Alikarduxos's Blog

Bêjenasîya zimanê Kurdî

Neo-kemalizm, türk faşizmidir

yenitttezi-oguz-news

Neo-kemalist tarih tezlerine bir örnek

 

yen-tttezi-oguz-iki

Yukarıdakinin Devamı

Kürdler için yeniden işgal,  inkar, imha, pongrom ve  asimile   demektir.

Referandum işte bu planı uygulayacak  tam yetkili bir «dindar görünen mustafa kemal» arayışıdır.

****

Geçen seneden beri tc devletinin «yeni-sahte dil ve tarih tezleri» sunulacağını yazıyorum.
 
Kemalist devlet sahte dil ve tarih tesleri sunmaya hazırlanıyorsa bunun anlamı katliam ve pogrom yapacağıdır. askeri çözüme gideceğidir.
 
Referandum işte böyle bir askeri çözüme gidebilme için birine tam yetki vermedir.
 
Üç tane soytarı ne yapmış dünya kamuoyunu ilgilendirmez.
Dünya kamuoyunu ilgilendiren kimin kazandığıdır.
 
Erdoğan’ın da kazanmak için üç tane boykotçu soytarıya ihtiyacı var.
 
Resimde «Neo kemalist Türk Tarih Tezleri’ne» bir örnek görüyorsunuz!
 
 
Bu gördüğünüz resmi bir iki yıl önce ben yayınlamıştım.
 
Bulgular alman arkeologlarca Hakkari’de bulunmuştur. Yıllarca TC ile Saddam işbirliği sayesinde kamuoyundan gizlenmişti.
 
Daha önce bu gördüğünüz resimler hakkında bilgi de vermiştim. Hatta kürdce DEMİR yani «HESIN» kelimesinin etimolojisini de vermiştim.
 
Türkçedeki ERSİN isminin bile, kürdcemizdeki HESIN isminden türetilmiş olduğunu Alman kaynaklarına dayanarak yazmıştım.
 
***
Kürdce örs SINDAN demektir.
 
Bu kelimenin (HE)-SIN-DAN kelimesinden türetilmiş olduğunu, ve Kürdcemizden asurcaya ve diğer komşu dillere de götiğini belirtmiştim.
 

Kürdcemizdeki ilk hamur küreği olarak hayvan kemiği kullanılmış olduğunu yazmıştım. Bugün de demirden hamur küreğine «hestif» dendiğini de eklemiştim..

 
Alki karduxos, 6 Şubat 2017 -Atina

 

 

******************************

 

EK YORUM

Yenilen  kendine dayatılanları kabul etmek zorundadır. Kabul etmezse susmak zorundadır. Kabul etmiş görünmek zorundadır

TTT ve TDT böyle bir ideolojidir

 Ya imha olursun ya da kabul edersin.

Kabul edersen  biyolojik imhadan kurtulursun

 ama canını kurtarma karşılığında ruhi ve ulusal kimlik olarak  imha olursun. Asimile olursun.

***

Her askeri yıkım, jenosid  ve katastrofun ardından uygulanması ve gündeme gelmesi de bundandır. Bunu bilmeyen kemalizmi anlamamış demektir.

Bu bir proğramın uygulanmasıdır.

1927-28 de harflerin değiştirilmesi ile başlayan süreç bir jenoside karar verildiğindendir.

Askeri olarak bir saldırı ve katastrof   planındandır.

 Ardından  kalanlara:

-Biyolojik imhadan kurtulmak istiyorsanız  tarihi kimliğinizi bırakıp yeni dil ve tarih tezlerini kabul edersiniz denmektedir.

YANİ bu tezler ASKERİ TEDBİRİN akabinde devletin  gerek duyduğu bir tedbirlerdir.

Katastrof ve  türkleştirmeyi, katastrof ve asimileyi başa götürme  tedbiridir.

Önce katastrof.

Katastrofun olması için ise  hem de hem hukuk devletiyiz hem de jenosid yapacağız demek için tek kişide yetkilerin toplanması gerekmektedir.

İşte referendum dab u katastrof ve asimile proğramının uygulanabilmesi için gereklidir.

EVET demek bu plana hizmettir.

2

Bu proğramin başarili olmasi bir yandan da doğruların karalanması ve varolan tarihin imhasını gerektirir.

Göbeklitepe’nin  Hz.İbrahim dönemi ile ilişkilendirilmesi  de işte bu politikanın  sonucudur.

Sana yeni bir dil dayatan senin ana dilini  konuşmanı bilmeni  istemez.

Teni bir tarih dayatan da senin  gerçek tarihini bilmeni istemez.

IŞİD gibi tarihe saldırır. Tarihi bulguları imha eder. Bunun içinde üç nesildir yarattığı ilkellikten yararlanır.

Dini motivin kullanılması da bundandır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Φεβρουαρίου 6, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

REFERANDUM etimolojisi

referandum-etimolojisi

Referandum Latince bir kelimedir. Latincesi. referendum..

Anlam olarak halka sorulması gereken demektir. refero fiilinden gelir «tekrar getirmek» demektir. Tekrar getirip halka sormak, serbest bir çeviridir.

Baştaki RE-,» tekrar» demektir. FER-O ise getirmek demektir.

Tekrar halka geri getirmek demektir. Referendum sonucu meşru sonuçtur.

AMA:
Referandumu kazanan aslında uluslararası hukuğa aykırı olsa bile istediğini yapma yetkisi almak için yapar. Bu sadece üçüncü dünya ülkelerinde böyledir. Referandumu kazanır diktatör olur.

Çünkü halk ne için oy kullandığını bilmez. Herşey karışıktır. Bir tek sorun değil, halk, aynı anda,  bir çok şeyi onayladığını bilmez.

Alternatif yoktur. Alternatifler EVET’e hizmet etmesi için planlanır.

Bunlar hep üçüncü dünya ülkelerinin faşist kanunlarını ve uygulamalarını meşrulaştırmak için yapılır.

Her diktatörün bir referendum hilesi ve sahtekarlığı vardır.

Önceden uzun bir çalışma yapılır.
Gizli anketler falan.. Sahte anketlerle halk kandırılır.  Halkın seviyesi, guruplarla temas, referandumun üçüncü dünya ülkelerindeki iktidarların ayak oyunlarındandır. Hile bunlara dahildir. Tehdit ve terör zaten eksik olmaz. Menfaat dağıtımı, vaatler, parelel gider. (Türkiye’de terörün hızı artacaktır. Operasyonlar referendum sonuçlarını etkilemek için kullnılacaktır).

Evet diyenler, neden EVET dediklerini bile bilmezler. HAYIR denmemesi için hayırlar bolca bölünürler.

Referandum kelimesinin sonundaki FER-O kürdcemizdeki BAR ve BIR kelimeleriyle aynı köktendir. Bizdeki B sesi Latince ve Yunancada F olmuş …   FER-O, Kürdcemizdeki BAR’dır. (BAR: yük, BIR: götürdü demektir).

3500 yıl önceki Yunanca «Grammiki B» yazısında PERE‘dir. Bu yazılı kayıtlarda mevcuttur. Ve bu kelimenin Hint-Avrupa dillerindeki ilk kökü ise *bher olarak kabul edilir..

Sanskritçede karşılığı bhrati‘dir. İlginç olan Sansritçedeki bu kelimenin anlamı Kürdcemizdeki gibi BER yani “ürün” anlamına gelmesidir.

İlkel atalarımız  ürünlerini taşıdılar.. (Berên xwe kom kirin  û kişandin  malên xwe; yan jî kişandin zivingên  xwe, da ku  li zivistanê bixwun).

Kürdcemizde “bi ber e” dediğimizde türkçe  karşılığı “verimli” kelimesidir.

İngilizcedeki bear “getirmek” aynı köktendir.

Ürün, taşımak, Bir şeyi yüklenmek demektir.   (Kürdce BAR), götürmek hepsi aynı köktendir.

Yani Kürdcemizdeki BER, BAR, BIR, BÊR.. hepsi aynı köktendir.

Ali Karduxos, 26 Ocak 2017-Atina

*********************

Referandum konusunda kimin ne dediğini unutmamak için 6 Şubat 2017 tarihinde yaptığım ektir.

 

6-ocak-2017-referandum-tartmsi

6 Şubat 2017 referandum tartışmaları

 

refer-6-subat-17-bir

referandum-6-subat-17-iki

 

 

referandum-6-subat-17-uc

****************************************

9 şubat 2017 tarihli EK (Mwhmet Emin Pekgul’in yorumunu okuyunuz. İki gün güneyde kalınca bunlar kendilerini Kürd ulusal lideri olduklarını sanan zavallılardır). 

 

m-emn-pekgul-rfrndm

*************************************

surec-baladi-bir

surec-basladi-iki

 

Üstteki yazı ve gazete küpürünün altına Hasan Dere bir yorum yapmış.

Ben  ilgili görmedim ama  not edip dosyalamayı uygun buldum.

İşte Hasan Dere’nin cevabı:

hasan-dere-rfrndm

*************************************************

murat-caglar-rfrndum

****************************************

2-3 Mart 2017’de eklediklerim

fon ıiçin kopi 3rfrndm.JPG

 

*******

Facebook da biri şu paylaşımı yaptı ve ben de  hemen altta cevabımı veriyorum. Olay aslında PKK tabanına karşı yapılmış bir anti-Barzaniciliktir.

PKK ve KCK  HDP tabanının ulusal duygularının  kabaracağından korkuyorlar. Serok Barzani’yi kötülemeye  çalışıyorlar.

cuma Kajuk 1.png

Yukarıdaki habere Ali Karduxos’un cevabı:

barzani evet demez..png

 

 

Φεβρουαρίου 5, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

ETİMOLOJİ

Serî her tiştî tenduristî ye !

seri-etimoloji

Kürdcemizde SER, hem «kafa, baş» demektir.

Kafa vücudun en üst kısmındadır. Bu yüzden de «üst kısım,  uç, tepe» de demektir.

Buğday başağı derken bile buğdayın üst kısımı (başı)  anlamında «serî genimê» kelimesini kullanırız.

******

Yunanca karivar-eo (καρηβαρ-έω) «baş ağrısı» demektir.

İki kelimeden oluşur. KAR: «baş» demektir….BAR yazılıp «VAR» okunan kelime de «yük» ve «ağırlık» demektir.

Yani yunanlı «başım ağrıyor» derken; «başımda bir ağırlık var» demiş oluyor..

Kürdcedeki [SER + BAR] kelimeleri ile hem anlam hem de köken olarak aynıdır.

Bu kelimenin Latincesi /caribar-ia/ dır.

Ancak /karibar-ia/ olarak okunur.

—–

Latince cer-ebrum «beyin» demektir. «başın içinde bulunan» demektir. İlk hece olan cer Kürdcemizdeki  ser’dir.

Yunanca KER-AS… «boynuz» demektir.

Kürdcemizde SER ve KUR ikisi de «baş» demektir.

Yunanca KOR-İFİ «en üst yer, tepe» demektir. (KR köküne dikkat ediniz!)

Hititçe’de SER, kelimesiin iki anlamı var. Birincisi: «kafa«. İkincisi:  «üst kısım» demektir.

Öyleyse Kürdedeki aynı anlam, Yunanca’da ve Hititçe’de de vardır.

Biz Yunanlılara komşu olsaydık: Kürdcenin %30’u yunancadır, diyeceklerdi.

İtalya’ya komşu olsaydık, Kürdcenin %30’u İtalyancadır, diyecekleridi.

****

-Gel lan buraya kerata! dediğimizde aslında «gel lan buraya boynuzlu» demiş oluruz.

Kürdcemizdeki SER ve KER aynı köktendir. Kafa ve eşek demektir.

Eşeğin başı büyük ve kulakları da boynuz gibidir.

Kürdcemizde kulağa ker-ik denmesi de bundandır.(guh, işitmek kökünden gelir. sinonimidir)

Keçi boynuzunu biz Kürdler xurnik veya xernûf demişiz. (yenilen anlamında). Ama yunanlı keçi boynuzuna benzetip, ker-as demiş. kar-at demiş.

Kaç karat altın derken keçi boynuzu tohumlarının ağırlığından bahsederiz. (keçi boynuzu denen bitkinin çekirdekleri ağırlığında saf altın kullanılınca  kaç karat olduğu da vurgulanmış olur. Bunu düşünürken insanoğlunun ilk erittiği madenin altın olduğunu da düşünüp ZER ile anlamını da bulmak zorundasınız!).

Boynuz, sıvı doldurulan kab ve bir boru (savaş ve müzik boruzanı) olarak kullanılırdı.  En eski bardaktir.Derin bir boşluğu vardır. Mesela içine şarap konurdu. Yunanca KRASİ «şarap» demektir. (Baştaki KR köküne dikkat ediniz!)

Krater kelimesi de buradan gelir. «sıvı konan ve karıştırılan kab» demektir. Sönmüş kraterler içinde su olan bir büyük bardak gibidir.

KRATİR, Yunaca boynuz gibi uzun bir kap hem de yanardağ krateri anlamlarındadır.

Yanardağında Krateri var.  Buradaki KRater,  KR kökünden geldiğini S. Nişanyan benden iyi bilir ama yazmaz.

Eski Yunancada 3500 yıl önce yazılmış bir kelimedir: ka-ra-te-ra olarak yazılmış. Bugünkü yunancada KRATİR-AS olarak yazılır. İlyada Destanında da vardır. (Birinci bölüm 598. satır). 

Kürdce ile ilgili tüm kelimelerin etimolojilerini bilerek yanlış yazmıştır.

 

(devamı videolarda)
Ali Karduxos, 31 Ocak 2017-Atina

Ιανουαρίου 31, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

ETİMOLOJİ

 

bejenasi-fonu

sîr, şer, şûr

Çir, çîr, nêçîr, nêçîrvan

kelimelerinin etimolojisi

**********************************************

GİRİŞ

MERAK ETTİĞİM BİR KELİME   VAR….

 Önce ağzınıza bir diş sarmısak koyup uzun-uzun çiğneyerek yutun. hemen yutmayın onun dilinizi ve ağzınızı yakan tadını alın. ardından ikincisini alın bunu da uzun-uzun çiğneyin.. Bu ağızı yakan tada kürdcemizde ne denir. veya Kürcde ağzımızın yandığını nasıl tarif edelim. Ateşle yanmıyor. yani ateşin yakması da değil. Acı da değil. Bu ağız tadına ne diyelim? .

1

SARMISAĞIN AĞZI «YAKMASI»…

Sarmısak Kürdce sîr.. Çok ilginç birşey yolda bir çingeneye raslarsanız ve ona sizin dilinizde sarmısak nedir diye sorarsanız size cevap olarak «sîr» der. Yani Kürdcedeki ismin aynısıdır. Sanskritçe bir sözlüğe bakarsanız orada da SEER biçimiğnde yazılır ama SİER biçiminde bir telaffuzdur. Çünkü Çingenece, sanskritçe kökenlidir. Bu kelimenin Sansritçedeki ilk kökü ŞRİİ dir.. Bu da «vurma (yaralama, acıtma)» demektir. Hatta öldürme demektir. Bu kelimeden türeyen Şara kelimesi sivri bir kalam dır. Kürdcemizde kelem veya kalam.. Türkçe saz bitkisi …

Yani biraz daha net söylersek sivriltilmiş kuru bir kamış’tır. Bizdeki ŞÛR (kılıç) ile aynı kökendir. Kılıç yarasının verdiği acılık ile isimlendirmişler..Yani yiyen kişiye ağzının kesildiği hissi veriyor. Tabi sarmısağı ağzınıza alıp uzun uzun çiğ olarak çiğnemezseniz bunu farkedemezsiniz. Yunanlılar bu açılığa bu yakıcılığa DRİMİS demişler.

2

Yunanlılar neden DRİMİS demişlar acaba?

 Bu kelimenin açıklanması konuya ışık tutacak…

Yunanca yazılışı (δριμύς)

**

DRİMİS kelimesinnin  sonundaki /-İS/, isim ekidir. Bu eki çıkarır atarsak kök olarak sadece  DRİ- kalır..

***

 İşte bu DRİ- ismin köküdür. Anlamı da «yırtma, tırmalama, koparma” demektir.

Ama bu DRİ- kökünün  nerden geldiği önemli… ilk anlamı önemli..

Bu kelimenin başındaki DR,   ağaç demektir. “sivriltilmiş,  batan, yırtan ağaç parçası” demektir. Eski Yunanca DRİS «meşe ağacı»dır. Sert olduğundan mızrak yapılırmış…

Yunanca DER-O burdan türemiştir ve anlamı da kürdcemizdekği ÇER-M dir. Yani deri.  Öyleyse deri türkçe değildir. Çünkü Avestada /der-/ kökü ile   aynı anlamdadır…

Yunanca DERO «derisini yüzmek» de demektir.  Zaten «vurmak» fiilinin anlamı   yaralamak demektir.

 Bugün çağdaş Yunancada birisine SENİ DÖVERİM deyiminin karşılığı  THA SE DİR-O..  Yani bugün yunancada DİR ve DER biçiminde kullanılan bu kelime «vurmak, dövmek» demektir. Çünkü vurmak demek bir hayvanın derisini yırtmak demektir. Başka bir deyimle, “yaralamak” demektir; “derisini yırtmak” demektir.

 Bizdeki, yani Kürdcemizdeki yırtmak kelimesini düşünün ÇÎR KIRIN = ÇIR-ANDIN.. yani İşte bu kelime ÇER-M ile aynı köktendir.

Eskiden bu ilkel silahlarla DAR ile geyik avlanırdı. Yunanca geyik DORAS‘tır.En eski biçimi  DOR-KS..   Eski Yunanca deri çantaya da doros denir. Konuyu çok uzatmak istemiyorum.. Sonuçta sarmısağın ağız yakması bir sivri ağaçla insanın derisinin yırtılmasına benzetildiği , benzer bir acıyı  vermesine rağmen  bunun bir yırtılma değil bir tad olduğu sonucu çıkar. Bizde ŞÛR …. Yunancada DOR, DİR.. DER..biçimndedir.  (Yunanca ağaç anlamındaki DER kökü bizdeki DAR’dır. Yunanca mızrak yine DOR‘dur. yani sivri bir ağaç parçası demektir.

***

Kürdce ÇÎR aynı zamanda “keklik “ demektir. Ayni köktendir.

Nêçîr = av, avlanma demektir

Nêçîrvan: «avcı» demektir. Ama asıl anlamı genel olarak avlanmak demek iken  keklik avı ile eşleştirilmiştir.

——————————

Ali Karduxos, 22 Ocak 2017-Atina

——————————-

Yazı Kürd tutuklulara adanmıştır.

Tüm tutuklulara özgürlük

Kürd dilinde ilkokullardan başlayan eğitim istiyoruz (EM DKD)

 

Ιανουαρίου 22, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

KÜRDCE Girê Miraza=Göbekli Tepe

GİRİŞ

Önce Hürriyet Gazetesi’nin haberini okuyunuz!

 

15934821_10154445223022950_122155240_n

 

15878879_10154445223272950_1613410521_n

Ali Karduxos’un cevabı

Göbekli Tepe’nin kürdce adı “Xerawreşk”tir.

İ.H. Baran’ın yazdığına göre de: «Girê Miraza‘dır».

İkinci isim daha da eskidir. Bu birleşik isimdeki hem GIR, hem de MIRAZ Kürdcemizdeki çok eski iki kelimedir. (MÊR ve MIRIN ile aynı köktendir. Miraz kelimesini başka bir yazıya bırakıyorum).

Kürdce Gir, Türkçe(?)höyük, Ar. tell, Latince tumulus dur. Hepsi de «tepe» demektir.

Türkçede /H/ harfi ile başlayan hiçbir kelime yoktur.

Çünkü türkçede /H/ harfi yoktur.

(Türkçe sözlükte olup da içinde /H, J, V, F/ seslerini barındıran kelimelerin tümü yabancı bir dilden  Türkçe’ye geçen kelimelerdir).

Latince’deki tumulus kelimesinin türkçe karşılığı: tepe, mezar, şişik, tümbet, kabarık olan demektir. Türkçeye tümör olarak geçen kelime ile  eşkökenlidir;  yani tümör kelimesi de Latince’dir.

İlkel malzemelerle (taş-kerpiç ve ağaç)yapılmış bir ev düşünün.. bu ev 40-50 yıl yaşar. bilemedin 100 yıl yaşar. Sonra yıkılır. Yıkılan bu evin yeri bir nesil sonrakilerce yeniden düzlenir ve eski evin yıkıntıları üstüne  yeni bir ev daha yapılır. Bir müddet sonra bu da yıkılınca bir yenisi daha yapılır ve bu işlem yüzlerce binlerce yıl sürer sonunda yüksek bir tepede bir  köy meydana gelir.  Terkedilmişse tabiattaki dış güçlerin etkisiyle  sadece bir tümsek  olarak  kalır.

İşte Kürdcemizde GIR dediğimiz arkeolojik alan budur. Truva şehrinin bir tepede olmasının sebebi işte bu katmanlar üzerine defalarca kurulmasındandır.

 

15934088_10154445220857950_1896839405_o

Kürdcemizdeki GIR, çok eski bir kelimedir.

Bir iplik düşünün! düm düz.. Ama bu ipliğin bağlanan kısmı yani düğüm kısmı bir tepecik oluşturur. Yani bir «gır» oluşturur. GIRÊ DAN fiili de burdan gelir. ipliğe gır vermek demiş atalarımız. Bağlanan yer yüksek, kabarık olur. bir tümör oluşturur (Bakınız üstteki slayt-resim)

Gır, bu yüzden Kürdcemizde hem tepe, hem de düğümdür.

GIR, iri ve büyük demektir. Çünkü bağlanan yerde bir irilik oluşturur. İri ve büyük olan şey GIR-AN dır.  Dört tarafı suyla çevrili bir kara parçası  aslında suya göre bir tümsektir. Suyun içindeki bir tümsektir. GIRAV’dır (gırav Kürdcemizde «ada» demektir). GIRDEK ise “büyük harf» demektir.

GIRÊ. «tümor, abse, şiş  şişkinlik» vs. girê ketiye pişta min= sırtıma bir düğüm girmiş (kaynak. bkz. D İzoli sayfa 169).

GIRÊ «çözülmesi gereken» düğümdür yani problemdir. «Sorun’dur».

GIRÊBA tümor (=tumor)

GIRÊK «düğüm»

GIRÊKOK «uydu». Yani başkasına bağlı. Bağlı olan şey, bağlandığı yerin çevresinden fazla uzaklaşamaz, çapı bağlı olduğu ipin  uzunluğunun  iki katı kadar olan  bir  daireden daha fazla uzaklaşamaz.

«Girift» olarak Türkçe’ye geçen kelimenin kökü de Kürdcemizdeki bu  GIR’dır. Düğümdür, bağlamadır, ilmiktir, kabarıklıktır.

Kürdcemizde «çözümü zor olan karmaşık olan»  anlamında bir sıfattır GIRIFT.

Hamur yumağına neden GIRIK dediğimizi açıklamaya gerek yok sanırım.

GIRIKÎ  «müphem, belirsiz». Çözümü  kesin olmayan.

GIRMIK «yumruk«.

Gernas ve GIRNAS «kahraman, büyük adam«.

GIRNEWAS. Nusaybin yakınlarında bir höyük.

GIRSE «kütle«

GIRTÎ «esir, tutuklu«

GIRTOLE «iriyarı adam» vd.

*****

 

krema

 

GIR , “tepe’”dir. Tepe, yükseklik, demektir.

Yükseklik olmadan tepe denmez. Ama kayaların yükseklikleri çıkılıp inilecek cinsten değilidir. Asıl [gır] bunlardır.

Bu tür kayalara çıkıp inmek için birçok yerde asılmak da gerekir.

İşte bu yüzden, Yunanca GRE-M-OS «uçurum» demektir. Aynı köktendir.

Yunanca aynı kökten bir şeyi asmak olan KREMO fiili vardır. Baştaki KR Kürdcemizdeki GR > GIR köküdür.

Bu kelimeyi «Onbinlerin Dönüşü» adlı kitapta «Dicle Nehrine inen dik  sarp kayaları» tarif ederken  yazar Ksenofon  da kullanmış. Yazar «KREMOS» demiş.

Bu kelime Homeros Destanın’da da vardır. Lithvanca‘da kariu olan ve aynı anlamdaki bu kelime İlyada’da nehir kenarındaki dik sarp kayalıkların adıdır. Yani yine yüksek  yer anlamı vardır.

***

İşgalci devletin Diyarbakır Valililiğince hazırlanan bir videoda Kürdistan’daki arkeolojik ve tarihi değerlerimize saldırması yeni bir «İttihatçı-kemalist Dil ve Tarih Tezleri’ne» başlangıçtır.

Devlet 3 nesil boyunca yetiştirdiği ilkelleri de kullanmak isteyecektir.

Devlet böyle bir günde kullanmak üzere gericiliği gizliden örgütlemiştir.

Tarih bilgisi ve bilincinden uzak olarak hayvan gibi yetiştirdiği bir kesimi yanına almaya çalışmaktadır.

Bunlar put kelimesini duyunca köpeğin oşt! kelimesini duymuş gibi olacaklardır. Çünkü bilinci sözkonusu hayvanın   beyni kadardır.

 

KÜRD YURTSEVERİ!

Ulusal kimliğine, tarihine , arkeolojik değerlerine sahip çık.

Tüm Dünya Üniversitelerinin Göbeklitepe bulgularından bahsedip bu bulguların,   tarih yazımını değiştirdiğinden bahsetmesi, TC’nin böyle bir faşist ve emperyalist politika geliştirip gericiliği yanına almasına neden olmuştur.

Tüm Dünya Üniversiteleri Göbeklitepe’den(=Girê Miraza’dan)  bahsetmektedir.

( Bakınız dün yayınladığım videonun ikinci bölümünde, Yunanlı Dünya Tarihi Profesörü Bayan Maria Eythimiu, 40. dakikadan 45. dakikasına kadarki bölümde, Göbekli Tepe’den bahsetmektedir). Videoda Göbekli Tepe’deki buluntuların Dünya Tarihinin yeniden gözden geçirilmesine neden olduğunu;  eskiden dünyanın en eski yapıları olarak kabul edilen yerlerin GöbekliTepe’ye nazaran artık çok yeni olduklarını buraların bugünkü medeniyetin beşiği olma adayı olduğunu söylüyor.

Tek tanrılı dinler imparatorluklar döneminde ortaya çıkmıştır. Tek tanrılı dinlerin ilk kökeni Mezopotamyadadır, Mazdektir.

Hz İbrahim inancı tek tanrılı dinler döneminin bir  inancıdır. Sözkonusu bu inancın tarihi en fazla 4 bin yıldır.

Halbuki Göbekli Tepe bu imparatorluklardan en az 8000 dene öncedir.

İşgalci TC Devleti, cahilleri kandırarak Kürdistandaki varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.

10.500 yıl önce tek tanrılı dinler yoktu. Tek tanrılı dinler insanlık tarihinin bu muhteşem eserleriyapıldıktan  en az 8000 yıl sonra ortaya çıktı.

Göbekli Tepe’yi, Hz İbrahim ile ilişkilendirmek bir ulusu önce ilkel cahil ve bilgisiz bırakmak  sonra da bu ilkellik üzerine bu halkın tarihini ve bu halkı fiziki olarak yok etme girişimidir.

GöbekliTepe Hz. İbrahim’den en az 8000 yıl öncedir.

 

****

Tüm iddilar Diyarbakır Valiliğinin yalanıdır. Yalancı M. Kemal’in izinde yeniden  bir yalan tarih yazımıdır.

Kemalist dil ve tarih yazımının gayri resmi veya yarı resmi olarak 2017’deki yeni biçimidir.

Hatta bu tür bir yazımın iddiların da başlangıcıdır.

Kürdlerin bu konuda ne cevap vereceği, nasıl ve  kimler tarafından cevap verileceği gözlemlenmek istenmektedir. Bir ön hazırlıktır.

Valiliğin bu çabası hükümet politikasından ayrı değildir.

«Cahil bıraktığım bir ulusa neyi iddia edersem yuttururum» tavrıdır.

Türk işgalcisi yalancı ve sahtekardır.

Step çakalı gibi hilekârdır.

Ama, bir türk tarihçi, bir arkeolog çıkıp da bu saçmalıklara karşı konuşacak mı göreceğiz.

Beşikçi bir istisnadır.

TC Devleti, IŞİD’in Suriye’de ve Irak’ta yaptığını, işgali altındaki Kürdistan’da yapmayı hedeflemektedir.

Kürdistan 500 yıldır işgal altındadır.

Kürdü imha etmek tarihten silmek sadece onun dilini tarihini yasaklamakla olmuyor. Ulusal hazinesi olan arkeolojik buluntularında imhası hazırlanmaktadır.

TC, aynı şeyi Hititler için söylememektedir. Hititlerin de heykelleri var. Hititler üzerine yapılan araştırmalar mesela Urartular, Hurriler ve Mitanniler için yapılmamıştır( bu üç isim aynı halktır)

Çünkü şu andaki Hitit lerin başkenti sayılan Boğazköy’de herhangi bir ulusal azınlık yoktur. Oraları türkleştirdikleri için oradaki valiler oradaki heykelleri put olarak kabul etmemektedir.

Hedef Kürdlerdir, Hedef Kürdün tarihidir.

Hedef Kürdün tarihten silinmesidir.

Hem de IŞİD yöntemleriyle. IŞİD’in Palmirada ne yaptığını hatırlayınız!

 

Ali Karduxos, 5 Ocak 2017-Atina

Ιανουαρίου 5, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

NOEL NEDİR ? (etimolojisi)

Çok kısa bir süre önceye kadar  anne karnındaki çocuğun kız mı, erkek mi olduğu bilinmiyordu.

Bugün artık  anne karnındaki birkaç aylık bir embrionun

kız mı-oğlan mı, olduğu artık önceden biliniyor.

Daha doğmadan isim tamam, hazır bile.

Daha dünyaya gelmeden, doğmadan tanınan çocuğa isim bile veriliyor… artık ailenin bilinen  bir ferdi oluyor.

Doğmadan ona gerekli elbiseler de hazırlanıyor.

Yunanistan’da kızlara pembe, erkeklere mavi elbiseler hazırlanıyor.

İsmi bilinen insan «tanınıyor» demektir.

«tanınıyor» kelimesinin kürdcemizdeki karşılığı: tê nasîn….

Kürdce ZA-YİN ve NAS kelimelerinde bu yüzden anlam yakınlığı hatta anlam eşitliği vardır.

******

Kürdcemizdeki NAS , Latincede NASCOR‘dur. Okunuşu naskor.

*****

Latince NASCOR‘un anlamı doğmak, (bitkiler için)yerden bitmek, olmak, bulunmak vs dir.

******

Bu yüzden de Çağdaş İtalyanca’da nascere «doğuyorum» demektir.

naskente «doğmuş» demektir.

Latince natalis «doğum günü» demektir.

Son olarak Latincede NATUS «doğmuş» demektir

İşte bu NATAL-İS, Portekizce’de «Natal» ve Fransızca’da «Noel» oldu.

Hristiyan alemince Hz. İsa’nın doğum günü olarak kutlanan gündür.

—————————————–
Ali Karduxos, 2 Ocak 2017-Atina
—————————————–

EK

Altta  kapağını gördüğünüz bu kitap Kanuni ile oğlu Bayazid  arasındaki mücadeleyi konu almış.
 kanunnn-olu
 Kitabın 208. sayfasında oğul baba Kanuniye  yalvarıyor oğluna kıyma diyor.
-baba yalvarırım beni öldürme! diyor.
afname-sayfa-208

Ιανουαρίου 2, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

7, Bi kurdî heft, bi Yewnanî efta

DİKKAT!..

25 Aralık -1 Ocak tarihi eskiden yılbaşı değildi ama kutsal bir gündü.

Yılbaşı 21 Mart idi. Bizim ROJA NEWROZ dediğimiz gün yılbaşı idi. Çünkü; Mart birinci ay sayılırdı.

Latince September yedinci ay demektir. Latince septem: yedi(7) yani kürdcedeki “heft” rakamıdır.

Ayları Ocak ayından itibaren sayarsanız EYLÜL ayı, yedinci değil tam 9. aya rasgelir.

Ama Mart ayını birinci ay olarak sayarsanız bu kez tam yedinci aya denk gelir.

Latince September, Ocktober, November, December… yedinci sekizinci dokuzuncu ve onuncu ayların isimleridir. İngilizce, Fransızca ve Almancada 8-9-10 rakamlarınının isimleri ile karşılaştırınız!. Kürdcemizde: heft, heyşt, neh, deh… Hepsi aynı köktendir.

(octo, okunuşu okto sekiz(8) rakamıdır. Yunanca okto. yani sekiz).

Çingene dili de eski Hintçedir. Çingene dilinde:

Bir: YEK,

İki: DUİ,

Üç: TRİ,

Dört: İSHTAR (baştaki Ç sesi düşmüş),

Beş: PANJ ( Hindistan’daki pencab “beş su” ismini hatırlayın!)

Altı: SHO, (şo okunur Kürdcemizdeki şeş)

Yedi: EFTA,

Sekiz: OHTO veya OSTOR,

Dokuz: NAVAN veya İNİYA,

On: DESH. 

 

Ali Karduxos, 1 Ocak 2017-Atina

*****************

YUKARIDAKİ YAZIYA YAPILAN YORUMLARDAN BİRİ

Murat Kaya arkadaşımız yazmış:

Murat Kaya December dest 10, november neu nine neuv 9, octomber 8 acht eight ocht heşt, sept 7 ibranicede dahi sebt günü 7. Gündür.

——————–

Ali Karduxos’un cevabı:

Sebt İbranice değildir.

Latince septem. İng. seven, Eski Almanca sibun, Çağdaş almanca sieben, Sanskritçe sapta, Avesta’da hapta (hafta kelimesi de burdan gelir. Avesta Kürd Kültürünün dilidir) İrlanda dilinde secht-n.. vs.

Buğday ekimi bu kültürün temelidir. Çünkü buğday eken takvimi de iyi bilmek zorundadır. Matematiği de. Takvimi bilmeyen tohumu ne zaman ekeceğini bilmez. Başlangıçta tek buğday da ekilmedi. onlarca yenen bitki ekildi. bunlar denendi. Şu anda Nohutun, mercimeğin bezelyenin buğdayın arpanın ilk ekildiği yerler olarak Hallan Çemi ve Çayönü gösterilir. Neolitik Dönem kültürünün kaynakları bunlardır. birbirine yakın iki yer.. Takvimi bilmeyen yılı aylara ve haftalara bilmeyenlerin ekim yapma ihtimali de yoktu.

Sadece Tohumu toprağa koymakla ekim yapılmaz. bu yeterli değildir. . ne zaman konması, ne kadar derinliğe konması, ne zaman sulanması, ne zaman derilmesi, nasıl derilmesi, nasıl korunulması, nasıl yenmesi vs. sorun burda idi.

Atalarımız Hz.İ.Ö.12-10 bin tarihlerinde yani buzul döneminin sonunda birçok bitkiyi birden denediler..

Mevsimleri hesaplayamayan ekim yapamaz. Yılın 52 de biri olan hafta da neolitik dönemden beri bilindiğini sanıyorum. Çağdaş Yunancada EPTA ve EFTA olmak üzere iki biçimde vardır. Yunanca EVDOMADA “hafta” demektir. Kök olarak Hz. İ.Ö.VII.yy da yazılmıştır. EVDOMOS biçiminde yazılıdır. Baştaki EVD kürdcemizdeki H-EFT dir. (D, T dönüşümü… P, F dönüşümü).

Lithvanca septyni “yedi”dir.

Eski Slavaca’da sedmı Arnavutça da dediğimiz Albanca’da state Toxarca A spët..dir

Yani İbranice bu sayıyı Hint-Avrupa dillerinden ödünç almıştır.

Kelimeler arasındaki bu ortak köken ilişkisini kemalistler, Kürdce başka bir dilden geliyor diye ırkçı bir biçimde açıklamışlardır.

Halbuki mesela Hint dilindeki bir kelimenin kökeninin kürdce olma ihtimali daha yüksektir. Çünkü buğdayın ekildiği ilk alandır. Eğer bir arkeolog çıkıp buğdayın Mezopotamyadan önce başka bir yerde ekilmiş olduğunu savunuyorsa bu kemalist ve ırkçı bir arkeologdur. Deer ama ispatlayamaz. Ama Mesela Hindistandaki Indus nehrinin kökeni bile Kürdistandadandır. Dicle’nin bir koludur. Bugünkü Güney Kürdistan’da kalan bir koludur. (Yunanca Arkeoloji sözlüğü 1888,-Atina).

 

 

Ιανουαρίου 1, 2017 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Kürdcemizde NAN, «ekmek» demektir

KÜRDCE

Hititçede ilk okunan kelime NAN’dır.
NAN, Hitit dilinde «ekmek» demektir.
Çağdaş Kürdcede de ekmek, NAN’dır.
Yine Çağdaş Kürdcede DAN «kaynatılmış buğday’dır».


DA Kürdce yer, zemin, toprağın yüzü demektir. mesela Kürdce DA KET: «yere düştü»; «indi» demektir. DADAN, yere konmak demektir.
DAYNE ! «yere indir!» demektir.


Ekmek kelimesinin Mezopotamya’dan yayıldığının karşılaştırmalı dilbilim yöntemiyle doğrulanmasıdır.
DA, DAN, NAN kültürü … Kürt kültürünün ismidir.

Eski Yunancadaki DA MATİR sonradan DA MİTİR olacak; daha sonra ise DİMİTRA «toprak ana» anlamında bir isim olarak bugüne kadar gelecektir.

Birinci hece DA «yer», «toprak» demektir. MATİR ise eski yunancada yine «anne» demektir. Emziren anne.

Almanca’da ise Mutter.. Annedir… İşte insanoğlu için en önemli isim kelime budur…

ANNE..
Anne, yeni bir can doğuran, yeni bir ruhun kaynağıdır.
Anne, yemez ama doğurduğu yavrusuna yedirir. Onu aç bırakmaz. Doğurduğu yavrusunu, soğuktan, vahşi hayvanlardan korur..
Anne karşılıksız verendir.
Anne yavrusu için canını verir.
Anne yavrusunu ATEŞle vahşi hayvanlara karşı korumuştur.
Vahşi doğada ANNE ve ATEŞ bir çocuk için güvenlik ve korunma demektir. Mesela, bir anne geyik yavrusunu kurtarmak için kaplana bile saldırır.. Anne yavrusunu tehlikede görünce hayatını hiçe sayandır.

Toprak da anne gibi insanı besler; karşılıksız verir.

Toprak, toprağın üstünde yaşayan tüm canlıları besler. Bu yüzden de tüm canlıların annesidir.

Dünya M.Ö. 12.000 yıllarına kadar buzlarla kaplıydı. Yaşadığımız coğrafya da soğuktu. Buzullar güney Avrupa’ya kadar uzanıyordu.. Yavrusunu ısıtmak için anne ateşi yakar. kucağında ısıtırdı.. Bu yüzden de Kürdcede «ateş»: DA, «anne»: DA, “vermek” DA-YİN, “hediye etmek” Dİ-YARdır..
Kürdcemizde DAMARİ «üvey anne»dir. Aynı kelime Eski Yunanca’da «eş» demektir, «evi yöneten kadın» veya «kadın efendi» demektir. (bkz. J.B. Hofmann Eski Yunan dilinin etimolojisi, sayfa 58).

Kürdcede /DA/ ile başlayan hemen hemen tüm kelimeler ANNE, YER, ATEŞ ve annenin faaliyetleri ile ilgilidir. örnek: DABEŞ… Annenin ekmeği yavrularına bölmesidir… ilk kökü budur.

DAKEŞİN derken toprağın bir maddeyi ne kadar bir güçle çektiğini kastederiz; yani ağırlığını kastederiz. Aşağıya doğru, toprağa doğru her faaliyettir. KIŞ, KEŞ, KAŞ her üç kelime de «çekmek» eyleminin köküdür (bu kelime üzerinde de ileride çok duracağım). Kürdcede toprak,anne, ateş, annenin faaliyetleri ile ilgili tüm kelimeler DA ile başlar, veya içinde DA hecesi vardır. mesela DAKIRIN: süzmek.. Bir bez torba içinde süzülen şeyin istenmeyen sıvısının yere doğru akıtılmasıdır.

Kürdce «ben veriyorum» DIDIM… Eski yunancada ise: DİDOMİ..

Eski Yunanca’da hediye DORO… Ateş DA.. meşele: DADA…. işte bu yüzden Kürdcedeki «ekmek» YER, ANNE ve VERMEK kelimeleri ile ilişkilidir. .. (Kürdce «Pişirmek» kelimesinin etimolojisi ise en ilginç olandır. Ana dilim kırmancki (zazaki) Kürdcesinde /bişi/ biçiminde bugün de kullanılır.. (Türkçe’de /P/ harfi ile başlayan bir kelime yoktur).. Kürdce «pişirmek» kelimesinin etimolojisi ayrı bir seminer konusudur.

Artık «orak» kelimesinin, kürdce karşılığının neden DAS olduğunu, bilmem açıklamaya gerek var mı?

Yunanca’da ana tanrıça DİMİTRA’dır.

Yunanlı dilbilimci ve Atina Üniversitesi rektörü G. Babiniotis şunları yazar:
«Dilimize girmiş olan /DA/ isminin yabancı bir dilden geldiği ve YER anlamına geldiği bellidir. Ana tanrıça DİMİTRA isminin kaynağı da yine DA’dır.» der..(bkz. Yeni Yunan dilinin sözlüğü sayfa 470).

Konu çok uzun.. ama burada kesmek zorundayım..

———————————————
Ali Karduxos, 15 Aralık,2015-Atina
———————————————

 

Bir yıl sonra yani 15 Aralık 2016’da yaptığım ek aşağıdadır:

newroz-15-aralik-2016

(Yazıdaki mavi renkli kelimeler yunancadır)

Yunanca  der-ma «deri» demektir, der-mata «deriler» demekir.

Misalde görüldüğü gibi:  Yunanca /-mata /eki, -MA  ile biten nötür isimlerin çoğul ekidir

Yunanca’da doğan, dünyaya gelen,  biten, topraktan veya  yerden çıkan herşey, dünyaya gelen  her şey  GENNİ-MA dır.

Çoğulu ise GENNİMATA dır.

Çünkü 10-12 bin sene önce bitkileri  tanımıyorduk. Dünya buzul dünemini tamamlıyordu. Havalar yeni ısınıyordu.

10-12 bin sene önce ekmek (=NAN)  nedir bilmiyorduk.

Yenecek  bitkileri, kışa saklanacak bitkileri yeni-yeni tanıyorduk.

Bir insan için en önemli doğum toprağın baharda doğum yapması her çeşit bitkiyi  dünyaya getirmesiydi. Toprak Ana‘nın doğum yapıp dünyaya getirdiği her şey  güzeldi, kutsaldı ve bizi doyuruyordu.

Artık açlıktan, yiyecek aramaktan kurtuluyorduk. Bahar çok hoştu.

Ama bu bitkilerierin içinde en önemlisi, 10 bin yıldır öz annesi gibi  insanı  besleyen en önemli bitki Kürdece GENIM idi.

Kürdcemizde GENIM  «buğday » demektir.

Yunanca GENNİMATA «tahıllar» demektir.

Kürdcemizdeki GENIM ile aynı köktendir.

Yunanca DA-MİTİR «toprak ana» dır.

Kürdcemizdeki DA ve MA ile aynı köktendir.

Ma, Neolitik dönemde «anne» demektir; Kürdcemizdeki mijin  kelimesinden gelir. Yunancası:  vizen-o.

Newroz da toprağın doğum yapması baharın gelmesi demektir. İnsanın daha mutlu, daha huzurlu yaşamaya başladığı bir mevsimin başlangıcı demekti. Artık hayvanlar da toprak gibi doğuruyor, süt, torak, penir  artıyordu. Toprak ana ve tabiatın sunduğu bir bolluk ve bereketlilik  vardı. Çocuklarımızı doyurabiliyorduk. Artık açlıktan soğuktan ölme mevsimi bitiyordu. Mutlu  bir bolluk mevsimi başlıyordu. Bayram yapıyorduk. Şenlikler yapıyorduk..

[Kürdcemizde NAS ve ZAYİN ile eş anlamlıdır. NAS eski yunanca GNOS tur ].

Bir şey dünyaya gelmeden tanınmaz. doğumu  bitince, dünyaya gelince  tanınır. Doğumu tamamlanıp yeryüzünde görüldüğü an tanınır. Artık isim konur ve ismi vardır. Anne karnındaki çocuk tanınmaz. dişi mi, erkek mi, yoksa ikiz mi? bunlar bilinmez. doğduğu an tanınır isimlendirilir  ve isim verilince artık tanınır.

yani: bere jı dayka xwe dize û dûwra jî tê naskirin.

İşte bu tabiat olayı Newroz’du. Kutlanan da buydu. Tabiatın doğması idi.

Bizim için en kutsal en doyurucu bitki GENIM idi. Bugün de dünyanın en önemli ve en doyurucu bitkisidir hala. Bu ismi ve bu isimden türemiş kelimeleri buğday ekmesini bizden öğrenen her halka  binlerce yıllık süreç içinde verdik.

Bugün Hindistan’da da «ekmek» NAN ‘dır

 Hititlerde de «ekmek» NAN idi

1912317_159149157768267_8425771777710679015_n

Ekmek, Sumerlerde de NAN idi.

Kelimenin ilk doğup yayıldığı coğrafik alan Kürdistan ve daha da net bir deyimle Kuzey Mezopotamya idi.

 

Aşağıdaki yazıyı  da yine 15 Aralık 2015 tarihinde yazmıştım.

konu: ERMENİ KEMALİZMİ

Kürdce NAN kelimesinin etimolojisi ile ilgili 7 mesaj aldım… Özelimden gelen bu 7 mesaj içinden birini seçtim

[-Hocam Frigler ermeni mi?]
diye sormuş.

CEVAP: Sevgili adaşım Ali! (soruyu soran arkadaşın ismi de Ali, yani adaşım).

Frigyalılar veya senin dediğin biçimi ile Friglerin ermenilerle hiçbir ilişkisi yoktur.

«Ermeniler Friglerdir» veya «Ermeniler Frig kökenlidir» tezi tamamıyle uydurmadır. Hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.

Heredot’taki bir kelimeden (bir yerleşim yerinin) isminden yola çıkarak bu iddiada bulunuyorlar. Bugün, bu iddia hiçbir yunan arkeologu ve tarihçisi tarafından kabul edilmemektedir…. Hiçbir dilbilimci tarafından kabul edilmemektedir.

Ermeniler Avrupa Üniversitelerinde Ermeniler’in Frig kökenli olduğunu söyleyecek bir tek tarihçi, bir tek arkeolog, bir tek dilbilimci gösteremezler..
Bir tek tarihçi bir tek arkeolog bir tek dilbilimci bunu iddia ederse üniversiteden cahil diye kovulur.. Benim iddiam budur.

Bu konuya daha sonra ilk fırsatta değinmek isterim. Şimdi özellikle bugünlerde vakit sorunum var. Şimdilik bu kısa cevapla yetin; ama şunu söyleyeyim ki tarih ve dilbilimle ilgili biri olarak (sadece öğrenmeye çalışan biri olarak) Ermenilerin mi türklerden daha yalancı olduğu, yoksa Türklerin mi ermenilerden daha fazla yalan söylediği konusunda henüz bir karara varamamışım..

Hatırlatayım: Ermeni “teorisyen” Sarkis Hatspanian şunları yazmıştı:

[[ NEWROZ PİROZ BE !
Bugün, 21.mart.2012 Ermeni kadim takvimine göre pagan döneminin Ateş Tanrısı VAHAGN’ın doğuşunun 9890.ıncı, senenin ilk ayı Arek’in de ilk günü olan Arek gününe denk gelmektedir. Hristiyanlık öncesi dönemde ulusumuz için h…em BAHARIN BAŞLANGICI, hem de YENİ YIL anlamına gelen bu günü binyıllardan günümüze dek aynı inanç ve coşkuyla kutlayan tüm halkların bayramlarını kutluyor, özgürlük güneşini zaptedene kadar ATEŞ gibi temiz yarınlar diliyorum.]]

****
Yukarıda çift köşeli parentez içindeki iddia Sarkis Hatspanian’a aittir. Ben sadece 2012 Newroz’unda kopileyip sakladım. Üç senedir de sürekli yazıyorum. Hala ispatlayamadılar.. Bu adam sıradan biri değildir. Sevan Nişanyan’ın taktir ettiği bir ermenidir. Kendisi de Sevan Nişanyanı çok taktir eder. Bu adam biz zazaların ve ezidilerin kürd olmadığını iddia eder. Sevan Nişanyan gibi Kardukların Kürd olmadığını da iddia eder. (bu iddialar onların anti kürdlüklerinden ve Kürd ulusal kimliğini çürütüp yağmalama politkalarından kaynaklanır).. İddialarının tutarlı bir tek kelimesi bile yoktur.

Bunların dil ve tarih tezlerinin tümü, kemalistler gibi uydurmadır ve kemalistler gibi hep kürdleri hedefler..

Bu yüzden de bunlara “ermeni kemalistleri” ismini verdim.

Tabi isterlerse kendi televizyonlarından Friglerle ilgili olarak istedikleri profesörü çağırırlar ve halka açık bir tartışma yaparız..

Korkuttum galiba..
******

Ama newrozu ermeniler 9890 sene önce kutluyormuşmuş iddiası … Şimdi 2015 teyiz, bu durumda ermeniler Newroz’u 9893 sene önce kutluyorlarmış.. (!) .. güzel bir fıkra..
——————————————–
Ali Karduxos 15 Aralık 2015-Atina

 

 

 

 

 

Δεκέμβριος 15, 2016 Posted by | bejenasi | Σχολιάστε

KALİPSO «terbiyesiz» bir su perisi

Kalipso (Kalypso), Odissia Destanındaki bir su perisidir.

Bu güzel kadın bir deniz kazasından kurtulan Odisseas’ı (Odysseus) 7 yıl yanında tutmayı  başarmış. Kalipso adasına  çıkan Odisseas bu peri ile karşılaşınca

7 yıl  resmen  «kaybolmuş» ve «kendini kaybetmiş».

Bazı yorumculara göre bu süre 10 yıl, bazılarına göre ise bir yıldır.

Mitolojidir.

Önemli olan kendini kaybetmesi ve tekrar  bulmasıdır.

****

Yunanlılar Hz İÖ. bu olayı çömlek  üzerine  şöyle resmetmişler.

kalipso-odisseas

solda deniz kazasından kurtulan kahramanımız ve sağda Kalipso, ilk karşılaşmasları

 

Daha sonraki ve daha doğrusu çağdaş ressamlar ise bu sahneyi daha değişik (ve daha da müstehcen) çizmişler.

%ce%ba%ce%b1%ce%bb%cf%85%cf%88%cf%89

 

Ali Karduxos, 10 Aralık 2015-Atina

Δεκέμβριος 10, 2016 Posted by | 1, bejenasi | Σχολιάστε

Zerdüşt dili içinde kültürümüz gizlidir

Eski bir sözlük .

kapağı ve zerdüşt kelimesi için yazdıkları:

fransizcaturkce-sozluk-1898

1898 Fransızca Türkçe Sözlük 

screenshot_1

Zend-Aventa Ateşperestlerin Kitab-ı muqaddesi. Zend Avesta  

Erdoğan:»- Kürdler müslüman değil, Zerdüşttür» dediğinde aslında bizim  kendi dilimizi ve  kültürümüzün tarihini araştırmamızın önüne geçmek istediğindendir.

Tüm müslümanlara hitaben:

«-Eğer IŞİD Kürdleri keserse bunlara destek olmayın!» demek istediğindendir. Bırakın hepsini imha etsinler! demek istediğindendir.

 

Ulus devletlerin  dil politikası genellikle dilini araştırmak, zenginleştirmek, yazısını grammatiğini daha anlaşılır bir duruma getirmek ve  pratik olarak daha kolay öğrenilmesini sağlamaktır.

 

Dili araştırmak tarihi araştırmakla eştir.

Medeniyeti araştırmaktır.

Dilin temelinde geldiği medeniyetin tarihi gizlidir.

Arnavutlar Osmanlı işgalinden kurtulana kadar 1912 ye kadar kendi dillerinin alfabesini bile yapamadılar. İslam dini kullanılarak onların ulusal kimliklerini geliştirmeleri engellendi.

Ulus devlet olmayan, ama sınırları içinde birden fazla ulusu barındıran devletlerin dil politikaları topraklarına el koyduğu ulusların dilini ya inkar etmek ya da eritmektir.

 

Mesela M. Kemal:

«-Sizin diliniz Türkçeden gelmedir. Siz bu konuştuğunuz dili sonradan aldınız! artık onu terkedip bundan böyle  sadece türkçe konuşacaksınız! Terkedip türkçe konuşmazsanız imha edileceksiniz!.»dedi.

devamla:

«-Ya süngü ve barutla ya da asimile ile diliniz ve bu dili konuşanlar imha edilecektir. Seçimini siz yapın!» dedi ve bunu uyguladı.

 

Unutulması için Kürdce yazıyı, kürdce konuşmayı yasakladı.

Unutulması için Kürdce telaffuza yardım edecek harfleri Türkçeden çıkarttı.

«Turqia» Türkiye yapıldı. «Jandarma ve Jimnastik» Candarma ve cimnastik yapıldı. W harfini kullanmak yasaklandı.

 

Yeni yetişecek ve asimile edilecek eski nesil kendi dilini ileride öğrenmeye kalksa bile artık Kürdceyi telaffuz bile edemeyecekti.

 

*****

Persler ise kendi sınırları içinde olan herkesin ARYEN kökenli ve İRAN’lı olduğunu söyleyip devletin adını da değiştirip İRAN yaptılar.

 

Yani Aryen (ARİ) ırkından olan herkes Pers olacaktı. Kürdler de Ari ırkındandır öyleyse persleşecek ve «-BEN İRANLIYIM!» diyecdekti.

 

Persler ayrıca Zend-Avesta’da geçen tüm kelimeleri tek-tek tespit edip günlük hayatta kullanıma soktular.

Devlet, bu hedefe varmak için, tüm eğitim kurumlarını, öğretmenlerini, seferber etti. Yani Zend Avesta’da ne kadar kelime varsa bundan böyle Farsların sayılacak ve bunlar günlük hayatta kullanılacaktı. Herkes bu kelimeleri öğrenecekti.

Roman yazımında, radyo ve gazetelerde, televizyonlarda kullanılacaktı. Böylelikle bu kelimeler Pers diline mal edilecekti.

 

***

Kürdcenin kökü Zend-Avesta’ya dayanmaktadır.

Zend Avesta’yı inkar Kürd tarihini ve Kürd kültürünü inkardı.

Zend Avesta’da Hint-Avrupa medeniyetinin temelini oluşturan kelimeler vardı. Öyleyse Kürdler İslam işgalinden önceki tarihini reddederlerse kendi dillerini ve dolayısıyla kültürlerinin tarihini de reddeceklerdi.

Bugün müslüman olsalar bile artık kendilerine Zend Avesta dendiğinde, Zerdüştlük dendiğinde hemen tepki gösteremeleri gerekiyordu. Yani kendi tarihini islam işgalinden önce hiç öğrenmemeli ve hiç ondan bahsetmemeliydiler. Kürdlerin tarihi olmamalıydı. İslamdan önce Kürdler yoktu ve olmamalıydı..

 

Halbuki Türk olanlar, kendi tarihlerinin   İslamdan önce ki kısmını araştırır yazarlar. Hatta bu tarihe daha da fazla önem verirler.  

Kürde ise İslamdan önce hiç yaşamadığını var olmadığını söylerler.

 

Kürde,Geçmiş tarihine sahip olmanın dinsizlik olduğunu vurgularlar. Zerdüştlükle suçlarlar.

 

Geçmişte nasıl Selahattin Eyyübi islam alemi ile birlikte hareket edip , Batıya karşı savaşmışsa sen de aynısını yap derler.  

«-Gel, TC ile birlik ol ve Kürdistan denen bir devlet kurmak isteyen Barzani’nin müttefiği batıya karşı TC ile birlikte savaş!» derler.

 

Zerdüşt dini ve dili, Kürd dili ve tarihidir.

Kürd kültürünün, Kürd dilinin tarihidir.

Tarihsiz temelsiz kalmamak için bu dili ve bu dini bilmemiz gereklidir.

Tarih Öğrenmek bugünkü dini inkar değildir ki. Persler Zend Avestadaki kelimeleri dillerine onyıllaca süren bir çaba ile soktular diye  müslüman olmaktan çıkmadılar.. Sadece yapılan bir kültür emperyalizmi idi. M. Kemal de Kürdler türktür derken, Girit’teki Knosos  Sarayını türkler yaptı derken aslında  uyguladığı bir Kültür emperyalizmi idi. Diğer bir ulusun tarihini dilini yapmalamak ve kendilerine mal etme gayreti idi.

 

TC müslüman olmuş bir ulusu -bizi- zerdüştlükle suçlarken asıl söylemek istediği «dilinizin tarihinden uzak durun, medeniyetinizin temelinden uzak durun!» demek istiyor.

 Yoksa Zerdüştlüğün  artık aşılmış bir din ve düşünce sistemine sahip olduğunu da  bilirler.

 

Yunanlıların eski tarihlerini araştırması öğrennmesi onların Hristiyan olmasına engel değildir.

Yunanlılar eski dillerini medeniyetlerini, tarihlerini araştırmakla çok tanrılı dine mi dönüyorlar?. Elbette hayır!

Aksine bugüne gelene kadar geçilen aşamayı kavrayıp, yarattıkları kültürün farkına varıp ulusal kimliklerini güçlendiriyorlar. Çünkü kimliği güçlü kılan dil ve tarihtir. Hristiyan bir Yunanlı için eski -Hristiyanlık öncesi tarihi- bilmek daha da önemlidir.

İşte tam bu yüzden TC bizim dilimizi ve tarihimizi öğrenmemize engel oluyor.

 

Böylelikle Kürd kendi dilinin Neolitik Kültürü yaratan dil olduğunun farkına varmayacak ve dilinin kültürünün düşmanı olacaktır.

 

Din ayrı, dil ve tarih ayrıdır. Dil ve tarih bizi bugüne getiren medeniyetin ta kendisidir.

Türkler Orta Asyada iken müüslüman değillerdi. Ama nasıl o tarihi öğrenip araştırıyorlarda biz de kendi dilimizi ve medeniyetimizin temellerini araştırmalıyız!

Dilimizi ve tarihimizi öğrenmememiz  kimliğimizi koruyamamamız için tam üç nesildir Kürdlere bir tek ilkokul bile açmadılar. Aksine  bir tek kelime Kürdce konuşandan önceleri para cezası aldılar. sonraları hapse attılar.

Bugün köylerimiz kasabalarımız  yerle bir ediliyorsa, bu köy ve kasabaların  ulusal kimliğinin hala güçlü olmasından dolayıdır. Dillarini hala günlük hayatta kullanmalarından dolayıdır. Kurulacak bir Kürd devletini  desteklemeleri garanti olacağından dolayıdır.

Kasabalarımızın yerle bir edilmesi kurulacak Kürd devletine karşı savaşın ta kendisi idi.

dsc05042

Rojek jı Rojen Evdale Zeynıke rupel 11

 

 
Ali Karduxos, 6 Aralık 2016-Atina

Δεκέμβριος 6, 2016 Posted by | bejenasi | Σχολιάστε