Alikarduxos's Blog

Bêjenasîya zimanê Kurdî

Bugün Dünya Çingeneler Günü

Bugün 8 Nisan,

Dünya Çingeneler Günü. Çingenelere Roma da deniyor (sebebini bir sonraki yazıya bırakıyorum).

Yunanistan Cumhurbaşkanı  Sayın  Prokopis Pavlopulos bir gurup çingeneyi makamında kabul etti.

Çingeneler Hindistanlıdır. Dilleri Hint-Avrupa dilidir yani eski Hintçedir. Bu durumda Kürdceye, Yunancaya, Latinceye vd Hint-Avrupa dillerine akrabadır.

Hint-Avrupalılar bugünkü Pakistan’a Hz. İ. Ö. 1500 civarında yerleşmişler.  Yerleştikleri bölge bugün İNDUS NEHRİ’nin   aktığı  bölgedir.

İndus nehrinin yüzlerce küçücük  kolunun yanı sıra 5 önemli  kolu var.   Bu yüzden de bu  bölgenin tümüne PENCAB denir. (PENC-  “5” demektir, -AB ise “su” demektir. Kürdce PENC+AV).

PAK-İSTAN kelimesinin başındaki PAK:

PENCAB+AFGANİSTAN+KAŞMİR = bölgelerinin baş harfleridir.

PAK+İSTAN= PAKİSTAN

***

Yıllar önce, Komotini (Gümülcüne’de)  şehrinde, Andonis Liapis isminde  çok değerli bir arkadaşım  ROMA SEPETÇİLİK MÜZESİNİ açmıştı. Aynı arkadaş  Roma-Yunan Dili Sözlüğü’nün  de yazarıdır.

Kendisi PANTİO Üniversitesi (Siyasi Bilimler) mezunudur.

Onun hazırladığı  bir internet sayfasını buradan yayınlıyorum.

tıklayarak lütfen  resimlere bakınız!

http://romagr.gr/museum/122

Haritada Çingenelerin yayılışını izliyorsunuz.

***

 Dünya Çingeneler Günü dolayısıyle bir  kelimenin etimolojisini  hazırlamıştım. Ama gerekli imkanı yaratıp  videoya çekemedim.

 Borcum olsun.

Sepetçilik ile ilgili bir   kelime.

Sepet yunanca KALATH-İ..

KLOTHO ise, «örmek» demek.

Su kamışından yapıldığı için aynı kökten olduğuna bir  şüphem yok. İkisi de KALAM  kelimesinden geliyor.

roma_museum4

a giftoi 01

17819872_10154728034762950_1793065192_o

Bahsedeceğim kelime KALATHİ değil.

Bugüne kadar duyduğunuz en ilginç kelimeyi açıklamam için biraz sabredin!

  ***

Sepetleri sadece su kamışından yapmıyorlar. Kolayca eğilip bükülen söğüt  dallarından da yapıyorlar. “Söğüt” kelimesinin etimolojisini borcum olsun. Bugüne kadar hiçbir yerde yazılmadı. İlk kez kardeşiniz Ali Karduxos’tan  okuyacaksınız.

 17841883_10154728007717950_1799148110_n

Resimler tüm çingenelere armağandır.

 

Ali Karduxos-Atina

Απρίλιος 8, 2017 Posted by | 1, değişik / curbecur | Σχολιάστε

Kürdce andêr kelimesinin etimolojisi

Soru:

Silav hevalên delal.Gelo wateya»enderîn» çî ye?Helbesta Rênas da derbas dibe. (A.D.)

****

CEVAP:

 Kürd Dili  bir Hint-Avrupa dilidir.

Yani Hindistan’dan Avrupa’ya kadar olan ve buğday  kültürünü  yaratan  medeniyetin  dilidir. Sözkonusu  kelimeleri de bu çerçeve içinde  değerlendiriyoruz.

 “Enderîn” kelimesini bir de Kürdcemizdeki andêr  kelimesi ile ilgili olarak düşünün!.

Andêrê  îsotê kezeba min şewitand” deriz.

anlamı gayet açık: Zararlı,  yakıcı, zehirleyici, iç kısma zarar verici vs.

Yunanca’da İlyada Destanı’nda ENTERA kelimesi vardır. (bkz. İLYADA DESTANIN 507-8 . satırı ).

EN+TERA kelimelerinden oluşur. Yunaca  EN “içinde” demektir. -TERA ise kürdcemizdeki   ⁄-tirîn ⁄  ekidir. Karşılaştırma yapılırken kullanılır.

xwaşTIRîN

başTIRÎN  gibi.

***

  Yunancada (-tero, tera)  biçiminde  karşılaştırma ekidir. “Daha da, daha fazla, en fazla” demektir.

Baştaki  EN, “içinde” demektir;  “iç kısım” demektir.

 

Latincede İNTERİOR ayni köktendir . En içte olan, gizli, mistik olan demektir.

Fransızcada interieur olarak bilinen kelimedir.. Çağdaş İngilizce’de interior.. İspanyolca interno.

*** 

Günümüz Yunancasında artık   “iç organlar” veya sadece “bağırsak” kelimesinin karşılığıdır.  

Osmanlıların kullandığı  “enderun mektebi” sarayın içindeki  kapalı   mekteptir. İç Oğlanlar Mektebi’dir.

Yani hepsi iç kısımla ilgilidir.

Sanskritçesi antara.

Ne kadar eski bir kelime olduğu aşikar.

***

Gastrit derken  kullandığımız kelimenin kökeni  GASTRO-ENDERİTİDA‘dır. Yunanca olan bu kelime “Mide ve bağırsak  hastalığı, veya iltihabı ” demektir.

 Bu durumda mide bağırsak ve iç organlarımıza zarar veren yiyecek, madde,  ruh, bunların hepsi  andêr’dir. Ve çağdaş Kürdcede şairin kullandığı   biçimiyle  enderîn dir. 

Ali Karduxos, 21 Şubat 2017-Atina

Φεβρουαρίου 21, 2017 Posted by | 1, bejenasi, değişik / curbecur | Σχολιάστε

hak-par’lılar bana küfürlü mesajlar gönderiyorlar

Özelimden gelen mesajlarda HAK-PAR’lılar bana bir IŞİD’cinin esir bir Kürde yaptığı küfürlerin aynısını yapıyorlar.

 
Yayınlamaktan utandım.
 
Bir küfür kampanyası başlatmışlar.
 
Devlet yanlısı isen ha IŞİDci ha HAK-PAR’lı fark etmez.
 
***********************
Bu Burkay denen iç oğlan köpeği Avrupa’dan boynuna tasma vurulup getirildikten sonra 10 bin Kürd tutuklandı. 10.000 Kürd katledildi.
Ama bu domuzun kılı bile titremedi.
Devlet yanlısı kalmaya devam etti.
 
*****
 
İçoğlan Burkay:
-Tahir Elçi’yi devlet katletmedi, dedi.
 
HAK-PAR’lılar, bunu ispatlamak zorundadır.

***
 
Hak-Par’lı itler, IŞİDden öürendikleri küfürleri ile anama kürferederek kurtulamazlar.
 
Zaten bir insanın adi bir varlık olup olmadığı, karşısındakinin anasına çocuğuna, bacısına (yani savaş dışı tutulması gerekenlere) yaptığı küfürle anlaşılır.
 
Kemalizmin «ilerici yanları var» diyen insan, tartışmasız devlet piçidir.

——————————————–
Ali Karduxos-26 Aralık 2016-Atina

———————————————

Δεκέμβριος 26, 2016 Posted by | 1, değişik / curbecur | Σχολιάστε

DİN ile BİLİM arasında büyük fark var

1-Dünyanın yaşı 4,5milyar. (dikkat milyon değil milyar).

Bu rakam Dünya’daki tüm üniversitelerce verilen rakamdır.

*****

2-Dine göre ilk atamız Adem’den Tevrat’ın yazılışına kadar  5 bin yıl bile geçmemiştir.

dunyanin-yasi

Tevrat, Hz.İ.Ö. 1200 civarında yazılmış. Yani kabaca 5000 + 3200= 7200 yıl .

 Aradaki fark çok büyük…

***********************************

  Türkçe Çayönü ve Göbeklitepe denen  arkeolojik alanların yaşı  12.000 yıldır.

Demek ki; Hz. Adem’den önce haykel yapıp,  taşlara hayvan figürleri çizen insanlar da varmış.

İnsanoğlunun 10.bin yıl önce Mezopotamya’da buğday ektiği kanıtlanmıştır.

Bu durumda ülkemiz Kürdistan coğrafyasında insan,  Hz. Adem’den  en az 2.800 sene önce buğday ekmiştir.

 Fransa ve İspanya’daki mağara resimleri 18.000 yaşında.

Bilim adamları insanın ateşi kullanmasının en az 400 bin yıl önceye  dayandığını  söylüyorlar. Hipotez değil,  bilim adamları, ateşin kontrol altında yakılıp  et pişirildiğini  belgeleri ile ispatlıyorlar.

Amerikanın keşfi 1492dir.

Buradaki yerliler tek tanrılı dinleri ancak bu tarihten sonra tanımıştır.

Amerika kıtasının varlığı  bilinmediği için oraya ne bir peygamber, ne de bir kutsal kitap gönderilmiştir.

Amerika kıtası  keşfedildikten sonra  «buranın  bugüne kadar bilinmeyen  yeni bir kıta olduğunu»  söyleyenlere kilise şiddetle karşı çıkmış ve  bu teorinin tüm insanların  Adem’den gelmediğini iddia etmeye eş bir  iddia olduğunu söylemiş ve bu fikirleri de  dinsizlik  olarak yorumlamışlardır.

Yüzyıllar sonra  Amerika kıtasına geçenlerin  Hz.İsa’dan  en az 10.000 yıl önce Avrasya kırtasından geçtikleri ispatlanmıştır.

Endonezya ve Avustralya adalarına insanın ayak basması  günümüzden 50.000 yıl önce olduğu  bilim adamlarınca kesin olarak belirtilmiştir ve bu bilgiler bugün tüm Dünya üniversitelerinde  okutulmaktadır.

Dünyanın en eski duvar resimleri Endonezyada Sulaezi adasında bulunmuş. 40.000 yıl önceye ait. Fransadaki Sobe veya Sove mağarasındaki resimlerin ise 30.000 yıllık bir geçmişi olduğu iddia ediliyor.

Altamir ve Lasko mağaralarındaki duvar resimleri ise 17.000 yıllık.

Yani bilime göre Hz. Adem yaratılmadan çok-çok önceleri   insanlar tüm dünyayı istila etmişlerdi bile.

Ali Karduxos, 13 Ekim 2016-Atina

Δεκέμβριος 18, 2016 Posted by | 1, değişik / curbecur | Σχολιάστε

Yılmaz Güney: «-YAŞASIN BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN!»

Νοέμβριος 19, 2016 Posted by | 1, değişik / curbecur | Σχολιάστε

TÜRK KADINI MÜTTEFİĞİMİZDİR, CHP değil!

Tevrat ve İncil her dile çevrilmiştir.

Protestanlar:

«-Bir insanın kutsal kitabı okuması için aracıya ihtiyacı yoktur«, demişler.. Herkesin okuyup anlaması gerek, demişler.

Yani din adamı gelip de sana Kutsal Kitap’ta ne yazıldığını açıklayacak! demek; kul ile Allah arasına aracı koymak demektir. Birileri Allahın kelamını anlıyor ama birileri de anlamıyor demektir. Bu da: Birileri imtiyazlı birileri değil anlamına gelir.

Protestanlar işte bu yüzden İNCİL’İ GİTTİKLERİ HER YERDE O HALKIN DİLİNE ÇEVİRDİLER, HEM DE EN ANLAŞILIR BİÇİMDE çevirip yayınladılar. Halkın kullandığı günlük dilde yazdılar. Çünkü kul ile Allah arasına Allahın kelamını getirecek aracıya ihtiyaç yoktur. İkisi de kuldur. Birisi anlıyor, diğeri anlamıyorsa suç bizdedir. Anlayış buydu. Ve bu aslında dinde papazlara ve istismarcılara karşı bir darbe idi.

Bu durum protestanların gittikleri ülkelerde yerli dilin yazılmasına okunmasına ve gelişmesine de muazzam katkısı oldu. Sonuçta sömürgelerdeki ulusal kimliği güçlendirdi.

12511729_198379177178598_85957914_n

Müslüman Kürdler ise; Kur’an-ı Kerim’i Kürdce olarak yazdıklarında üç nesil boyunca TC devleti yetkililerince toplatıldığı ve Kürdce yazılması yasaklandığı için kendi kutsal kitaplarını okuyup anlayamadılar..

Kuran-ı Kerimin Kürdce yazılması 15 yıllık gerilla savaşından sonra ancak mümkün oldu. [Türkler Kur’an-ı Kerim’i Kürdce okuyacak olan Kürdün kendi dilini kimliğini geliştireceğini bildiklerinden dolayı yasakladılar. Ama üç nesil sonra artık sıradan insan Kürdceyi okuyamaz duruma gelmişti. Teleffuzu yasaklı harflerden(seslerden) dolayı güçleşmişti, şu anda Kürdce Kuran-ı Kerim’i Kürdce okuyup da tamamını anlayacak insan sayısı çok azdır].

TC’nin yeni politkası Saddam politkasının devamı idi. İslam ülkelerine lider rolü oynamak.

Bu da işgalci ve asimileci devletin hilesidir. Kur’an-ı Kerim’i yasaklayıp tüm Dünya’ya «müslümanlığın lideri» pozunda çıkamazlardı. Herkes onlara:

«-Ya siz Kürdlere Ku’ran-ı Kerim’i yasaklamışsınız, bize de müslümanlık taslıyorsunuz, çok hilekarsınız!!» diyecekti.

İşte bu yüzden biçim olarak Kürdce Kur’an serbest oldu. Ama okuyabilecek insan kalmayınca serbest oldu. Anlayabilecek insan kalmayınca serbest oldu. Türkiye’de şu anda Japonca Kuran-ı Kerim de yasak değildir ama onu okuyabilen olmadıktan sonra…. ha yasak ha değil bir farkı var mıdır? Kürdistan İngiliz sömürgesi olsaydı, dilini de kaybetmezdi, Kutsal kitabını da okurdu. Kendi tarihini de dilini de araştırabilirdi.

Bugün Kur’an-ı Kerim’de ne yazıldığı hemen hemen hiçbir kürd tarafından bilinmemektedir. Bu yüzden TC Kur’anı ezbere oku ama anlama! politkası ile siyasi araç olarak kullanmıştır. Kürdistan İngiliz sömürgesi olsaydı biz Kürdcenin yanında ingilizceyi de biliyor okuyor yazıyor olacaktık. Bu da bizim bilimsel bilgiye erişme imkanımız olacaktı demektir. Çünkü sadece Türkçe bilmekle bilimsel bilgiye erişilmesi imkansızdır. Devlet bunun tedbirini de almıştır. İngilizce bilen biri en başta Kürdce olmak üzere, Hititçe’den Sanskritçe’ye kadar her dili araştırabilir.

Türkiye’de eğitimin görevi bilimsel bilgiyi ustaca saklamak ve çarpıtmaktır. Bilimi görünmez hale koymaktır. Kadının dolunay gibi olan yüzünü sakladığı gibi bir ışık olan bilimi saklamaktır.

Artık öyle bir duruma gelinmiş ki Erdoğan 5-10 senede Türk halkını 100-200 sene geriye çekti. Ama buna tepki veren olmadı. Tepki veren yok.. CHP tepkisi de Kürdleri kandırmak için bir hiledir. Kürdlere sunulan sahte bir alternatiftir. Tutuklu HDP’ye CHP’yi destekılerseniz kurtulursunuz mesajı veren devlettir. Yani türkleşirseniz kurutulursunuz. Kemalistleşirseniz kurutulursunuz!

Yarın öbürgün kadınlar kızlar pantolon giydiklerinden, denize girdiklerinden, yüzlerini açtıklarından dolayı saldırıya uğrayacaktır.

Bir anne kızını çocuk yaşta tecavüz edildi diye veya istendi diye evermek zorunda kalacaktır.

Bu durumda çağdaş dünyaya çağdaş bir yüzle çıkmak isteyen Kürdün en büyük müttefiği TÜRK KADINI’dır.

Burada mesele ilerici gerici olma meselesidir. Devleti yöneten bir avuç yeniçeri dölü kendi çocuklarını okutacak Avrupalara gönderecek ama halk karanlıkta kalsın diyegerekli tedbir leri alacak.

İlerici olan kesim ve olmak zorunda kalan kesim kadınlardır.

Bu yüzden de Kürdün müttefiğidir.

Erdoğan’ın müttefiği IŞİD’liler caddede yakaladıkları ve sadece çorabı olmadığı için (fakirlikten) ayakkabısının üstünden iki parmak açık olduğu için canı görünen kadını kafasına kurşun sıkarak infaz ettiler.

Türk kadını, Erdoğan’ın,   sadece erkek egemenliği olan bir vahşete doğru götürdüğü bu toplumda bizim müttefiğimizdir.

Ali Karduxos, 19 Kasım 2016-Atina

Νοέμβριος 19, 2016 Posted by | 1, değişik / curbecur | Σχολιάστε

İslamda şarap ve kadın

 

gula-la-ne

 

Kilisede Papaz tüm inanaların ağzına çay bardağı kaşığı kadar şaraba batırılmış ekmek kırıntısı verir. Ekmek ve şarap kutsaldır. Biri buğday biri de üzüm olduğundan kutsaldır. İnsanoğlunun, ilkel atalarımızın tabiatı denetim altına almasında, acından ölmemesinde rol oynayan, medeniyet kurmasında rol oynayan en önemli iki besin meddesidir. Buğdayı bir kenara bırakıyorum. Şarap İslamdan sonra yasaklanmış. Yani onbinlerce yıllık tarihimizin son 1000-1200 yılında yasak sözkonusudur. Daha önce temel gida maddesidir. Üzüm hala da önemli bir besin maddesi. Bugün bir anne sütü olmazsa çocuk maması alır. Eczanelar doludur. ama ilkel atalarımız için bu imkan yoktu. küçük çocukların en önemli besin maddesi üzümdü. Üzümün suyu sıkılır ve çocuğa verilirdi. Kürdce ŞİR(süt), SİRA(üzüm suyu) , ŞİRİN(tatlı) bu yüzden de aynı kökten olan kelimelerdir. Yunanca bir salkımdaki bir tek üzüm tanesine roga denir. Roga annenin memesinin ucudur. Çünkü annenin memesinin ucu gibi tatlı bir su akıtıp çocuğu doyurur. Aynı görevi yapar. İnsanlar üzümü korumanın yollarını aramışlar.. Buğday dayanıklıdır, bozolmaz.. Ama Üzümü nasıl koruyacaklardı?. suyunu kaynatıp pekmez ve pestil yapmışlar. Üzümü kurutmuşlar. ama kuru üzüm de bozuluyormuş.. Bu yüzden de defne yaprağı koyup korumuşlar. Koruyan ve besleyen her şeyde annenin ruhu vardır, ANA tanrıçanın ruhu vardır düşüncesiyle defne demişler. Annenin ismini vermişler. Defne, Yunancadan gelmiş bir kelimedir ve adı DAFNİdir. Baştaki DA- «anne»dir. Çünkü korur. erken tutuşan bir bitkidir. ateş yakmakta kullanılmış ve yaprakları kuru üzüm vs. gibi yiyeceklerin üstüne atılınca yiyeceklerin erken bozulmalarını önlermiş. hala kuru üzümün bozulmaması için bu yönten YTunanistanda ve Kürdistana kullanılır. Narların üzerine de atarlar. bunu gürünce ana gibi yiyeceklerimizi koruyan anlamında DAFNİ demişler. DA kelimesi en eski ANA kelimesidir. DA ateştir. DA annedir. DA yerdir. Bunlar insan oğlunu ısıtan koruyan ve besleyen üç varlıktır. Yunanlılar Buğdaya veya buğday tanrısına DA-MİTİR demişler. DA yer MİTİR ise anna anlamındadır (aslında ikisi de annedir. biri daha eskidir. [Da] daha da eskidir) … Toprağı ekmeden önceki annedir. DA: yeri temsil eden ana, herşeyin herkesin tüm canlıların anasıdır + MİTİR ise; kişiyi emziren annedir. Koyunun hem MEEE demesi hem de anne gibi süt vermesi Mİ denmesine neden olmuştur. Eski Yunancada da KOyun Mİ-dir. Annenin göğsünden çıkan şirin ve beyaz sıvıyı emerek doyarız, ölmeyiz ve büyürüz… Kürdce MI-JIN denmesinin sebebi budur. MAM denmesinin sebebi budur. mama denmesinin sebebi budur. Yunanca süt emme VİZ- dir ve Kürdcedeki MIJ, ila aynı köktendir. Önceleri Annenin kardeşine MAM derken sonradan babanın kardeşine MAM demişiz. Çünkü annenin kardeşine MAM dediğimizde anaerkil aile vardı. tek eşli evlilik yoktu. kabilenin içindeki herkes annenin kardeşi sayılıyordu. Baba ise bilinmiyordu. (bu sosyolojik bir gerçektir. yani bir tahmin değildir).. Ama üzüm suyu bir kaba konunca içine dafni yaprağı da atsan maya kapıp şarap oluyordu. tabii bir işlemdi bu. Sütün mayalanıp yoğurt olması gibi. üzüm suyu da kendiliğinden mayalanıp şarap oluyordu. BUnun çocuklara verilmesinin sakıncaları görülünce büyükler içmeye başladılar. sarhoş ettiği görülünce bu kez toplumda onu ölçüsüz içenlere karşı tepki doğdu. İşlamın ilk yıllarında da şarap yasak değildi. Yunanlılar sarhoş etmesini engellemek için su ile karıştırıyorlardı. Arapça şarap HAMRdır. Ama Hz. Muhammed içenlerin kavga çıkardıklarını sarhoş olup olay çıkardıklarını görünce yasaklamıştır. Kur’an-ı Kerimde Nahl suresinin 67 ayetinde: «Hurma ağaçlarının yemişlerinden ve üzümlerden sarhoşluk veren bir içki ve iyi bir gida elde edersiniz» (Aktaran kaynak: Orhan Hançerlioğlu. İslam İnançları Sözlüğü HAMR kelimesi. sayfa 133.) Aynı kaynak şöyle devam ediyor: «Ama peygamberin amcası Hz. Hamza’nın sarhoş olup elinde kılıçla Hz. Ali’nin develerine saldırması üzerine Bakara suresinin 219 . ayeti indi, bu ayet şöyle der: » Sana şarabı ve kumarı sorarlar, de ki: İkisinin de insana hem günahı hem de yararları vardır ancak günahı yararlarından daha büyüktür.» Yunan mitolojisnde Buğdayı temsil eden DİüMİTRA adlı tanrıçadır. buğday demektir. Üzümü ise temsil eden Diyonisos’tur. Ben 34 yıldır Yunanistandayım bira ve şarap içmeyen bir erkek görmedim. Hatta buraya turist olarak gelen arapların aşırı derecede alkol tükettikleri de söylenmektedir. Öyleyse fotoğrafta görülen erkek egemenliğinin sürdürülmesi için ilkel bir toplumda uygulanan cezadır. kahrolsun şarabı bol bol tükettiği halde, kadınlar içince onları kırbaşlayan anlayış. Kahrolsun islamın erkek egemenliği.

Νοέμβριος 16, 2016 Posted by | 1, değişik / curbecur | Σχολιάστε

Mehmet Lalealp, devlet görevlisidir

TARTIŞMA AŞAĞIDAKİ BU YAZIYLA BAŞLADI

 

ahmet-bara-kili-1

Yukarıdaki yazının altına Mehmet Lalealp bir yorum yapmıştı.

Ben de kendisine  cevap verdim. Buyrun okuyun!

m-l-birincisi

DEVAMI..

m-l-ikincisi

DEVAMI

m-l-ucuncusu

 

DEVAMI…

m-l-dorduncusu

 

DEVAMI…

 

m-l-besincisi

 

DEVAMI…

m-l-altincisi


===================================================

 

Ali Karduxos , 11 Kasım 2016-Atina 

Νοέμβριος 11, 2016 Posted by | 1, değişik / curbecur | Σχολιάστε

Kürdistan’ın Hayırlı Evladı

13327422_273882699628245_6173227489315561603_n

Doktor lakabıyla anılan Said Çürükkaya Almanya’da yaşıyordu. 2014 Haziran’ında, IŞİD Musul’u ele geçirince, ve Ağustos’da Şengal’e saldırınca, Güney Kürdistan’a geldi ve peşmergeye katıldı. Gönüllü bir peşmergeydi. Kendisi gibi gönüllü olan peşmergeler de vardı. Gönüllü peşmerge birliği oluşturdular ve mücadeleye, savaşa, peşmergelerle birlikte aktif olarak katıldılar. Kasım 2015’de, Şengal’in büyük bir kısmı IŞİD’den kurtarıldı. 12 Kasım 2015’de, Şengal’e giren peşmerge birlikleri arasında, Doktor Said’in birliği gönüllü peşmergeler de vardı.

Doktor Said, peşmerge birliklerine eğitim veriyordu. Özellikle mayınlar konusunda, arazileri, konutları, yolları vs. mayından temizlenme konusunda eğitim veriyordu. Mayınları, saptama, sökme, etkisiz hale getirme, bunun için gerekli cihazları verimli, etkili bir şekilde kullanma çok önemliydi. Gönüllü peşmerge birliği bu konuda çok yoğun ve yaygın bir çalışma, çaba sürdürüyor.Bu çalışmalarını, çabalarını, çoğu zaman, büyük olanaksızlıkla içinde fakat çok büyük bir şevkle sürdürüyor.

Kasım 2015’de, İBV olarak, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne yaptığımız gezi sırasında, Şengal’i de ziyaret etmiştik. Bu gezide bize peşmerge birliği yanında, Doktor Said’in, gönüllü peşmerge birliği de refakat etmişti. Doktor Said, IŞİD’le savaşırken, 12 Kasım günü, Şengal’e nasıl girdiklerinin, Şengal’in yanmış yakılmış, yıkılmış halini de anlatmıştı. Eylül 2016 sonunda, Soran’da, Milli Düşünce Sempozyumu etkinliği vardı. Bu etkinlikten sonra Hewler’de, Doktor Said’le yine görüşüp Kürd sanatçı Rojin’in lokantasında uzun uzun sohbet etmiştik…

Musul operasyonu, 17 Ekim 2016 da başladı. Bu operasyona Irak ordu birlikleri ve Kürdistan peşmerge birlikleri katılıyor. Uluslar arası koalisyon güçleri hava desteği veriyor. Peşmerge birlikleri yanında gönüllü peşmergeler de operasyon aktif olarak katılıyor.

IŞİD insani hiçbir değere sahip değil. Savaş hukukunda hiç yeri olmayan bir savaş tarzı yürütüyor. Savaş alanında her tarafı mayınlarla tuzaklıyor ve kontrol ettiği alanlardan kaçıyor. IŞİD’in bıraktığı alanlardaki mayınları temizleme de, tuzakları etkisiz bir hale getirmede Doktor Said’in gönüllü peşmerge birliği çok önemli bir rol üstlenmiş durumda…

26 Ekim günü, böyle bir mayın temizliği sırasında, bir tünel girişinde çalışmalar yaparken, mayın patlaması sonucu Rojhilat’dan bir gönüllü peşmerge şehir oldu, Doktor Said ağır yaralandı.

Doktor Said’in durumuyla, başta Başkan Mesut Barzani olmak üzere, Kürdistan Bölgesel Yönetimi yöneticileri, Peşmerge Bakanlığı yakından ilgileniyor. Ama, Doktor Said’in ağabeyi Selim Çürükkaya’nın söyledikleri de çok önemlidir. “IŞİD klasik savaş yöntemleriyle savaşmıyor. Bomba, bubi tuzakları, uzaktan kumandalı patlayıcılar ile mayınlar döşeyerek kaçıyor. Maalesef Kürdlerin bu konuda uzman sayısı çok eksiktir. Koalisyon ülkeleri de karadan harekata katılmadıkları için mayın temizliğine de katılmıyor. Bu iş sadece Kürdlerin işi değildir. Bu konuda KBY Hükümeti koalisyon güçlerine çağrı yapmalıdır”

http://www.kürdistan-post.eu, 28 Ekim 2016

Doktor Said, bugün (28 Ekim) Almanya’dan gelen ambulans uçakla, tedavi için Almanya’ya götürüldü. Kürdistan’ın bu hayırlı evladı, dilerim kısa zamanda iyileşir, sağlığına kavuşur, mazlum halkına hayırlarını sürdürür.

İsmail Beşikci

NERİNA aZAD

Οκτώβριος 28, 2016 Posted by | 1, değişik / curbecur | Σχολιάστε

Bir yıl önce 10 Ekim 2015’te yazdıklarım

BİRİNCİ YAZI

10-ekim-2015-i

İKİCİ YAZI

10-ekim-2015-ii-png

 

ÜÇÜNCÜ YAZI

10-ekim-2015-iii

 

DÖRDÜNCÜ YAZI

10-ekim-2015-iv

BEŞİNCİ YAZI

10-ekim-2015-v

Οκτώβριος 10, 2016 Posted by | 1, değişik / curbecur | Σχολιάστε