşıda bulunan» demek. Pera da aynı anlamdadır.

 

Buradakiper kürdcedeki BER’dir. aynı köktendir.

Hanti ile hember aynı kelimedir.

Buradaki BER yani «ön, ön taraf, karşıdaki» anlamına gelir ve çok önemlidir.

Kürdce BER-SÎV demek  karşıdaki ile konuşmak demektir. Karşıdakinin sorusuna  «karşılık» vermektir.

Almanca cevap vermek antworten, baştaki ANT- bizim aradığımız «anti» yani «hember»dir.

 

Devam edecek.

 

 

 

 

 

Οκτώβριος 30, 2016 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε